Prof. Dr. Rennan Pekünlü
Seyahat şirketi sahibi arkadaşım geçenlerde sızlanıyordu: “Ne zaman bir müşteri grubuna bilet satsam o ülkede bir olay oluyor, sonra da tur iptal! Seyahat şirketleri ertesi günkü gazete başlıklarının kurbanı! ‘Sicilya’da Vezüv fışkırdı!’; ’İtalya’da Komünist parti %52 oy oranıyla seçimleri kazandı!’; ’Usame bin Ladin New York’taki ikiz kuleleri vurdu!’; ’Fransızlar Mouroru adasında 250 megatonluk atom bombası denemesi yaptı!’; ’Güney Asya’da Tsunami 200.000 kişiyi yuttu!’; ’St Andreas fay hattı aktif duruma geçti, Los Angeles 7.2 şiddetinde bir depremle sallandı!’; Çernobil patladı, İsveç dünyayı yayılan radyasyon konusunda uyardı!”
Bunun üzerine kendisine akıl vermeye kalktım: “E…sen de heyecan arayan, adrenalin yükseltmekten hoşlananlara yönelik turlar düzenle! Belalı yerlere turlar düzenlediğini bildiren posterler hazırla! Örneğin: ‘Vietnam’ın ABD askeri görmemiş jungle bölgelerinde saklanan ve savaşın bittiğinden habersiz gerçek Viet-kong gerillalarıyla hatıra fotoğrafı çektirmek istemez misiniz?’; ‘FKÖ militanlarıyla İsrail tanklarına molotof kokteyli atmaya ne dersiniz?’; ‘80 kişi bulun, kendi uçağınızı Küba’ya kendiniz kaçırın!’; ‘Gazze şeridine gitmeye ne dersiniz? Ancak mayınlı tarlada tur isterseniz extra ödemek zorundasınız!’; ‘Gürcistan’da yaklaşmakta olan yerel seçimlerde yerel parlamento binasını basacak olanlarla birlikte en ön saflarda yer almaya ne dersiniz?’…Sonra şirketin adını da değiştir. Örneğin, ‘Bela Seyahat’, bir de alt başlık koy: Şimdi öde…sonra dua et!”
Derken, Cape Canaveral’dan yapılan açıklama, beşinci uzay turisti Macar Charles Simonyi’nin seyahati 2007 yılının mart ayında gerçekleşeceğini duyurdu. 8 gün sürecek seyahat için 25 milyon dolar ödeyen Simonyi’nin Rusya’da eğitim gördüğü bildirildi [1]. “Bela Seyahat”in, hazırlatmaya başladığı poster şöyle: “TBMM nin AKP li güzide milletvekilleri, Cumhurbaşkanı seçimi sırasında olası protestoları duymamak için seçimi atmosfersiz Ay’da yanıp yokolmadan Ay yüzeyine baaam diye çarpan meteorlar altında yapmaya ne dersiniz?”
Uzay turizmi, Ay yüzeyinde ticari turları da içermek üzere yaygınlaştırılıyor. Bu sektörün hem sosyal hem de ekonomik açıdan canlandırılmasının gerekçeleri de çok ilginç! Uzay turizmi Dennis Tito’nun 2001 yılı Nisan ayında Soyuz1657 ile yaptığı uçuşla başladı. Çoğu kişi, uzay turizminin bir avuç zenginin etkinliği olarak kalacağını savunurken, bazıları da bu sektörün hızlı bir biçimde canlanacağını ve tıpkı hava yolları taşımacılığı gibi önemli bir sanayi sektörü olacağını savunuyor [2] .
Biliminsanları “gezegenlerin korunması” konusunda son derece duyarlı davranırlar. Uzay turizminin başlamasıyla birlikte, başta Ay olmak üzere gezegenlerdeki bilimsel kanıtların geri kazanılamayacak biçimde silinip yokolmaması için ellerinden gelen tüm çabayı harcıyorlar. Uzay etkinliklerinin planlanması gündeme geldiğinde, “gezegenlerin korunması”, NASA, ESA ve diğer tüm uzay ajanslarınca dikkate alınan bir konudur.
Ancak, uzay turizmiyle sosyo-ekonomik yapının yeni bir ivme kazanacağını savunan çevreler bilim insanlarının özellikle Ay’ın, bilimsel araştırmalar için doğal bir çevre olarak bırakılması çabalarını hem boş hem de arzu edilemez bir durum olarak betimliyorlar. Yine aynı çevreler, adım adım gelecek olan alt-yörünge, yörünge ve Ay’a yapılan uçuşlarla ekonomik ve sosyal yararlar sağlanacağını savunuyor. Dahası, bilim çevrelerini bu olası geleceğe uygun planlar yapmaya davet ediyorlar.
Uzay turizmini destekleyen çevrelere göre, bir kez başlasın, büyük boyutlarda Ay turizmini de içermek üzere bu sektör hızla gelişecektir. Gerekçe olarak da arz talep ilkesi ileri sürülüyor. 1993 yılında ilk kez Japonya’da yapılan bir Pazar araştırmasına göre insanların çoğu – gençlerin %80 i, yaşlılarınsa %50 si – dünya çevresinde bir yörüngede yolculuk yapmak istiyor[3]. Son zamanlarda yapılan bir başka araştırmaya göre de hem yörünge hem de alt-yörüngeye yapılacak olan uzay uçuşlarına da büyük bir istek var[4]. Arz cephesine gelince, bu tamamen mühendislik alanındaki gelişmelere bağlı olacak.
Dennis Tito Gagarin’in 1961 yılındaki uçuşundan tam 40 yıl sonra, R7 roketiyle uçtu. Bu roket 50 yıl önce tasarlanmış ve bir uyduyu yörüngeye taşıyan ilk rokettir. Bu yolla uzaya çıkış en ucuz yol olarak sunuluyor.
“OECD uzay ajanslarının sivil uzay etkinlikleri için 1 trilyon Euro harcamış olmasına karşın hava yolculukları fiyatlarında 1 cent’ lik bile ucuzlama olmadığı savunuluyor. Bunun olağanüstü bir durum olduğu saptaması yapılıyor: “ekonomik açıdan, yarım yüzyıl sürmüş olan böylesi bir durgunluğun hava taşımacılığı tarihinde eşi benzeri yok deniyor. 1961 yılından bugüne dek geliştirilen teknolojiyi de kullansaydık hava yolculuklarının fiyatları daha da ucuz olabilirdi”.
Alt yörünge uzay turizmi bir süredir özel sektör tarafından destekleniyor. SpaceShipOne projesi uzay aracının geliştirilmesi ve deney uçuşuyla birlikte 25 milyon $ lık bir projedir (www.scaled.com). Bu miktar, NASA’nın hergün harcadığından; Avrupa’nın uzay araştırmaları için birkaç günde harcadığından ve Japonya uzay ajansının bir haftada harcadığından daha az olarak değerlendiriliyor.
“Alt yörünge ‘uzay yolları’ (space-line) servisinin ticari uçuşlarının 2007-2009 yılları arasında yapılacağı daha önceden duyurulmuştu. Kişi başına 200.000$ olarak hesaplanan bu uçuşlar, SS1 tasarımcısının değerlendirmesine göre, eğer yeterince çok talep olursa yukarıda verilen fiyattan %10 denli daha az olabilir. Bu rakam da 1961 yılında alt yörünge uçuşuna gönderilen Alan Shepard’ın harcadığının binde biri denli olacak. 2004 yılında yayınlanan OECD raporu, NASA’nın değerlendirmelerine yer vererek, alt yörünge turizminin girdilerinin 700 milyon $ ile 4 milyar $ arasında değişeceğini duyurdu. Bu rakamlar, 2003 yılında gerçekleşen ticari uydu uçuşları için harcanan miktarın %100 ve %600 denlisidir”[6].
Bu sektörün geciktiğine ilişkin savlar ise şöyle geliştiriliyor: “alt yörünge uçuşlarını gerçekleştirecek uzay araçları, bir dizi ülkede yapılan ve işleme sokulan roket uçaklarla 1960 lı yıllarda geliştirilebilirdi. Örneğin, X-15 roket-uçağı Mach 6.7 ye ulaştı ve 1960 lı yıllarda 100 km yüksekliklerde uçabildi. Eğer bu teknoloji 1970 li yılların başında ticari alt yörünge uçuşları için ve hatta Apollo projesi sona erdirilmeden önce kullanılsaydı, uzayda yörünge yolculukları 1980 li yıllarda başlayacak ve şimdilerde de devasa boyutlara çıkabilecekti.
“O yıllarda alt yörünge ticari uzay uçuşlarının geliştirilmemesinin nedeni, hükümetlerin uç boyutlardaki ‘soğuk savaş’ nedeniyle parasal destek verdiği uzay etkinliklerinin başka yönlerde odaklanmasıydı. Bunun sonucu olarak uzay ajanslarının ana eğilimi hükümetten parasal destek alarak hükümetin istediği uzay etkinlikleri ve ‘misyonları’na kaydı. Bu eğilim, NASA öncesi bu görevi üstlenen NACA’nın (National Advisory Committee on Aeronautics) politikasıyla taban tabana zıttı. NACA’nın temel etkinliği havacılık endüstrisinin başarılı bir biçimde büyümesi için araştırmaya yönelik tavsiyeler almak ve uygulamaktı.
NASA’yı eleştiren çevreler ekonomik açıdan NACA’nın çarpıcı bir biçimde daha başarılı olduğunu savunuyor: FAA nın bütçesi NASA’nınki gibi olmasına karşın, girdisi yüz milyarlarca dolar olacak olan ticari bir endüstri öngörüyor. NASA’nın yasal sorumlulukları 1985 yılında yeniden gözden geçirildi ve “…uzayın tamamen ticari amacla kullanılmasına tam destek vermek” görevi eklendi. Ancak bu amaca öncelik vermede NASA’nın hala durgun davrandığı savunuluyor.
Teknik açıdan alt yörünge ve yörünge uzay araçları arasında büyük bir aşama var. En önemlileri, yörünge hızı, 100 km yüksekliğe erişmek için gerekli olan hızın 8 katıdır; dolayısıyla roketi itici erke, alt yörünge uçuşları için gerekli olan erkeden 64 kez daha fazladır. Bu nedenle, geri dönüşte atmosfere girerken çevreye ısı olarak saçılacak olan erke de çok fazla olacaktır. Salt yolcu taşıyacak olan uzay araçlarının yolcu başına maliyeti US “uzay mekiği”ninkinden çok daha düşük olacaktır. Bunun nedenleri şöyle sıralanıyor: “(1) uzay mekiği, 1 hafta sürebilecek araştırmalarda astronotları barındıracak olanaklar dahil olmak üzere, çok çeşitli aygıtlarla donatılmıştır. Yolcu uzay araçları için ek donanımlara gerek olmayacaktır; (2) yolcu uzay araçları dönüşte Yer atmosferine girerken uzay mekiğinden daha az ısısal streslere uğrayacaktır. Uzay mekiği kanatlarındaki aşırı yük nedeniyle atmosferin alt katmanlarında hız kesmekte ve bu nedenle aşırı ısınmaktadır. Değişik amaçlar için tasarlanacak olan yolcu uzay araçları hız kesmeye atmosferin daha üst katmanlarında başlayacak ve uzay mekiğinden daha az ısısal streslere açık kalacaktır. Sonuçta, yolcu araçlarının gövdesinde uzay mekiğinde olduğu gibi seramik parkelere ve bu parkelerin uygun biçimde yerleştirilmesi için gerekli işlemlere gerek kalmayacaktır; (3) Bugün tasarlanacak olan yolcu uzay araçları 30 yıl boyunca büyük ilerlemeler kaydeden malzeme teknolojisi, yapı analizi, bilgisayar destekli tasarım, güvenilir mühendislik, öykünüm, imalat teknolojisi ve mühendisliğin diğer alanlarından yararlanacaktır; (4) yolcu uzay araçları çok büyük potansiyele sahip bir pazara hizmet verecek ve daha fazla talep yaratarak ‘havayollarına’ benzer bir operasyonu başlatacaktır”.
Bugünün koşullarıyla başlayıp, alt-yörünge uçuş seferleri 2010 yılında gerçekleşirse, yörüngeye uçuşlarının, bu tarihten 10 yıl sonra, yaklaşık 2020 yılında yapılabileceği, hükümetlerin yolcu uzay uçuşları konusundaki tavırlarını değiştirmesi, bu sektörün canlanması konusunda atılımcıları yüreklendirmesi durumunda, yörünge uçuşlarının daha kısa sürede başlayabileceği savunuluyor.
“Yolcu uzay araçlarının gelişmesi yörünge turizmi servislerinde de hızlı bir gelişmeyi sağlayacaktır. Gerçekten de bugün yörünge otelleri geliştiren firmalardan biri, Bigelow Aerospace, 2010 yılında firmayı bu yönde genişletmeyi amaçlıyor[7] .
“Yörüngede konaklama olanakları büyük bir olasılıkla 2010 yılında hazır ve yolcu uzay araçlarını bekliyor olacak. Havayollarına benzer biçimde Uzayyolları ve yörünge otel firmaları kurulacak. Bunları uzaydaki tatil yöreleri, sıfır – çekim kuvveti (zero – G) spor salonları izleyecek. Bu alandaki gelişmelere halkın ilgisi, yeni uzay turizmi firmalarının devreye girmesine, müşteri çekmek için firmalar arasında rekabetin başlamasına ve bu alandaki tüm pazarın büyük bir hızla büyümesine neden olacaktır.
“Genel olarak, firmalar geniş bir pazar arzederek büyük karlar sağlayacak ve yolcu uzay turizmi yalnızca birkaç varlıklı kişinin talebi olmaktan çıkacaktır. Dahası, günümüzdeki firmalar büyük karlar elde edileceğini duyumsadığında çok hızlı bir biçimde yatırıma gidebilme yeteneğine sahip. Örneğin, 1990 lı yılların sonuna doğru ABD firmaları fiber optik ağı kurma işlemlerine yaklaşık 1 trilyon dolar yatırdılar.
“İlkesel olarak, yörüngeye uzay yolcu servisleri, yolcu başına yaklaşık onbin Euro fiyatla yılda bir milyon yolcu kapasitesine büyüme potansiyeline sahiptir. Uzay turizminin bu biçimde büyümesi, Ay Turizmi gibisinden yeni servislerin büyümesini yüreklendirecektir. Alt yörünge servisinden yörünge servisine geçiş 10 yıl olabilecekken, yörünge uçuşlarından Ay yolculuklarına geçiş daha kısa sürebilir. Ay turizminin başarılı bir biçimde gelişmesi ticari servis modelinin başarılı olmasına bağlı olacaktır. Bu amaçla verilen servisler Yer’den alt yörüngeye ulaşımı sağlayacak, diğer uzay araçları da alt yörüngeden Ay’a olan yolculuğu gerçekleştirecek. Bu yöntem, Yer’den doğrudan doğruya Ay’a yolculuktan daha düşük maliyetli olacaktır. Ay’ın insanlara mitolojik bir çekiciliği var, ayrıca Ay’daki spor merkezlerinde kuş gibi uçuş olanakları da dayanılmaz bir cazibeye sahip! [8] Ay’da konaklama ve diğer olanakların yapımına ilişkin mühendislik etkinlikleri son 30 yılda 1 milyar dolarlık bir araştırma fonu kullanmıştır. Bu etkinlikler, Amerikan Sivil Mühendislik Topluluğu’nun (ASCE) yılda iki kez, ‘Uzay’da Mühendislik, İnşaat ve Operasyonlar’ adıyla yapılan konferans serilerinde özetlenir.
“Bir etkinliğin boyutunun büyütülmesi hem güvenilirliğin artmasına hem de maliyetin giderek düşmesine neden olur. Kısacası, yörüngeye yolculuğun hemen arkasından Ay’a yolculuklar başlayacaktır. Şu bir gerçek ki, Ay’a yolculuk sırasında yolcular kozmik ışınlardan yörünge yolculuğuna kıyasla daha fazla etkileneceklerdir. Ancak bu etmenin Ay turizmini popüler kılma yönünde olumsuz etkilemeyeceği belirtiliyor: (1) Bugüne dek Ay’a yapılan uçuşlarda izlenen yörüngelerde yolculuk 3 gün sürüyor, 3 gün de dönüş. 2 hafta sürecek olan yolculuklarda kozmik ışınlara açık kalmak insan sağlığına ek bir risk getirmeyecek. Bunun kanıtı, Ay’a gidip gelmiş olan astronotların sağlıklı oluşlarıdır; (2) Eğer insanlar Ay yolculuğunu çocuk sahibi olduktan sonra düşünürlerse en büyük riski atlatmış olacaklar; (3) Önümüzdeki yıllarda kozmik ışınlardan korunma yolunda gelişmelerin olacağı açıktır.
“Tüm bu önlemlere ek olarak, uzay yolcu araçlarını güneş patlamaları sırasında üretilen aşırı radyasyondan koruyacak ‘fırtına kalkanları’na gereksinimi olacak.
UZAY TURİZMİNİN YARARLARI
“Yukarıda betimlenen uzay turizminin, bir bütün olarak insanlığa getireceği ekonomik, politik ve kültürel yarar ‘önemsiz’ olmaktan çok, geniş kapsamlı olacaktır.
Ekonomik yararlar. Okuyucular dünyanın giderek kötüleşen ekonomik durumunun ayırdındalar: tüm dünyada devasa boyutlardaki işsizlik, 1930 lardan bu yana en üst düzeydedir.
“Geçmişteki ekonomik krizlerden sonra işsizlere yeniden yaratılan iş olanaklarıyla karşılaştırıldığında bugünkü olanakların sayısı 9 milyon daha az; 50 yıldan bu yana Japonya’daki işsizlik oranı en üst düzeyine ulaşırken suç ve intihar olayları da rekor seviyede seyrediyor; Fransa ve Almanya’da kronikleşmiş yüksek işsizlik oranı bu ülkelerin politik kararlılığını tehdit edici boyutlara ulaştı. Bu denli yüksek işsizlik hem insanların gereksiz yere acı çekmelerine hem de ekonomik açıdan olağanüstü israfa neden oluyor. Bu olumsuzluğa ek olarak, Todd’un[9] çalışmasında da açıklandığı gibi, günümüzde uygulanan ekonomi politikalarla hem ulusal hem de uluslararası sürtüşmeler körükleniyor.
“Ekonomik durum niçin bu denli kötü? Sorunun nedeni doğal kaynaklardaki yetersizlik değil (Bazı bölgelerde su kaynaklarının azaldığını unutmayalım). Ekonomik durumun kötülüğünün nedeni yeni endüstrilerdeki gelişmelerin yetersiz oluşudur. Bu yetersizliğe karşın emek üretkenliği arttığından eski endüstri merkezlerinden işsiz olarak sokağa atılanların çok az bir bölümü yeni endüstri merkezlerinde iş bulabiliyor. Ayrıca, yeni endüstri merkezleri yatırımlarını emek maliyeti daha düşük olan ülkelere kaydırıyor. Yeniden büyük boyutlarda iş olanakları üretebilmek için, yeni alanlar ve bu alanlarda gelişmeler yapmak kaçınılmazdır. Bu bağlamda bakıldığında, hem topluma hem de dünya ekonomisine büyük katkılar yapma potansiyeline sahip olan uzay turizmini geliştirmek gerekiyor. Genel kanının tersine havacılık ve uzay endüstrisi sağlıklı bir gelişme içinde değil: soğuk savaşın sona ermesinden bu yana ABD uzay ve havacılık sektöründe iş olanakları %50 azalarak yarım milyona düştü; yine ABD de roket fırlatma ve servis sektöründe çalışan işçi sayısı 1999 dan bu yana 30.000 den 5.000 e düştü[10]. Açıktır ki, uzay turizmini gerçekleştirmek için gerekli olan nitelikli işçi sıkıntısı yok!
“Uzay turizmini bir yenilik olarak sunarak, toplumun ekonomik etkinlik alanlarını geliştirmek, yeni iş kollarını sınırsız olarak arttıracaktır. Daha önemlisi, bu yeni sektör eski endüstriyi iyileştirerek iş olanaklarını azaltmak yerine yeni bir endüstri yaratacaktır. Gerçekten de, insanlığı yeni bir çevreye, uzaya taşıyarak Yer’deki hemen hemen tüm endüstriler için yeni iş olanakları sunacaktır. Dahası, bu gelişmeler Yer dışında olacağından Yer’in doğal dokusuna, çevreye zarar vermeyecektir. Uzay turizmi gerektiğinde, Yer’deki enerji kaynaklarından bağımsız olacak, uzayda güneş enerjisi kullanarak maliyeti olabildiğince düşürecektir[8].
“Ekonomi politika saptayıcıları hükümetin fon sağladığı uzay etkinliklerinin ekonomiye katkı yapmasını istiyorlarsa, uzay yolculuğu sektörünün gelişmesini sağlamalı ve hava yollarına verdiği desteği bu sektöre de vermelidir. Örneğin, uzay ve havacılık endüstrisi tarihi boyunca hükümetler uzay araçlarının gelişmesi için fon sağlamışlar ve daha sonra yapım ve operasyonunu özel sektöre devretmişlerdir. Bunlardan birkaçını saymamız gerekirse, Soyuz, Delta, Concorde, Space Shuttle, Arianne, H2A.
“Hükümetler bugün de benzer destekleri yolcu taşıyan fırlatma aracı için verseler, bu etkinlikleri geçmişteki desteklerinin devamından başka bir şey olmayacak. Hava yollarını uzay yollarından farklı düşünmek, geçen 40 yıl boyunca tüm uzay etkinliklerine destek verirken uzay yolculuğuna vermemek ekonomik açıdan tutarsızlık olduğu gibi, haklı gösterilemez bir çifte standarttır ve halkın ekonomik çıkarlarına aykırıdır.
Politik yararlar. “Uzay turizminin hızlı bir biçimde büyümesi, üst düzeydeki işsizlik sorununun yarattığı gerginliği ve bir dizi politik sorunları da rahatlatacaktır. Bu büyüme, 1992 yılında Avrupa Birliği Komisyonu Başkanıyken Jacques Delors’un tanımladığı tehlikeyi de savuşturacaktır. Bu tehlikeyi Delors, ‘21. yüzyılın kaynaklar savaşı’ olarak tanımlarken, zengin ülkelerin ‘soğuk savaş nesli’ liderlerini de harekete geçireceğinden sözetmişti.
“Uzay bilimcileri uzayın sınırsız kaynaklarının bilincindedir. Ancak bu anlayış, insan ırkı için böylesi temel bir sorunda önde gelen politikacıları eğitemedikleri için, uzay bilimcilerin bir eksikliği olarak da görülebilir. Avrupa Birliği Komisyonu başkanı gibisinden deneyimli bir politikacının, insanlığın, gezegenimizin ‘azalan kaynaklarına kısılıp kalmış olması’ gibisinden dar ve tamamen yanlış bir düşüncenin esiri olduğunu duymak oldukça trajik bir durumdur. Oysa ki, deneyimli bir ‘lider’ olarak insanlığın kullanımına açık olan sınırsız kaynakların ayırdında olmalıydı.
“Canlı bir uzay turizmi endüstrisinin çözebileceği ikinci politik sorun, uzayda süren ve ekonomik açıdan büyük bir müsriflik olan ‘silahlanma yarışı’ dır. Hükümetin Yer’e yakın uzayda sivil etkinliklerin gelişmesi ve bu özel etkinliklere güvenlik sağlaması, askeri operasyonlardan daha önemli olacaktır.
Kültürel yararlar. “Uzaya yolculuk yapmış olanların izlenimlerine göre, uzay yolculuğu deneyimini yaşamış olanların sayısının artması kültürel açıdan istenen bir durumdur. Daha da önemlisi, zengin ülkelerdeki gençlerin mühendislik ve bilim eğitimine karşı azalmakta olan ilgisini canlandırıp onlara eğitsel yararlar sağlayacaktır. Hükümetin uzay ajansı çalışanları gençlerin “bilimden kaçışını” durdurabilmek için büyük çaba harcıyorlar. Ancak, çok iyi biliniyor ki, ABD de öğrencilerin fizik ve mühendislik alanlarına olan ilgisi Apolla projesiyle çekilmişti ve bu projenin bitmesiyle birlikte hızla azaldı ve bir daha asla kazanılamadı (http://smalley.rice.edu). Gençlerin uzaya yolculuk yapma olasılığı, onların fen ve mühendislik alanlarına ilgisini uyartacaktır[11]
“Tarihçilerin geçmişin önemli kültürel sıçramalarını, örneğin Avrupa Rönesansını betimlemelerine bakarak şunu söyleyebiliriz ki, insanlığın Yer’e yakın uzaya büyük ölçeklerde yolculuğu benzer yararlar sağlayacaktır. Bu gelişme, sınırlayıcı ve kötümser bir gelecek öngören ‘soğuk savaş nesli’ politik liderlerinin tersine, heyecan verici, iyimser ve bolluk içeren bir gelecek öngörüyor.
Kültürel canlanış. “Avrupa Rönesansı, asırlar boyunca ‘Karanlık Çağlar’ın bataklığında kalmış olan Avrupa’nın yenilikler ve kültürel canlanış dalgasını simgeler. Bu canlanış, Arap matematiği ve bilimini kullanarak, Avrupa’da bin yıllar boyunca öğretilen temel fikirlerin yanlış olduğunu kanıtlayan araştırmacılar tarafından ateşlendi ve hızlandırıldı. Böylece bilimsel yöntem temelinde oluşan fikirlerin geleneksel otoritenin oluşturduğu fikirlerden daha doğru ve değerli olduğu anlaşıldı. Bu bilimsel yöntemler içinde en ünlüsü, Hristiyan eğitim kurumlarının desteklediği Batlamyus’un Yer özekli gökbilim dizgesini yanlışlayan Kopernik’in yöntemidir. Kopernik devrimi kilisenin otoritesini ve dünya görüşünü derinden sarsmış ve zayıflatmıştır. Kopernik’ten yüzyıl sonra, Kopernik’in görüşlerini destekliyor diye Galileo’nun Roma kilisesi mahkemesi tarafından suçlanıp ev hapsine alınması, güçlü kuruluşların sırf bencil çıkarları için çok değerli yeni düşüncelere karşı gösterdikleri direncin bir kanıtıdr[13].
Sputnik etkisi yaratmak. “Geçen on yıl içinde ne yaptıysak Amerikan gençliğini temel bilimler ve mühendislik alanlarına çekemedik. Yıllar geçtikçe bu durum daha da kötüye gidiyor. Günümüzde, temel bilimler ve mühendislik dallarından diploma alan ABD vatandaşların sayısı oldukça düşük; mezun sayısı, en iyi durumda, yıllara göre ya sabit kalıyor veya azalıyor. Bu konudaki en son veriler 2002 yılına ilişkin (Şekil 2). 2003 ve 2004 yıllarına ilişkin rakamlar daha düşük olacak[14].
Şekil 2. Temel bilimler ve mühendislik dallarında kazanılan doktora dereceleri. Kaynak: Science & Engineering Indicators 2, National Science Board (NSB 04-01), 2004. Bu kaynağa aşağıdaki adresten de ulaşılabilir: www.nsf.gov/nsb/documents/reports.htm
Bir diğer kötü gösterge, ABD bilimsel eğitiminin diğer ülkelerden gelen öğrenciler üzerindeki azalan etkisi. Özellikle II. Dünya savaşından sonraki on yıllarca yıl boyunca ABD temel bilimler ve mühendislik alanlarındaki ilerlemelerin merkezi durumundaydı. Artık öyle değil! Günümüzde, savaş yaralarını sarmış olan Avrupa ve Asya eğitim alanında çok önemli hamleler yaptı ve sağlık bilimlerinin yanısıra temel bilimler ve mühendislik alanlarında çok önemli gelişmeler gösterdi. 1980 li yılların başında ABD ye gelip doktora derecesi alan zeki Çinli öğrenciler ABD’de kaldı.
“Bugünse, zeki, genç ve hevesli öğrencilerin çoğu geriye ülkelerine dönüyor. ABD’ye eğitime gelen öğrenci sayısında da azalma var, çünkü ABD artık temel bilimler ve mühendislikte öncü konumunu yitirdi. Temel bilimler ve mühendislik dallarında doktora dereceleri ağırlıklı olarak Asya kökenli öğrencilere gidiyor. Bu öğrenciler zeki, yaratıcı ve çok çalışkan. Eğer günümüzdeki eğilim sürerse, gelecek onların demektir.
“Bu, üzerine ciddi olarak eğilinmesi gereken bir sorundur. 1957 yılının Ekim ayında Rusların Sputnik uydusu Amerika’ya ‘uyan!’ çağrısıydı. ABD’nin uzay teknolojisindeki kritik boşluğu görüldü ve aynı zamanda temel bilimler ve teknik eğitim programlarında da bir sıçramaya neden oldu. Smalley’in çığlığını, ‘Yeni bir Sputnik Nesli temel bilimci ve mühendislere gereksinmemiz var!’, Corc Dablyu Bush duyar mı?
“Zengin ülkelerdeki kültürel fakirleşme de uzay turizminin gelişmesiyle tersine çevrilebilir. Dünya çapında homojenleşmenin getirdiği kültürel daralma, eğitim standardının düşmesi[9] , basın yayın organlarının şiddet ve seksi çekici kılarak kitleleri ‘suskunluğa’ itmesi, çocukların, okulların, sağlık sorunlarının aşırı derecede ticarileştirilmesi yeni bir endüstrinin olmayışından kaynaklanıyor.
AY ÜZERİNE ÇALIŞAN BİLİMİNSANLARININ TEPKİSİ
“Büyük bir olasılıkla ortaya çıkacak olan gelişmeleri yukarda özetledik. Biliminsanlarının bu gelişmelere olan tepkisi acaba ne olacak? Dünyanın değişik yerlerinde imara açılan bölgelerdeki tarihi yörelerin kurtarılmasına yönelik ‘kurtarıcı arkeoloji’ye benzer bir araştırma programının hazırlanması iyi olacak.
“Uzay bilimcileri Ay üzerinde araştırma yapmayı uzun zamandır düşünüyorlar; ancak bugüne dek kaydettikleri ilerleme zamanın uçup gittiğinin ayırdında olmadıklarını gösteriyor. Ay yüzeyinde ticari gelişmelerin başlamasına 15-20 yıl kaldığı varsayımını yaparsak, Ay araştırmalarının maksimum düzeyde üretken olabilmesi için araştırma planlarının başlaması için vakit hiç de erken değil. O nedenle biliminsanları, en değerli bilgiyi toplaması için tasarlanmış olan yeni bir bilimsel araştırma uydusunun birinci dakikası, birinci saati ve gününde ne yapması gerektiğini çok geç olmadan hesaplamalarında yarar var.
“Son zamanlarda, Ay üzerinde araştırma etkinliklerine ilişkin duyurulan planların sayısında bir artış var. Eğer bu planların eşgüdümlü olarak yürütülmesi sağlanırsa hem bilimsel hem de ticari açıdan büyük yararlar sağlanacaktır. Örneğin, eğer biliminsanları Ay üzerinde büyük ölçekli ticari etkinlikler başlamadan önce ortak bir rapor üzerinde anlaşırlarsa hem uzay turizmi hem de çevre yarar sağlar.
“Hem Ay üzerinde araştırma yapanlar hem de diğer uzmanlar kesin bir liste hazırlamalıdır. Uzay biliminsanları yapılması yönünde öneride bulunacakları düşüncelerini bir liste halinde aşağıdaki gibi hazırlayabilirler:
Atmosferin kirletilmemesi
Kayaların üzerindeki toz tabakalarının korunması
Katmanlaşmış yüzey bölgelerinin korunması
Ay’ın karanlık yüzünün radyo astronomi araştırmaları için korunması
“Bir örnek olarak şunu söyleyebiliriz ki, yitirilecek olan ilk şey atmosfer olacaktır. Ay atmosferi bir kez ‘yitirildi’ ancak birkaç ay içinde orijinal koşullarına döndü. Yalnızca Çin, Hindistan, Avrupa, ABD ve Japonya’nın bilimsel araştırma üslerinin etkinliğe başlamasıyla birlikte Ay’da önemli ölçülerde atmosfer gelişecektir. Bu nedenle, bir önlem olarak şu anda varolan Ay atmosferi üzerinde araştırma yapmak, Ay’ın oluşumunun erken aşamalarında değişik Ay kayalarının soğurduğu değişik gazları araştırmak değerli bir çalışma olacaktır. Yine bu bağlamda, eğer biliminsanları Ay atmosferine salınacak egzos gazının yalnızca hidrojen yakıtlı roketlerden salınacak olan su buharı (H2O) olmasını düşünüyorlarsa bu yönde tavsiye kararı alabilirler. Eğer bu karar oybirliğiyle alınırsa uluslararası düzeyde bir uyum sağlamış olurlar. Ay’a inip kalkacak olan uzay araçlarına elektrikle itici ve yavaşlatıcı güç sağlanabilir; bu yolla Ay atmosferindeki egzos gazlarının belli bir seviyenin üzerine çıkmaması sağlanabilir. Ancak uzun erimde, iniş sırasında roketli uzay araçlarına gereksinim duyulacaktır.
“Bir başka örnek, Ay turizminin başladığı yıllarda, belki de ilk on yıl, Ay’ın karanlık yüzünün, en azından belli dalgaboylarına sahip radyo sinyalleriyle kirletilmemesi tavsiye edilebilir. Bu tür kurallar Ay turizmini engellemez, Ay araştırmalarına olan olumsuz etkilerini azaltır.
ÖNCELİK SIRASINA GÖRE BİLİMSEL HEDEFLER
“Ay üzerine çalışan biliminsanlarının bugüne dek edindiği ortak deneyim ayrıntılı bir liste hazırlamalarını sağlayacaktır. Örneğin, volkanların bulunduğu bölgeler, ender mineraller, istatistiksel olarak değerli yüzey krater verileri, jeolojik olarak ilginç kaya oluşumları ve diğer yapılar”.
Son günlerde Ay üzerine çalışan bliminsanları “Ay üzerindeki Ina yapısının çok genç, belki de hala sürmekte olan gaz çıkışları nedeniyle oluşmuş bir kaldera (yani volkanik kökenli çöküntü yapısı) olduğunu öne sürüyorlar. Bu haber, Cumhuriyet Bilim Teknoloji’ de A.M.C. Şengör tarafından kamuoyuna duyuruldu. Şengör olayın ayrıntılarını şöyle belirtiyor:
“Bu sonuca varmak için kullanılan teknikler son derece yeni: Yapının yaşı üzerinde sayılabilen ve boyları 30 m civarında olan çarpma kraterlerinin yoğunluğunun, yaşı bilinen yüzeylerdeki krater yoğunluğu ile karşılaştırılmasından çıkartılıyor. Ay’ın atmosferi olmadığı için en küçücük gök cisimleri bile büyük bir hızla yüzeye düşüp krater ve kratercikler oluşturabiliyor. Bir yüzeyin üzerindeki krater yoğunluğu ne denli fazlaysa, doğal olarak o yüzey o kadar yaşlı olmalı. Apollo uçuşları değişik yüzeylerin yaşını doğrudan oradan malzeme alarak belirleyebildiği için, yaşı biline yüzeylerle, yaşı bilinmeyen yüzeylerin istatistiki bir karşılaştırılması bize yaşı bilinmeyen yüzeylerin yaşını belli bir hata payı içinde verebiliyor. Üstelik uzaktan algılama yöntemleriyle belli bir yüzeydeki malzemenin kabaca bileşimi bile çıkarılabiliyor.
“Ina’daki malzemenin Ay’dan bilinen ve içinde bol demir bulunan bir volkanik kayaç olan bazalt olduğu, ancak bu bazaltların yüzeylerinin çok genç olduğu ortaya çıktı. Sonuç: Ina yapısı içinde görülen yer şekillerini oluşturan ve bazaltları çok yakın bir zamanda (belki birkaç milyon yıl veya daha az) satha ulaştırmış bir şeyler oluyor. Yer şekillerini inceleyen jeologlar, Ay’ın içinden gaz kaçışı olduğuna karar vermiş. Bu gaz belki karbondiyoksit belki de su buharı!
“Bu müthiş bir haber! Ay üzerinde yaygın volkanizmanın 3.5 milyar yıl önce durduğu, en son volkanik faaliyetin de aşağı yukarı bir milyar yıl önce olduğu sanılıyordu. Bu tarihten itibaren Ay’da Ay’ın kendi iç enerjisine bağlı olaylar olmuyor sanılıyordu. Ancak bu yeni bulgular, Ay’ın içinden yüzeye hala malzeme geldiğini gösteriyor. Alexander von Humboldt’un volkanizma tanımını hatırlayalım: gezegenin içinin, yüseyiyle yaptığı tepkileşim. Bu tanıma göre, Ay’da volkanizma sürüyor. Ay’ın 4 milyar yıl gibi bir süre önce dünyadan kopup gittiğini düşünürseniz, bu yeni bulgular bize o zamanki dünya içerisinde ne tür uçucuların ne kadar bulunduğu hakkında değerli bilgiler verecek durumda” [12]
Önümüzdeki yıllarda fırlatılması planlanan araştırma uyduları bu listeye yeni bilgiler ekleyebilir.
- Bilimsel amaç dışında, örneğin turizm ve diğer endüstriyel etkinlikler için kullanılabilecek coğrafi bölgelerin listelenmesi.
- Turizm, yüklenici firmalar için kullanılabilecek bölgelerin özellikleri
- Olağanüstü doğal güzellik.
- Uygunluk – ulaşım, yerleşim, enerji.
- Dinler için önemli oluş.
- Ulaşım noktaları.
- Özel bölgeler – mezarlıklar (hali hazırda planlanmış durumda).
- Ün – örneğin, Clavius krateri (“2001” filmiyle kazanılmış).
- Endüstri ve endüstriyel gelişmeler için kullanılabilecek yöreler
- Buz/hidrojen.
- Mineral kaynakları.
- Güneş enerjisi.
- Helyum 3 elementi.
- Coğrafi açıdan değerli bölgeler
- Vadiler
- Ulaşıma uygun parkurlar
Sonuç. Karlı bir sektör yaratma çabası içinde olan Turizmcilerin bilim dünyasına verdikleri ileti şu: “Bilim dünyası, Ay turizmini engellemek yerine, bilimsel önceliklerin bir kataloğunu hazırlasa daha iyi olur. Ay’daki gelişmelerin Ay’a yapacağı zararı en aza indirme yönünde de bir plan yapılsa iyi olur. Büyük bir olasılıkla 2020 de başlayacak olan yörünge turizminden hemen sonra başlayacak olan Ay turizminin hızla gelişme olasılığına karşı biliminsanlarının bu gelişme planını uluslararası düzeyde hazırlamaları faydalı olacak” [2].
Kaynaklar
[1] Cumhuriyet, 28 Ekim 2006, s. 20.
[2] Collins, P., 2006, Advances in Space Research, 37, 116-122.
[3] Collins, P. Ve ark., 1994, Journal of Space Technology and Science. Part 2: Space Tourism 10 (2), 3-11. Okuyucular bu kaynağa aşağıdaki siteden de ulaşabilir:
www.spacefuture.com/archive/commercial_implications_of_market_research_on_space_tourism.shtml
[4] Webber, D., Public space markets – what we know and what we don’t know. STAIF, 2003. Okuyucular bu kaynağa aşağıdaki siteden de ulaşabilir:
www.spacefuture.com/archive/public_space_markets_what_we_know_and_what_we_dont_know.shtml
[5] Anon. Rocket and Space Corporation Energia: The Legacy of S.P. Korolev, Apogee Books, 2001.
[6] Andrieu, M., Space 2003: Exploring the future of space applications. OECD, Paris, 2004
[7] Belfiore, M., The five-billion star hotel. Popular Science 266 (3), 50-57, 87, 2005.
[8] Collins, P., Synergies between solar power supply from space and passenger space travel. In: Proceedings of 4 th International Conference on Solar Power from Space, ESA, SP-567, pp. 59-64, 2004a. Okuyucular bu kaynağa aşağıdaki siteden de ulaşabilir:
www.spacefuture.com/archive/synergies_between_solar_power_supply_from_space_and_passenger_space_travel.shtml.
[9] Todd, E., L’Illusion Economique, Folio Actuel, 1999.
[10] Associate Administrator for Commercial Space Transportation, The economic impact of commercial space transportation on the US Economy, FAA, 2004.
[11] Collins, P., “Space tourism: a remedy for ‘Crisis in Aerospace’ ”, Editorial, Aviation Week&Space Technology, 155 (24), 98, 2001. Okuyucular bu kaynağa aşağıdaki siteden de ulaşabilir: www.aviationnow.com/content/ncof/view_22.htm
[12] Şengör, A.M.C., CBT, 17 Kasım 2006, Yıl: 20, Sayı 1026.
[13] Collins, P., “Space Tourism: Recent Progress and Future Prospects”, Space Technology and Applications International Forum (STAIF-2004)
[14] Smalley, R.E., Future Global Energy prosperity: The Terawatt Challenge, MRS Bulletin, Vol. 30, June 2005


