Fethi Mehmet Güven
Haziran ayı içinde SpaceX adlı şirketin halka arz edilmesi, hep gündemde olan Elon Musk’ı daha da ön plana çıkardı. Halka arzdan elde edilen gelir ve bunun Musk’ın kişisel servetine etkisi epey tartışıldı. Musk’ın kişisel servetinin büyüklüğü, X(Twitter) platformuna sahip olması ve Trump yönetimi ile git gelli ilişkisi tartışmayı büyüttü. Ana akım medya dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Erdoğan ile sıkı ilişkilerinden dolayı Musk’ın başarı hikayesini ballandıra ballandıra anlatmaya başladı. Musk’a ithaf edilen iyi veya kötü özelliklerin hepsi iyiymiş gibi anlatılmaya başlandı.
Başka patron ve yatırımcılara benzemiyor, çok çalışıyor işyerinde yatıp kalkıyor, çok vizyoner, işine bağlı vesaire. Sonuç itibariyle aileden zengin işkolik bir sosyopattan bahsediyoruz. Ailesinin Güney Afrika’daki elmas madeninden edindiği servet ile rahat bir hayatı olan Musk, birkaç “riskli” yatırım ile ilk sermaye birikimini elde ediyor. Bu sermaye birikimi ile yaptığı şirket satın almaları ile servetine servet katıyor. Teknoloji şirketlerine yaptığı yatırımlardan dolayı da “mucit”, “dahi” gibi unvanlara sahip oluyor. Bunu sağlamak için kişisel reklamına ciddi bir zaman ve bütçe ayırıyor. Diğer zenginlerden bu yönü ile farklı olmak aslında bir gerçek değil sadece bir reklam kampanyası. Dev bir bütçeye sahip bir reklam bütçesi. Özünde aşırı sömürü, devlet destekli teşvikler ve krediler, Güney Amerika’da darbe girişimleri üzerinden elde edilen rant dışında sıradan bir patron var karşımızda. Örnekler çok; Twitter’ı alınca binlerce çalışanı işten atıp çok sayıda işin bir kişinin üstüne yıkılması ile katlanan sömürü, ilk günlerde yüzde 50 olan r ilerleyen aylarda yüzde 80’e çıkan işten çıkarmalar. Uzun mesai saatlerine (günde 16 saat) uymak istemeyenlerin çıkarılacağını ilk gün ilan eden Musk, zaten zarar eden ve etmeye davam eden bu sosyal medya platformunu zaten para kazanmak için değil az önce bahsettiğimiz kişisel reklamını daha da büyütmek için almıştı.
“Biz kime istersek darbe yapacağız! Buna alışın”
Kişisel reklam meselesini sürekli tekrarlamamın sebebi Elon Musk’ın çizdiği portrenin diğer patronlara benzemediği iddia edilerek “Dahi Mucit Milyarder” sıfatlarının sürekli altının çizilmesi. Aslında son yüzyıldaki dünyaya kan kusturan emperyalist para babalarından farkı yok. 2024 yılındaki Bolivya’daki darbeyi “Biz kime istersek darbe yapacağız! Buna alışın” açıklamasını yaparak kutlamıştı. Evo Morales’ini iktidara gelmesinin ardından maden sektöründe yaptığı kamulaştırmalar nedeni ile ulaşamadığı lityum madenlerine darbeden sonra ulaşmıştı.
Trump’ın 2024 seçimlerinde iktidara gelmesinde de önemli rolü hafızalarda henüz taze. Trump’ın seçim kampanyasına verdiği yaklaşık 400 milyon dolarlık desteğe ek olarak ayrıca sahip olduğu sosyal medya platformunun algoritma desteği ile Trump’ın siyasi olarak önünü açtı. Parasal desteğin ötesine geçip seçim kampanyasının hem finansörü hem propagandacısı hem de teknoloji altyapısını kontrol eden aktörü olan Musk yeni bir siyasi tercihle önündeki engelleri temizledi. Bu siyasi tercihin bir nedeni de önceki ABD başkanlarının Musk’ın şirketleri için istediği teşvik ve imtiyazların geciktirmesiydi. Sonuç itibariyle bir patron servetinin büyümesinin önündeki engelleri temizlemek istiyordu bunu da yaptı. Aynen dediği gibi kime isterse darbe yapacaktı. Dünyayı iklim krizinden kurtaracak elektrikli arabalar, insanlığın Mars’a koloni kurması hayali, ifade özgürlüğünün önünü açacak X platformu hikayesi… Yaldızlarının arkasından doymak bilmeyen bir patron çıktı.
Ama bu patron sıradan değil servetini büyütmek için yapacaklarının sınırı yok. Bunun için haziran ayındaki halka arz ile büyük bir kumar masası kurdu.
Kapitalizmin kumar masası: Borsa ve SpaceX
Bazı büyük şirketleri, denetim ve bazı regülasyonlardan kaçırmak için borsaya açmaktan kaçınan büyük patron, SpaceX’i borsaya açarak şaşırtıcı bir adım attı. Yani borsaya açılma adımı atmasını beklemeyen Amerikan borsacıları çok şaşırdı bu duruma. Ama SpaceX zaten ABD devleti ile yaptığı büyük anlaşmalar nedeniyle denetim ve regülasyonlara zaten uymak zorundaydı. Bunu paraya çevirmek gerçekten “dahice”. ABD kapitalizminin koyduğu kurallara bir darbe gerçekleştirildi.
Öncelikle artık şirket yatırımcı geliri, bilançosu ya da kapasitesi üstünden bir değer elde etmıyor. Belirlenen değer gerçekleşmemiş bir gelecek vaadini de değerlemekte. Çoğu uzman, şirketin borsaya açıldığı gün elden edilen 86 milyar dolarlık değerin gerçek olmadığı konusunda hem fikir. Şirketin değerinin bunun ancak yüzde 30’u belki de 40’ı edebileceği görüşünde birleşiyorlar. Tabi bu derginin okurları kapitalizmin ve borsanın nasıl işlediği konusunda az çok bir bilgiye sahip ama olaylar pek bildiğimiz gibi gelişmiyor.
Elon Musk kendisini de içine katarak bütün gücü ile büyük bir reklam kampanyasına başladı. Bu hisselerin, yeni büyük ve kaçırılmayacak bir fırsat olarak pazarlanmasının sebebi bu. Kaçırılmayacak bu fırsata Mars’ta koloni kurarsa şirketten alacağı 1 trilyon dolarlık ikramiye de dahil. Eminönü esnafı gibi “garantisi bizzat benim” demiş oldu. Şimdi burada şu soru gelebilir: Borsanın küçük yatırımcılarını oluşturan orta sınıfların hakkını aramak bize mi düştü? Tabi ki hayır. Ancak işin içinde bir bit yeniği var: Bu hisseler riskli sayılan bir kategoride, yüksek bir değerleme var, daha çok kazandırmayabilir, hatta batabilir. Bunun için alınan bir önlem yok, bu tür hisseleri almayan büyük emeklilik fonları var. Bu fonlar genel olarak riski düşük ve kazancı belli oranda sabit hisselere yatırım yapıyor. Ancak bunun için hissenin uzunca bir süre izleniyor ve stabil olduğu kabul ediliyor. Bazı hisseler için yıllar süren bu süreç SpaceX için 2 hafta olarak belirlendi. Trump’a o kadar destek boşa verilmedi. Kurulan büyük kumar masasına artık riski göze almış kumarbazlar değil emekliliklerinde yaşamaya devam edebilmek isteyen emekçiler de oturdu, hem de zorla. Burada bazı yatırımcıların kendi kendine aldığı bir risk yok sadece ciddi bir kamusal risk var.
Tehlikeli olan, bu spekülatif yapı sadece risk almayı kabul eden bireysel yatırımcılarla sınırlı olmuyor. Emeklilik fonları, endeks fonları ve otomatik yatırım sistemleri de yüksek riskli şirketlere yönlendiriliyor ve bu kumarın kaybedeni emekçi sınıflar olabilir.
Bu kadar borsa, kapitalizm ve kuralları üzerine konuştuk artık kapitalizmin palavralarını keselim. Ama önce liberal piyasacıların “piyasa kendini düzenler, kendini denetler” palavrasından bahsetmeden geçmek olmaz. Musk birbirinden bağımsız gözüken şirketleri başka bir kar eden şirketin içine alıyor ve zarar eden şirketler kâğıt üzerinde karlı hale geliyor. Bunun bir denetimi yok çünkü oldukça güçlü bir siyasi destek ve bir o kadar güçlü bir kamuoyu desteği var. Tabi bu destek Musk’ın sahibi olduğu X platformundan gelen ve Musk’ın servetinin küçücük bir kısmı ile fonlanan bir destek.
Fordizm’den Muskizm’e
20. yüzyılın sanayi kapitalizmiyle bugünün teknoloji kapitalizmi arasında bir fark var. 20. yüzyılın başında özellikle savaşın ardından kapitalizm bir gelecek vaat etti. Kapitalizm özellikle SSCB’nin varlığında basit bir gelecek sunuyordu. Özellikle Amerikan rüyası, sınırlarını aşmayan işçi sınıfı için düzenli iş, ücret, ev ve otomobil ve tabi ki sömürü ile, vaadine taraftar toplayabiliyordu. Avrupa’da da aşağı yukarı aynı sistem işleyebiliyordu. Ancak reel sosyalizmin yıkılması ile işçi sınıfının kazanımları birer birer elinden alındı. Kapitalizm de karlarını devasa boyutta arttırırken işçi sınıfına bir sus payı vermesi gerektirecek sınıf hareketi bile olmayınca “köpeksiz köyde değneksiz gezmeye” başladı.
Artık kapitalizm somut bir gelecek sunmuyor. Onun yerine Mars kolonileri, galaktik uygarlık, sınırsız yapay zekâ ve küresel uydu iletişimi laflarıyla emekçileri bir kumar masasına çağırıyor.
Diğer her şey gibi teknoloji de kapitalizmin elinde daha karanlık bir geleceğe kapı açıyor. Kapitalizmin yeni döneminde şirketler ürün üretmek yerine hikâye, beklenti, heyecan üretiyor. Bu üretim de bir takım teknofeodal beyler tarafından satılıyor.
Aslında kapitalizm, temel işleyiş dinamiklerini değiştirmiyor. Burjuvazi de değişmiyor. Patronlar aynı açgözlülük aynı saldırganlıkta. Toplumsal ihtiyaçlar karşılanmıyor, para daha fazla paraya dönüştürülüyor. Bunu yaparken kapitalizm aldığı büyük riskleri toplumun birikimleriyle güvence altına alıyor.

