Dergimizin 36. Sayısı ülkemizde önemli siyasal gelişmelerin yaşandığı bir kesitte çıkıyor. Bu gündem yoğunluğunun, düzenli ideolojik-politik bir derginin yazı planlamalarını etkilememesi mümkün değil. NATO’nun Ankara Zirvesi’nin sonuçlarını bu sayımızda ele almaya çalışırken dış siyasette Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan “Mekke Antlaşması” başlı başına önemli yeni bir gelişme olarak karşımıza çıktı ve dergimizin bu sayısında ele almak ne yazık ki mümkün olmadı. ABD-İran arasında yapılan anlaşmayı planlarımıza dahil etmiştik. Ancak anlaşmanın bozulması ve karşılıklı saldırıların yeniden başlaması nedeniyle bu konudaki değerlendirme yazımızı geri çektik. Bütün bu olgular aslında, özellikle dinamik bir bölgede bulunan ülkemizde siyasetin ve gelişmelerin hem önemini hem de hızını gösteriyor. Bu yoğunluk ve hızlı gelişmeler karşısında politik olarak doğruda durmak ve ideolojik olarak savrulmamak, bu yayının temel misyonlarından birisi.

NATO zirvesini değerlendirdiğimiz bu sayımızda, Mamdani ile ABD’de “solun” yükselişine değindiğimiz ve kapitalizmin yeni kumarbazı Musk’ı konu edinen iki yazımız bulunuyor. Bir diğeri ise ABD’de bu aralar gündemde yer alan “UFO” gündemi. Belki de bu yazılarla bağlantılı bir biçimde önemli yazılarımızdan birisi de Amerikan Devrimi’ni, bir zamanlar ABD’de de devrim yaşandığını anlatan yazımız. Teknolojide önemli gelişmelerden birisi hiç kuşkusuz yapay zekâ. Yapay zekâ savaşlarını ele alarak, uluslararası alanda bu konudaki rekabeti yazmaya çalıştık. Uluslararası alana yönelik son yazımız ise kültür sanat alanında, NATO’nun “sineması” oldu.

Dosya konumuz ise hukuk alanıyla ilgili. Ülkemizde hukukun nasıl ayaklar altına alındığını, yargıyı bir sopa olarak kullanan iktidar olgusu gerçeği üzerinden değerlendiren 3 önemli yazıyı okuyucularımızla paylaşıyoruz. Meslekten ve akademiden hukukçuların kaleme aldığı yazıların ufuk açacağından şüphemiz bulunmuyor.

Kapakta ise ülkenin önemli siyasi gündem başlıklarından birisini işledik. Ana muhalefet partisi ve Cumhuriyet’in kurucu partisi CHP’nin bölünmesi ve yaşadığı dönüşümü analiz etmeye çalıştık. Bu konuda dört ayrı yazımız var. Yine Cumhurbaşkanı danışmanının ülkedeki karşı-devrim sürecini “milli demokratik devrim” olarak tanımlama cüretine cüretli bir yanıt vermek istedik. Zevkle okunacağına eminiz.

Bu sayımızda ayrıca önemli bazı konuları ele almaya çalıştık. Bir yazımızda “Mavi Vatan” kavramı üzerinden Akdeniz’de yaşanan gelişmeleri analiz ederken, iktidarın milli söylemi ile icraatları arasındaki açıyı ele aldık. Yine bölgemizde, ABD elçisinin “hayırsever diktatörlükler” şeklinde formüle edilebilecek açılımının ne anlama geldiğini başka bir yazımızda işledik.

Bu sayıda, üniversite gençliğinin eğitim ve emek arasındaki sıkışmasını konu edinen 3 genç arkadaşımıza sayfalarımızı açtığımız bir söyleşi de yer alıyor.

Muhalifler susturuluyor, tutuklanıyor, sindiriliyor. Genç komedyenlerden Deniz Göktaş hakkında, tutuklanması sonrası bir yazı yazmamak olmazdı. Buradan haksız ve hukuksuz yere tutuklanan Deniz Göktaş’ın bir an önce serbest bırakılması talebimizi bir kez daha dile getirmek isteriz.
Ülkenin yoğun gündemlerine yönelik soldan bir pencere açmaya çalışan dergimizin bu sayısında da mutlaka baskı ve dizgi hataları olacaktır. Şimdiden anlayışınıza sığınırız. Önümüzdeki sayılarda buluşmak üzere…

İyi okumalar.

Related Posts