Berkay Çelen

“Geçmişte uzunca bir dönem adı zulümle, işkenceyle, insanlık dışı muamele ile anılan Diyarbakır Cezaevi’ni yakında boşaltıyor ve kültür merkezi olarak sizlerin hizmetine sunuyoruz. Adalet Bakanlığımız bu konuda gerekli hazırlığı yapıyor. Böylece Diyarbakır’ın hafızasındaki bir kötü anıyı ortadan kaldırmış oluyoruz.” [1] AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 13 Temmuz tarihli konuşmasında bu ifadeleri kullandı.

Sadece bu cümleye baktığımız zaman herhangi bir sorun görmeyebiliriz. Hatta 12 Eylül döneminde sola en fazla fiziki işkencenin yapıldığı, The Times gazetesince 2008 yılında yayınlanan “Dünyanın en kötü şöhretli 10 cezaevi” listesinde yer almış bir cezaevinin tarihe karışması, içimizi de rahatlatabilir. Bu nedenle, bu açıklamayı yapanlara destek de olabiliriz! Devrimciler açısından kötü anılar içeren Ulucanlar, Bayrampaşa cezaevlerinin ve son olarak Buca’daki cezaevinin, tıpkı Diyarbakır Cezaevi gibi, bu iktidar döneminde kapatıldığını hatırladığımızda bu hamleler oldukça ‘’demokratik’’ olarak değerlendirilebilir de.

AKP iktidarının en temel ekonomik kaynağının inşaat olduğu hepimizin malumu. Halen en büyük seçim kozu ‘’yol yapmak’’ olan, tüm ülkeyi rant elde edilecek bir şantiyeden ibaret gören, bunun için de ormanların yanmasından, ağaçların kesilmesinden, doğanın tahrip edilmesinden hiç çekinmeyen iktidarın; cezaevleri politikasında da temel dayanaklarından birinin bu olduğunu görüyoruz. Yıkılıp yeniden yapılan veya her yıl yeni ‘’proje’’ olarak açıklanan cezaevleri için de bu rantın önemli bir yere sahip olduğunu söyleyebiliriz. Son olarak, Konya Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü için gerçekleşen ihalenin 541 milyon liraya mal edilmiş olması ortadaki rantın boyutunu gözler önüne seriyor. [2]

Meselenin ekonomik kısmı bir yana, cezaevlerinin yapılmak için yapılmış yerler olmadığını, gerçekten de AKP açısından bir ihtiyacı karşıladığı, halen de yenilerine ihtiyaç duydukları hepimizin malumu. Bu fiziki ihtiyacın kaynağı için ise AKP döneminde yargıda gerçekleşen değişimlere ve yapılan yargılamalara bakmamız doğru olacaktır.

AKP iktidarında, ülkedeki tüm işleyişin baştan aşağı değişime uğradığı bir gerçek. Emniyet, ordu, eğitim ve daha uzatılabilecek birçok temel başlıkta kökten bir değişim olduğunu görüyoruz. Bu değişimlerden yargının da payını almaması düşünülemezdi. AKP yıllarında, yargı da yeni rejimin inşasında kullanılan bir unsur oldu. 2007 yılında Ergenekon soruşturmalarıyla başlayan süreçte; komplolar, sahte deliller, hiç bilinmeyen gizli tanıklar ve kendisini davaların savcısı ilan eden dönemin başbakanı ile yıllar süren tutukluluklara şahit olduk. Devamında gelişen Balyoz, ODA TV, Poyrazköy, ÇYDD, KCK gibi davaları da, birbirinden farklıymış gibi görülseler de, aynı çatı altında toplayabiliriz. AKP’nin siyaset alanını şekillendirdiği, eski rejimin unsurlarını tasfiye ettiği bu süreçlerin cezaevlerine yansıması da kaçınılmaz oldu. Birçok kişi şüpheli sıfatıyla uzun süreler cezaevlerinde tutuldu, tek kişilik koğuş ve tecrit uygulamaları gerçekleşti. Bunun sonucu da cezaevi kapasitesinin dolması olarak ortaya çıktı.

15 Temmuz sonrası ise toplam tutuklu sayısının cezaevi kapasitelerinin yarısına karşılık gelmesi gibi bir durum söz konusu. Son olarak geçtiğimiz yıl İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından yapılan açıklama ile 15 Temmuz sonrasında toplamda 282.790 kişinin gözaltına alındığı, 94.975 kişinin tutuklandığını ve halen 25.912 kişinin tutuklu olduğunu öğrendik. [3] Açıklamanın üzerinden 13 ay gibi bir sürenin geçtiği düşünüldüğünde bu sayılar daha da artmış olabilir. Kaldı ki, FETÖ soruşturmalarının haricinde gerçekleşen tutuklama ve mahkûmiyetleri de eklediğimiz zaman, sayılar daha da artıyor ve cezaevi kapasitesini aşan sayıda kişinin cezaevinde bulunduğu gerçeğine ulaşıyoruz. [4] Cumhurbaşkanına hakaret yargılamalarındaki olağanüstü artış ve mahkûmiyet kararlarını ve gazetecisinden milletvekiline, kahvedeki vatandaştan grev yapan işçiye kadar geniş muhalefet kesimlerine dönük yargılamaları ve hukukla asla bağdaştırılamayacak mahkûmiyetler düşünüldüğünde, cezaevlerinin önemli bir bölümünün hukuk alanı ile değil AKP’nin ‘’Yeni Türkiye’’ hedefi ile örtüştüğünü tespit ediyoruz. Geçtiğimiz yıl pandemi koşulları gerekçe gösterilerek gerçekleşen ‘’reform’’ ile cezaevlerinden önemli sayıda kişi çıkarken siyasi mahkûmların bu düzenleme kapsamına dâhil edilmediğini de ekleyelim. Dolayısıyla, gerçekleşen reformun da yeni ‘’siyasi’’ mahkûmlara yer açma reformu olduğunu not edelim!

Siyasi mahkûmiyetlerin ötesinde, adli yönden de ülkemizde suç oranlarının ve mahkûmiyetlerin arttığını görüyoruz. Kadın cinayetlerinin yanında, hırsızlık, yaralama ve uyuşturucu suçlarında da AKP döneminde rekor artışlar mevcut. 19 yıllık iktidarın toplumun her alanında yarattığı gerici dönüşüm, bir çürümeyi de beraberinde getiriyor ve böylece 2020 Avrupa Konseyi Ceza İstatistikleri’nde Türkiye Avrupa birincisi oluyor. ‘’Zirvede’’ olduğumuz alanlar ise; nüfusa göre tutuklu ve mahkûm oranı, cezaevi yoğunluğu, annesiyle cezaevine giren çocuk sayısı, müebbet hapis cezası alan kişi sayısı. [5]

Tüm bu rakamsal verilerin ardından, cezaevlerinin durumuna baktığımızda da tablonun iç açıcı olmadığını görüyoruz. Yatak kapasitesinin yetmemesi sonucu koğuşlarda yerde veya koridorlarda yatan tutuklu ve hükümlülerin mevcut olduğu sık sık haberlere de yansımıştı. Sağlık açısından da ülkedeki tüm cezaevlerinde toplamda sadece 39 ambulans, 11 doktor ve 4 adet diş hekimi tahsisi olduğu istatistiklere yansıdı. [6] Pandemi döneminde de cezaevlerinde iyi bir sınav verilemediğini, gardiyanlar vasıtasıyla cezaevlerine virüsün yayıldığını ve uyarılara rağmen zamanında önlemlerin alınmadığını eklediğimiz zaman 19 yıllık AKP iktidarındaki siyasi dönüşümün, toplumsal çözülüşün ve insan hayatının değersizleştirilmesinin en çarpıcı örneklerini cezaevleri üzerinden okumuş oluyoruz.

SONUÇ YERİNE

Ülkemizdeki iktidarında 19. yılını devirmek üzere olan AKP’nin en temel başarılarından biri, uygulamalarına meşruiyet katabilmek. Bunun için de kendisinin dışında destek bulması AKP’ye hep yol açtı. Cemaat, liberaller, Kürt siyaseti, ulusalcılar, MHP… Örnekleri artırmak da mümkün. Bu desteklerle AKP, yaptığı hamlelerde daha geniş destekçiler bulmayı başardı ve icraatlarını hayata geçirmiş oldu. Bu meselede de AKP’nin bunu başardığını görüyoruz. Yukarıda isimlerini saydığımız cezaevlerinin kapatılması gündeminde liberaller, o dönemlerde mahkûm olmuş bazı ‘’sol’’ kesimler AKP’ye desteklerini açıkladılar.

Fakat AKP’nin 12 Eylül ve 12 Eylül’ün hiçbir kalıntısıyla hesaplaşamayacağını görmek gerekiyor. 12 Eylül davası döneminde de büyük propagandalar yapıldığını ancak sonuçta göstermelik bir dava açıldığını ve 12 Eylül ile esasen hesaplaşılmadığını unutmamak gerekiyor.

Unutmamamız gereken bir nokta da şudur: ‘’Yetmez ama Evet’’ bir günlük bir söylem değildi ve her gündemde kendini yeniden hatırlatıyor. Niyetlerden bağımsız olarak verilen destekler de cumhuriyet düşmanı bir iktidarın icraatlarını meşrulaştırmaya yol açıyor.

O nedenle, başta sorduğumuz soruya dönecek olursak, sistemi ve onun günümüzdeki temsilcisi olan AKP’yi, getirdiği tüm değerler ve tüm ‘’projeleriyle’’ birlikte karşımıza alacak bir hat izlememiz gerektiği açıktır. Aksi halde, AKP icraatlarını gerçekleştirmeye, ‘’Yetmez ama Evetçi’’ listesi de kabarmaya devam edecektir.

 

NOTLAR

[1] 12 Eylül döneminde işkencelerle anılan Diyarbakır Cezaevi kültür merkezine dönüşüyor (13.07.2021) https://www.aa.com.tr/tr/gundem/12-eylul-doneminde-iskencelerle-anilan-diyarbakir-cezaevi-kultur-merkezine-donusuyor/2303012

[2] AKP ülkeyi cezaevine çeviriyor: 541 milyon liralık yeni cezaevi (16.08.2021) https://gazetemanifesto.com/2021/akp-ulkeyi-cezaevine-ceviriyor-541-milyon-liralik-yeni-cezaevi-457707/

[3] Soylu: 15 Temmuz 2016’dan bu yana 282 bin 790 gözaltı ve 94 bin 975 tutuklama gerçekleştirildi (15.07.2020) https://tr.sputniknews.com/20200715/soylu-15-temmuz-2016dan-bu-yana-282-bin-790-gozalti-ve-94-bin-975-tutuklama-gerceklestirildi-1042459379.html

[4] AKP cezaevine doymuyor: 14 yılda 196 yeni cezaevi (26.02.2020) https://tele1.com.tr/akp-cezaevine-doymuyor14-yilda-196-yeni-cezaevi-134934/

[5] Nüfusa göre tutuklu oranında Türkiye Avrupa birincisi (08.04.2021) https://www.dw.com/tr/n%C3%BCfusa-g%C3%B6re-tutuklu-oran%C4%B1nda-t%C3%BCrkiye-avrupa-birincisi/a-57133469

[6] Cezaevi raporundan çok çarpıcı rakamlar: AKP döneminde yüzde 211 artış (02.05.2016) https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/cezaevi-raporundan-cok-carpici-rakamlar-akp-doneminde-yuzde-211-artis-525743

Related Posts