Ali İhsan
Filistin topraklarında sosyalizmin inşası Ekim Devrimi’ne kadar geri gitmektedir. Filistin topraklarına göç eden Yahudi nüfusun etkisinde büyüyen ve gelişen sosyalizm İsrail’in kurulduğu günden bugüne siyonizm-antisiyonizm temelinde bir ayrışmaya sahne olmuştur. Zira Filistin topraklarına sosyalizmi taşıyanlar Avrupa ve Rusya topraklarında sınıfsal karşıtlığın içine doğmuş olsalar da Filistin topraklarındaki sosyalizm deneyimi sınıfsal temelden ziyade etnik kargaşaya son vererek iki toplumun eşitliğini sosyalizm temelinde sağlamaya çalışan ve bu nedenle de zaman zaman milliyetçiliğin gölgesinin hissedildiği bir zeminde şekillenmiştir.
FKP’den MAKİ’ye Tarihsel Miras
Filistin topraklarında sosyalizmin filizlenmesi dünyadaki pek çok örnekte olduğu gibi iki temel kaynaktan beslenmektedir. Bunlardan ilki sosyalizmin Avrupa topraklarındaki suretini bu bölgeye taşıyan ve ilerleyen süreçte İsrail merkez soluna kaynaklık edecek olan yorum diğeri de Ekim Devrimi’nin etkisiyle Moskova’nın etkisinin önemli ölçüde hissedildiği ve FKP’nin kuruluş sürecini hazırlayan Ortodoks Marksist yorumdur. 1919’da FKP’nin kuruluşunun temelinde bu ikinci yorumun izlerini görmek mümkün olacaktır. Yahudi sosyalizminin Filistin topraklarında 1948 sürecinde çok daha belirgin bir şekilde ikiye ayrıldığı görülecektir. Bu ayrılığın en temel nedenini Siyonizm’e verilen tepkide aramak gerekir. Zira Yahudi sosyalizminin İsrail devletini kuran suretinde de Siyonizm resmî ideoloji haline gelerek Filistin topraklarında yayılma süreci meşru bir zeminde yorumlanmaktadır. Öte yandan MAKİ’nin de temellerini atan yorum ise Siyonizm’e karşı Filistin’deki Arapların yaşam hakkını gözeten ve birlikte eşitlik temelinde bir yaşamı savunan bir zemine sahiptir. İsrail’de sosyalizmin en temel tartışması devletin Siyonizm siyasetine karşı konumlanma ile ilgilidir.
Bu bağlamda MAKİ’nin kuruluşu İsrail’in kuruluşu ile paraleldir. 1919’dan itibaren Filistin’de sosyalizmin esas temsilcisi olan Filistin Komünist Partisi (FKP) İsrail devletinin kuruluşu ile tarihsel misyonunu tamamlamıştır. FKP’den MAKİ’ye geçiş süreci de Filistin topraklarında yaşayan Yahudi kökenli sosyalistlerin önderliğinde gerçekleşmiştir. Bu bağlamda erken döneminde MAKİ, Yahudi kimliğinin oldukça güçlü olduğu bir mecrada kurulmuştur. MAKİ’de 1950’li yılların genel çerçevesi Yahudilerin parti üzerindeki güçlü kontrolü ile biçimlenmiştir. Burada Yahudi kimliği üzerine yapılan vurgunun esas mahiyeti MAKİ merkezinde ortaya çıkan mücadelenin sınıfsal bir siyaset izlemenin yanı sıra oldukça güçlü bir kimlik siyaseti ile ilişkili olmasıdır. İlerleyen dönemlerde kimlik siyasetinin MAKİ’de yaşanan dönüşüm sürecinde etkili olduğu görülecektir.
Filistin topraklarında yaşayan Arapların İsrail’in saldırılarına karşı geliştirdiği direniş milliyetçi bir örgütlenmeye gitmelerini sağlamıştır. Filistin Araplarında yükselen milliyetçilik MAKİ’nin dikkatinden kaçmamıştır. 1950’li ve 1960’lı yılların “Üçüncü Dünyacı” yükselişi İsrail’de de karşılık bulmuştur. MAKİ, Filistinli Arapların parti içinde örgütlenmesinin yolunu açmıştır. Parti içindeki bu birliktelik 1965 yılına kadar devam etmiştir. 1965 yılına kadar parti için Moshe Sneh grubu ile Meir Vilner’in liderliğini yaptığı iki grup arasında şiddetli bir rekabet ortaya çıkmıştır. Bu rekabetin esas nedeni Yahudi solu içindeki temel bölünme konusu olan Siyonizm’e karşı alınacak tavır ile ilgilidir. Sneh grubunun Araplara karşı ötekileştirici tavrı ve süreç içinde Siyonizm’le giderek daha yakın ilişki kurmaya başlaması öte yandan Vilner grubunun Arapların yaşam hakkına ve İsrail hükümetinin saldırganlığına karşı çok daha sert bir pozisyon almaya başlaması parti içindeki çatışmayı körüklendirmiştir.
Parti içindeki çatışmanın körüklenmesi kaçınılmaz bir ayrılığı da beraberinde getirmiştir. Partinin Arap seksiyonu olan ve Meir Vilner’in öncülüğündeki grup RAKAH (Reshima Komunistit Hadasha/ Yeni Komünist Liste) adıyla yeni bir parti kurmuş ve 1989 yılına kadar RAKAH adıyla varlığına devam etmiştir. RAKAH dönemi, partinin “Arap sosyalizmi” ideallerinin belirli ölçülerde içinde düşünülmelidir. İsrail toprakları içinde Arapların ve Yahudilerin barış içinde bir arada yaşamalarının esas koşulu sosyalist bir devrimle mümkündür. Eşitlikçi ve komünal bir İsrail kurulabilirse Filistin meselesi de en demokratik şekilde çözüme kavuşturulacaktır. RAKAH döneminde Arapların yoğun olarak yaşadığı bölgelerde belediye seçimlerinde aldığı çeşitli başarılar partinin gücünü kısa süreliğine de olsa pekiştirmiştir. Meir Vilner gibi öncü bir Yahudi kökenli komünistin yanı sıra Tevfik Tubi, Emile Habibi, Tevfik Ziad gibi Arap kökenli siyasetçi İsrail siyasetine damga vurmuştur. Filistin ulusal kurtuluş hareketinin temel dinamiklerine paralel bir siyaset yürütseler de hem silahlı mücadele meselesi hem de Filistin tarafının tek devletli çözümüne karşı RAKAH’ın iki devletli çözüm önerisi partinin FKÖ ve Filistinli diğer silahlı devrimci gruplar ile güçlü bir bağ kurmasını engellemiştir.
MAKİ, 1973 yılına kadar bağımsız siyasetine devam etmiş ve 1973 yılında Moked’e katılarak kendisini feshetmiştir. Sneh grubunun daha ılımlı bir yoruma sahip olan Moked’e katılması aynı zamanda Sneh grubunun 1973 savaşı sonrasında İsrail’in ulusal güvenlik endişelerini merkeze alan ve Siyonizm’e örtük dahi olsa onay veren bir siyaseti kabul etmesi anlamına gelmektedir. Böylelikle İsrail solunda yalnızca RAKAH anti-Siyonist tutuma sahip tek siyasi parti olarak kalmıştır.
RAKAH’ın siyasi parti olarak yalnızlığına karşın ülkedeki çeşitli anti-Siyonist sol grupla yakın ilişki kurduğu görülmektedir. RAKAH, 1977 yılında kendi öncülüğünde kurulan ve bugün hâlâ mecliste temsil edilen Hadash isimli sol ittifak üzerinden siyasal hayatına devam etmiştir. MAKİ isminin uzun yıllardır rafa kaldırılmasının ardından 1989 yılında ismini MAKİ olarak değiştirmiş ve İsrail Komünist Partisi’nin tarihsel misyonunu oldukça net bir anti-Siyonist çizgide yüklenmiştir. 1977 yılından bu yana partinin Arap seksiyonu olan RAKAH geleneği 1989 yılında aldığı MAKİ ismi ile Hadash içinde İsrail’de politik mücadelesine devam etmektedir. Filistin meselesinde “iki devletli çözüm” yönündeki ısrarına devam etmekte ve İsrail devletinin emperyalist politikalarına karşı direnişini sürdürmektedir.
İsrail Solunda Milliyetçiliğin Güçlü Etkisi
MAKİ’nin tarihi esasında Siyonizm ve Arap milliyetçiliğinin gölgesinde gelişen İsrail radikal solunun tarihidir. İsrail merkez solunun ekseriyetle Siyonist bir perspektiften meseleye yaklaşması İsrail solu içinde sol-siyonizmin oldukça güçlü olduğunu göstermektedir. Bu nedenle Siyonizm temelinde bir tartışma yürütmeye çalışırken yalnızca İsrail radikal solu içinde bir tasnif yapmak mümkün olacaktır. FKP döneminin Yahudi-Arap ortaklığı, 1950’li yıllarda MAKİ içinde Yahudi-Arap ayrımına doğru evrilmeye başlayınca bu parti içinde etnik bir bölünmenin sinyalini de vermiş oldu. RAKAH’ın 1965’teki kopuş süreci Siyonizm’e karşı Arapların İsrail toprakları içinde barış içinde ve kolektif yaşam talebinin simgesi haline gelmiştir. Buna karşılık Sneh ekibin Siyonizm yörüngesine girmesi ve 67-73 savaşları sürecinde İsrail devletinin katliamcı politikalarına karşı sessiz kalmasına karşılık RAKAH’ın etnik ayrımcılığa dayalı yürüttüğü baskıya karşı Arapların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin bayrağını yükseltmiştir.
MAKİ içindeki Arap unsurların Siyonizm’e karşı milliyetçi bir pozisyon almasına karşılık hâlâ sosyalizm içinde Filistin topraklarına bir çözüm üretmeye çalışması milliyetçi geleneğin yalnızca Siyonizm’in etnik baskısına karşı kendilerini koruma refleksleri ile sınırlı kalmıştır. Bu bağlamda RAKAH’ın çoğunluğunu oluşturan Arap komünistlerin politik tecrübesi içinde hiçbir dönemde antisemitik bir söyleme ya da eyleme rastlanmamaktadır. MAKİ’nin bugün dahi içindeki Arap çoğunluğa rağmen İsrail içinde Arapların partisi olarak görünmediği söylenebilir. Zira bugün MAKİ’nin önde gelen milletvekillerinden biri Yahudi kökenli olan Ofer Cassif’tir. Sayısal çoğunluk hiçbir şekilde parti siyasetini etkileyen bir noktaya ulaşmamıştır. MAKİ, Sovyet tecrübesinin etkilerini her zaman üzerinde hissetmiş bir parti olarak kendi bölgesindeki etnik baskıya karşı mücadele etse de enternasyonalist bir söyleme sahip olduğunu ifade etmek gerekir.
Gazze Saldırıları Karşısında MAKİ’nin Anti-Emperyalist Pozisyonu
8 Ekim 2023 tarihinde başlayan Gazze’nin işgal sürecinde MAKİ’nin daha ilk günden itibaren İsrail hükümetine karşı açıklamalarının başladığı görülmektedir. MAKİ’ye göre bu saldırıların sorumlusu Netanyahu hükümetidir. Faşist sağ-kanat hükümet bir an önce bölgedeki işgal hareketine bir son vermelidir. Dünya genelinde İsrail’in işgal siyasetine karşı oldukça yoğun bir muhalif dalga ortaya çıkmasına rağmen MAKİ’nin pozisyonunun çok daha kritik olduğunu ifade etmek gerekir. Zira Filistin mücadelesine ülke sınırları dışından destek vermenin maliyeti ile İsrail’de bizzat meclis içinden emperyalist siyasete karşı tepki vermenin maliyeti şüphesiz eş değer değildir. Sayı ve etki alanı olarak güçlü bir muhalefet gibi görülmemesine rağmen MAKİ’nin Hadash bloğu içinde ilk günden itibaren tereddütsüz bir şekilde itirazını ortaya koymaktadır.
MAKİ’nin katı anti-siyonist tutumu partinin geçtiğimiz 1 yıl içinde bedel ödemesine de neden olmuştur. MAKİ’nin bu tavrı Netanyahu hükümetini karşı bir hamle yapmaya zorlamış ve Kasım 2023’te partinin önde gelen isimlerinden Aida Touma Slimani 2 ay ve İman Hatip Yasin ise 1 ay süreyle Knesset’ten uzaklaştırılmıştır. 2024 yılının Kasım ayı içinde partinin Yahudi kökenli yöneticilerinden Ofer Cassif de İsrail meclisinden 6 ay süreyle ihraç edilmiştir. Cassif partisinin siyasi mücadelesi bağlamında uluslararası destek arayışı içinde İngiltere’ye giderek Britanya Komünist Partisi ile görüşmelerde bulunmuş ve MAKİ’nin anti-siyonist mücadelesinin dünya kamuoyuna tanıtabilmek için girişimlerini sürdürmüştür.
MAKİ’nin İsrail’deki varlığı sayısal etkisinden bağımsız olarak dünya genelindeki İsrail imajını oldukça tersine çevirmektedir. Kendi ülkesinin iktidarını “katil” ve “soykırımcı” olarak görmek çok sıklıkla karşılaşılan bir durum değildir. Soğuk Savaş sonrasında milliyetçilik üzerine yapılan “çöküş” tartışmalarına rağmen hâlâ güçlü bir biçimde dünya siyasetindeki etki alanına sahip olan milliyetçilik İsrail topraklarında da oldukça kuvvetlidir. Ancak MAKİ’nin Arap çoğunluğa rağmen milliyetçilik üzerinden kendini tanımlamadığı ve ulusal eksenli bu sorunu mümkün olduğu kadar kimliklerin ötesine analiz etmeye çalıştığı görülecektir. Bunun basit bir Yahudi-Arap çatışması olmadığı oldukça belirgindir. İsrail’in emperyalist aşırı sağ iktidarına ait bir problemdir.
Bu bağlamda MAKİ ve dahil olduğu Hadash ittifakının varlığı İsrail siyasetine bakışı büyük ölçüde değiştirecek bir niteliğe sahiptir. İsrail siyasetindeki ağırlıkları bugün henüz istenilen düzeyde olmasa dahi aşırı sağcı ve emperyalist bir iktidarla ilk etapta yüzleşen ve bedel ödeyen bir muhalif örgüt olarak siyasal pozisyonu gerek İsrail’in demokratikleşmesi ve buna bağlı olarak Filistin meselesinin en adil bir biçimde çözümü noktasında dikkate değerdir. MAKİ bugün, işgal edilen Filistin topraklarında iki devletli çözümü sosyalizm temelinde savunan, anti-siyonist, barışçı eylemlerle gündeme gelen ve bu fikirleri Knesset’te tek başına temsil eden ve mücadelesine hız kesmeden devam eden söylem gücü yüksek bir siyasi partidir.

