Alev Doğan
1950, Berlin. İkinci Dünya Savaşı sona ermesinin üzerinden 5 yıl geçmiş. Büyük bedeller ödeyerek Avrupa’yı Nazizm belasından kurtaran Sovyetler Birliği ise tüm dünyada prestijli bir konuma yükselmiş durumda. ABD ve kapitalist blokun bu yükselen prestije karşı aldığı önlem alması lazım. İşte bu amaçla Kültürel Özgürlük Kongresi faşizmin ininde yenildiği bu kentte toplanıyor.
Bu propaganda aracının aparatları ise dünyanın çeşitli yerlerinden bir araya getirilmiş liberal “aydınlar”, Sovyetler Birliği ve lideri Stalin’e besledikleri hasetle meşhur “entelektüeller”.
Kültürel Özgürlük Kongresi’nin, 1960’larda CIA tarafından fonlandığı ortaya çıkana kadarki süreçte yürüttüğü faaliyetler arasında 35’ten fazla ülkede şube açmak, sanat, edebiyat, felsefe alanlarında sayısız etkinlik düzenlemek ve dünyaca ünlü sanatçılar ve yazarlar için kesenin ağzını açmak oluyor. Yaşadığı güven kaybının ardından ise daha fazla tutunamayarak 1969’da faaliyetlerini sonlandırıyor.
Sonlandırıyor sonlandırmasına ama kapitalist-emperyalist sistemin Kültürel Özgürlük Kongresi benzeri, türevi araçları daha uzun yıllar kullandığı ve hala kullanmakta olduğu herkesçe bilinen bir gerçek.
Çünkü kapitalizmin egemenliğini sürdürmesi için zor aygıtlarından daha fazlasına ihtiyacı var. Siyasi erkin, toplumsal alanda bireylerin, kişilerin duygu dünyasına, bilincine nüfuz etmesi gerekiyor.
Bunu da öyle kabaca değil incelikli bir biçimde zerk ediyor. Terry Eagleton’a göre, egemen ideoloji, tarihsel ve sınıfsal olan kapitalist ilişkileri “evrensel, ezeli ve değişmez insan doğası” gibi sunuyor. Sanat eserleri aracılığıyla bireycilik, rekabet ve mülkiyet arzusu doğallaştırılırken; sosyalist dayanışma ve ortak mülkiyet “hayalperest” ya da “insan doğasına aykırı” ilan ediliyor.
Eagleton, doğrudan propaganda ile kültürel ideoloji arasında net bir ayrım yapıyor. Ona göre, açık ve ajitatif propaganda genelde bireylerde direnç yaratır. Emperyalist kültür endüstrisi, sosyalizme doğrudan sloganlarla saldırmak yerine, bunu anlatının biçimsel yapısına yedirerek yapar. Kapitalist kültür anlatıları; sosyalizmi gri, bürokratik, estetikten ve bireysel özgürlükten yoksun bir rejim olarak karikatürize ederken, kapitalizmi çeşitlilik, haz ve yaratıcılığın tek kaynağı olarak sunar.1
Tıpkı Kültürel Özgürlük kongresinin yaptığı gibi. Bu yüzden anti-komünist kaba kalemşorlar yerine Avrupa entelijansiyası içerisinden insan devşirmeyi yeğlemişlerdir.
NATO’nun ‘kültür’ hamlesi
Kültürel Özgürlük Kongresi ile hemen hemen aynı tarihlerde kurulan, NATO da son zamanlarda propaganda konusunda vites yükseltmiş durumda.
Bunun başlıca nedeni ittifakın bir savunma paktı değil emperyalizmin savaş aygıtı olduğu gerçeğinin pek çok insan tarafından görülüyor olması. Çünkü yapıp ettikleri NATO’nun misyonunu gizlemeye yetmiyor.
Malum temmuz ayında başkent Ankara’da bir zirve düzenledi NATO. NATO 3.0 tartışmalarının yaşandığı bu süreçte bu zirvenin ülkemiz başkentinde düzenlenmesi de manidar. Zira ABD’nin başını çektiği emperyalist blokun hedefinde İran olduğu bilinen bir gerçek.
Bu zirve bir yandan da şunu gösterdi ki ülkemiz başta olmak üzere tüm dünyada NATO karşıtlığı anti-emperyalist mücadele geleneği bitmiş tükenmiş değil.
Ama zirveden biraz öncesine dönelim.
3 Mayıs 2026 tarihinde İngiliz yayın organı The Guardian’da bir haber yayımlandı.2 Habere göre NATO, Avrupa güvenlik anlatısını şekillendirmek ve askeri mesajlarını yaymak amacıyla dizi ve film sektörünün temsilcileriyle gizli toplantılar düzenlemiş, Chatham House kuralları altında yapılan bu toplantılar senaryolara kolektif savunma içeriklerinin yedirilmesi ve sinema dünyasında askeri propaganda yapılması gibi başlıklar içeriyordu.
Haberde bu görüşmelere ilişkin sızdırılan e-postalar da yer alıyordu. Sızdırılan e-postalar, bu gizli brifinglerden ilham alan üç ayrı projenin senaryo aşamasına geçtiği ve NATO’nun mesajlarını kurgusal hikayelere nasıl yedireceğini açıkça ortaya koyuyordu.
Hazırlığına başlanan üç sinema projesinin içerikleri ise şu şekildeydi:
Siber savaş gerilimi: Rusya veya Çin gibi ülkelerin Avrupa altyapısına yönelik siber saldırılarını ve NATO’nun kolektif savunma (5. Madde) refleksini işleyen bir aksiyon filmi.
İttifak içi bağlar kurmaca dizisi: Farklı üye ülkelerden gelen askerlerin ortak bir misyonda birlikte çalışmasını, dostluk ve dayanışma bağlarını duygusal bir dille ele alan bir drama projesi.
Arktik Bölgesi Belgeseli/Draması: İklim kriziyle birlikte Kuzey Kutbu’nda artan jeopolitik rekabeti ve NATO’nun bölgede koruyucu role sahip olduğunu iddia eden bir yapım.
Sızan yazışmalar, NATO operasyonlarındaki insan hakları ihlallerini meşrulaştıracak hikâye kurguları oluşturulması için senaristlere istihbarat brifingleri verildiğini gösteriyordu.
Sinema-Televizyon dünyası ile kurulan işbirliğinde ilk dirsek teması 2024 yılında Brüksel’de kurulmuştu. Aralarında Friends, Law & Order gibi popüler dizilerin yazar ve yapımcılarının da bulunduğu bir heyeti Brüksel’deki NATO Karargahı’na ağırlandı.
Daha sonra NATO yetkilileri, Los Angeles, Brüksel ve Paris’te üç ayrı gizli toplantı gerçekleştirdi. Asıl tartışmalar ise haziran ayında Londra’da düzenlenen toplantının öncesinde gerçekleşti.
Toplantıya davet edilen bazı isimler, etkinliğin amacına tepki gösterdi. 2026 İrlanda Film ve Televizyon Ödülleri’nde en iyi film seçilen “Christy”nin yazarı Alan O’Gorman, planlanan görüşmeyi “akıl dışı” ve “açıkça propaganda” olarak nitelendirecekti.3
O’Gorman, bu zirveleri “kabul edilemez bir açık propaganda” diye niteleyerek şunları kaydetmişti:
“Benim gibi pek çok kişinin NATO üyesi olmayıp birliğin katıldığı savaşlar yüzünden acı çeken ülkelerde yaşayan arkadaşları ya da akrabaları var ya da bizzat oralarda yaşıyorlar. Birlik, mesajlarını sinema ve TV’ye yansıtmak istiyor.”
O’Gorman, Londra’daki zirveye davet edilen pek çok senaristin “sanatın savaşı desteklemesi” ve “NATO propagandasına yardım” fikrinden çok rahatsız olduğunu sözlerine ekleyecekti.4
Sonuç yerine
NATO’ya ve onun jandarmalığını üstlendiği emperyalizme verdiği hizmetler ile bilinen Kültürel Özgürlük Kongresi kendisini 1969’da feshetse de hayaletinin dünyanın hala bir yerlerinde dolaştığının örneğidir yazı boyunca açmaya çalıştığımız bu adım.
Ve son da olmayacak. Bu sistem kendisini meşrulaştırmak için insanların zihnine küçük çentikler atmaya, bilinçlerinde gedikler açmaya devam edecek.
Dipnotlar
1 Terry Eagleton-Eleştiri ve İdeoloji Marksist Edebiyat Teorisi Üzerine Bir Çalışma (İletişim Yayınları)
2 https://www.theguardian.com/world/2026/may/03/nato-meets-tv-and-film-makers-causing-concerns-it-seeks-propaganda
3 https://gazeteoksijen.com/dunya/bir-sonraki-toplanti-londrada-tepkiler-buyuyor-nato-avrupa-ve-abdli-yapimcilarla-gizli-bulusmalar-yapiyor-274347
4 https://www.indyturk.com/node/776571/d%C3%BCnya/natonun-sinema-ve-tv-hamlesi-a%C3%A7%C4%B1%C4%9Fa-%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1

