Dosya

Türkiye’de Anayasa ve Ekonomi İlişkisi

Prof. Dr. İzzeddin Önder

Güneşin altında her şeyin bir diğeri ile ilişki içinde olduğu gerçeği, anayasa-ekonomi ilişkisi için de, hem de çok güçlü bir şekilde geçerlidir. Bir ülkenin anayasası ülke ekonomisiyle, koşullara göre, tanımlayıcı veya yönlendirici ilişki içinde oluşur ve devinir. Her iki koşulda da anayasa hükümleri gerek lafzı gerek ruhu ile toplumsal özden çok farklı olamaz, aksi durumda şeklî bir hukuk metni olarak kalır, fakat maddî anlamda yasa olamaz, pratikte bir karşılık bulamaz ve uygulanamaz. Ekonomik alt-yapının toplumsal sosyo-kültürel üst-yapıyı oluşturması nedeniyle, toplumsal yapıyla anayasanın uyuşabilmesi, anayasa-ekonomi ilişkisini zaruri kılar. Bu nedenle, anayasa-ekonomi ilişkisi doğal olduğu kadar, gereklidir de. Sosyo-ekonomik alt yapı ile hukuk sistemi ilişkisi, hukuk sisteminin meşruiyeti ve uygulanabilirliği açısından zaruridir. Bu konuda anayasa ile yasalar arasındaki fark, devamlı devinen fiili yaşama uyum açısından, genel ve kapsayıcı olma özelliği ile anayasaların diğer yasalara göre çok daha dayanıklı olmasıdır. Bir ülkenin ekonomik üretim ilişkisinde ve onun üst-yapı konumundaki toplumsal güç ilişkisinde bir değişim olmadığı sürece anayasada da bir değişikliğe gidilmez. Anayasaların, detayları değil, genel ilkleri kapsaması, buna karşın diğer yasaların ise, yaşamın hemen hemen her alanındaki ilişkileri oluşum ve koşullarıyla kapsaması söz konusu olduğundan, değişen koşullar karşısında yasaların anayasalardan çok daha sık değişime uğramaları doğaldır. Anayasalar, detay açıklamalara girmeden, toplumların genel uzlaşma (konsensüs) çerçevesini oluşturması hasebiyle, ancak toplumların büyük değişim ve devinimleri ya da toplumsal radikal kalkışları sonucunda oluşturulan toplumsal düzeni çerçeveleyen ana metinlerdir. Bu özelliği ile anayasalar, bir başka nitelemeyle, kurucu yasa ya da konstitüsyon (constitution) olarak anılırlar.

Yazının tamamına erişmek için abone olmalısınız. Tıkla, abone ol

Comments are closed.

0 %