Aren Karaelmas
Kazananından çok emperyalist ABD’nin uygulamalarının damga vurduğu 2026 Dünya Kupası, İspanya’nın zaferiyle sona erdi. Binlerce araçlık TOGG konvoylarıyla, AKP’nin reklam ekibi tarafından hazırlanan özel klipleriyle, tabiri caizse, davullu zurnalı Amerika’ya uğurlanan A Milli Futbol Takımı, büyük bir fiyaskoyla milliyetçi hamaset balonunu patlatıp grup sonuncusu olarak ülkeye geri döndü.
Bunun yanında İsrail’in katliamlarına ses çıkarmayıp, Ukrayna Savaşı’nı bahane ederek Rusya’yı kupadan men eden FIFA, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu zorla alıkoyan, İran’da okula giden çocukları hedef alan, Küba’ya yönelik ablukayı sıkılaştırarak insanların ölümüne sebep olan ABD’ye ve Donald Trump’a karşı üç maymunu oynamaya devam etti. Öyle ki Trump’a “FIFA Barış Ödülü” verilmesi, kupa başlamadan önce tarihe geçen ayrı bir basiretsizlik örneği oldu.
Emekçiler stadyumlardan kovuldu!
Futbolun piyasalaşması uzun yıllardır konuşulan bir konu. Pahalı bilet fiyatları, yıllık kombine satışları, zenginlere ayrılmış localar; hepsi bu tartışmanın bir parçası. Ancak geride bıraktığımız kupa, bu sürecin vardığı son nokta olarak tarihe geçti.
Ortalama bir emekçinin aylık gelirinin çok üstündeki fiyatlara satılan biletler, bir kez daha sporun kimlerin hizmetinde olduğunu açık şekilde göstermiş oldu. Öyle ki 12 Haziran’da Toronto’da oynanan Kanada-Bosna Hersek maçının “Ön Seviye 1” bilet fiyatı 3 bin 360 dolara ulaştı. Philadelphia’da oynanacak son 16 turu maçının normal bilet fiyatı ise 905 dolar olarak belirlenecekti.
Taraftarlar sadece bilet fiyatlarıyla değil, ABD’nin uyguladığı vize kısıtlamaları nedeniyle de ülkelerini desteklemekten mahrum bırakıldı. İran ve Haiti yurttaşlarına vize duvarı ören haydut ABD, Demokratik Kongo Milli Takımı’nın her maçında sömürgeciler tarafından katledilen Kongolu devrimci önder Patrice Lumumba’nın anısını, maç boyunca ayakta durup ülkesinin renklerini giyerek yaşatan taraftar Michel Kuka Mboladinga’ya da vize vermedi. Ancak Kongo Milli Takımı kafilesine adı yazılarak turnuvaya gelmesi sağlanan Mboladinga, geç de olsa tribündeki yerini aldı.
Bunun yanında Iraklı oyunculara da vize vermediği öğrenilen ABD’nin, İran Milli Takımı’na ise sadece maç günü ülkede bulunmaları için izin verdiği açıklandı. Meksika’da kamp yapan İranlı sporcular, maçtan bir gün önce ABD’ye gelip maçın ardından dinlenemeden yeniden Meksika’ya dönmek zorunda bırakıldı.
Irkçılık sadece oyunculara değil
ABD’nin ırkçı, ayrımcı ve faşizan tutumunun bir diğer örneği ise Somalili hakem Omar Abdulkadir Artan’ın yaşadıkları oldu. Somali futbol tarihinde bir ilke imza atacak olan Artan, cebinde geçerli bir ABD vizesi ve resmî FIFA yetki belgesi bulunmasına rağmen sınır kapısından geri çevrildi.
Haftalarca süren vize çilesi çözülmesine rağmen ülkeye giriş yapamayan Somalili hakem, Türkiye üzerinden ülkesine dönmek zorunda kaldı.
Kim bu futbolcular: Terör örgütü üyesi mi?
Yüksek bilet fiyatları, vize kısıtlamaları ve benzeri uygulamaların yanında takımların stadyuma girmeden önce adeta terörist muamelesi görmesi bardağı taşıran son damla oldu. Hollanda ile New York’ta oynayacağı hazırlık maçı için ABD’ye giden Özbekistan kafilesi, otobüslerinden iner inmez potansiyel suçlu muamelesi gördü; tüm ekipmanlarıyla birlikte metal dedektörleri ve polis köpekleriyle didik didik arandı.
Özbekistan’la birlikte Senegal Milli Takımı da uçaktan iner inmez apronda bomba imha köpekleri tarafından didik didik arandı. Afrikalı spor muhabiri Micky Jnr tarafından paylaşılan ve infial yaratan görüntülerde Senegalli futbolcuların henüz terminal binasına dahi alınmadan, uçak merdivenlerinde durdurularak kolluk kuvvetlerince baştan aşağı arandığı görüldü.
Diğer pek çok takıma da aynı muamelenin yapılması dünya çapında tepkiye neden olurken, Trump’ın yakın dostu Gianni Infantino olanları sessizce takip etmekle yetindi.
FIFA, kimin dostu: Futbolun mu, Trump’ın mı?
Yukarıda belirttiğimiz rezaletler yetmezmiş gibi son 32 turunda alenen kural ihlali yaşandı. ABD’nin Bosna Hersek’i 2-0 mağlup ettiği maçta kırmızı kart gören Amerikalı futbolcu Folarin Balogun’un cezası ertelendi. FIFA Disiplin Komitesi, disiplin talimatındaki ilgili maddeyi işleterek Balogun’un bir maçlık men cezasını erteleme kararı aldığını açıkladı. Karar kapsamında 12 aylık denetim süresine tabi tutulan oyuncunun, bu süre içinde benzer bir ihlalde bulunması halinde cezasının yeniden yürürlüğe gireceği bildirildi.
Ancak bu açıklama kimseyi tatmin etmedi. Belçika Futbol Federasyonu yayımladığı mesajda “Şaşkınlık içindeyiz.” derken, Belçika Teknik Direktörü Rudi Garcia da, “FIFA’da 5 Temmuz’un 1 Nisan’a eşit olduğunu bilmiyordum. Bu bir 1 Nisan şakası olmalı. Biz milli takımı veya federasyonumuzu savunmuyoruz; biz futbolu, onun etiğini ve tarihini savunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bunlar yaşanırken ABD Başkanı Donald Trump’ın, “Doğru olanı yaptığı ve büyük bir adaletsizliği tersine çevirdiği için FIFA’ya teşekkür ederim.” açıklamasını yapması, FIFA’nın kimin tarafını tuttuğunu bir kez daha ortaya koydu.
Rantın en yükseği futbolda
24 yıl sonra ilk kez Dünya Kupası’na katılacak olmamız pek çok yurttaşı sevindirse de düzen maalesef bu mutluluğu da kursağımızda bırakmayı bildi. Federasyon Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu tarafından kupaya gidecek sporculara prim olarak Mandalina Körfezi çevresindeki tartışmalı konut projesinden villa verilecek olması, daha ilk andan itibaren takımı eleştirilerin odağı hâline getirdi.
Bunun yanında, yukarıda da bahsettiğimiz gibi, binlerce araçlık TOGG konvoyu ve AKP’nin reklam ekibi tarafından hazırlanan özel klipler, daha ilk düdük çalmadan büyük bir fiyaskoyla milliyetçi hamaset balonunun patlayacağının işaretlerini veriyordu.
Avustralya ve Paraguay karşısında alınan mağlubiyetlerin ardından oyuncular tarafından yapılan pişkince açıklamalar, sabahın erken saatlerinde sırf milli takımı desteklemek için ekran başında olan milyonlar tarafından tepkiyle karşılandı. Kendilerini eleştirenlere karşı sergiledikleri tavır, bir kez daha kimin hizmetinde olduklarını gösterdi. Her ne kadar ABD ile oynanan son maçta 3-2’lik skorla galibiyete ulaşsalar da bu galibiyet teselliden öteye geçemedi.
Son olarak, başarısızlıklarını eleştirenleri Akın Gürlek’e şikâyet eden TFF Başkanı Hacıosmanoğlu’nun, ABD’de kendilerine tepki gösteren taraftarlara el kol hareketleri yapması futboldaki mafyatik yönetim anlayışını bir kez daha gözler önüne serdi.
Organizasyon bitti, hadi kupayı Trump’a satalım
Ancak Infantino’nun rezillikleri bununla da sınırlı kalmadı. Daha sporcuların teri soğumadan Dünya Kupası’nın haklarını uluslararası şirketlere peşkeş çekecek bir planı açıklayan FIFA Başkanı, FIFA Forward Enterprise (FFE) adı altında oluşturulacak yeni bir yan kuruluş üzerinden Dünya Kupası’ndaki hisselerin yüzde 20 ila 30’unu özel yatırımcılara devretmek istediğini açıkladı. Üye federasyonların onay vermesi halinde projeye, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in kardeşi Joshua Kushner’in başında bulunduğu Amerikan risk sermayesi şirketi Thrive Capital’in liderlik edeceği ortaya çıktı. (1)
Söz konusu projeden 4,2 milyar dolar gelir elde etmeyi hedefleyen FIFA’ya tepkiler gecikmedi. UEFA’nın organizasyonu boykot edeceğini açıklamasının ardından, 136 oyluk blok planın oylamadan geçmesini imkânsız hâle getirdi.
Sonuç olarak yüzümüze çarpan gerçekler
Bugün gelinen noktada kapitalizm, pek çok alanda olduğu gibi futbolun da içini boşaltmış durumda. Gerek bilet fiyatları gerekse vize engelleri nedeniyle ne Dünya Kupası ne de başka bir spor organizasyonu emekçi sınıflar için ulaşılabilir durumda.
Kapitalist-emperyalist sistemin emekçi sınıflara reva gördüğü bu düzen değişmedikçe ne oyuncular ne de taraftarlar hak ettiği değeri görebilecektir. Eşitlik mücadelesi, emekçi sınıflarla birlikte bu kirli düzenin aparatı hâline gelmiş sporcuların da özgürleşmesi için elzemdir.
Notlar
- https://gazeteoksijen.com/spor/fifadan-cokus-ve-10-milyar-dolarlik-geri-adim-infantino-dunya-kupasini-satma-planini-iptal-etti-284409

