Hafıza-i Beşer

3 Mart 1924 Devrim Yasaları ve Günümüzdeki Durum

Prof. Dr. Rıfat Okçabol

Cumhuriyet rejiminin en önemli niteliği, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtildiği gibi, ‘demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti’ olmasıdır. Devletin demokratik, laik, sosyal ve hukuksal nitelikleri arasında en önemli olan, laikliktir. Laiklik olmadan devletin demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olması mümkün değildir. Osmanlı laik anlayış üretemediğinden ya da laik anlayışı benimseyemediğinden, Avrupa’nın güçlü devletlerinin baskısıyla açıklanan ‘Tanzimat Fermanı’ (1839) ile ‘Islahat Fermanı’ (1856) bir işe yaramamıştır. 1876’da Kanun-i Esasi (Osmanlı Anayasası) ilan edilip meşrutiyet düzenine geçilmesi de, laik anlayış geçerli olmadığından bir işe yaramamıştır. Çünkü laik anlayışın temeli, devleti yönetenlerin gücünü aileden ya da tanrılardan değil halktan almasıdır; egemenliğin tek kişide, kralda, padişahta, … olması değil, halkta olmasıdır. Bu nedenle devlet yönetiminde laik anlayışa kapı açan ilk gerçek uygulama, 23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM), ‘egemenliğin kayıtsız şartsız millette olduğunu’ ilan etmesidir.

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması üzerine, TBMM’nin 1 Kasım 1922’de saltanata son vermesi, devlet yönetiminin laikleşmesi doğrultusunda atılan ikinci adım olmuştur. Kurtuluş Savaşı’na tüm gücüyle karşı çıkan Sultan Vahdettin, İngilizlerden sığınma isteyip 17 Kasım 1922 günü bir İngiliz zırhlısıyla yurt dışına kaçınca, TBMM hilafet konusunda da yetkiyi eline almış, Vahdettin’in halifeliğini düşürüp halk egemenliğiyle bağdaşmasa da, günün koşulları gereği sultan Abdülaziz’in oğlu veliaht Abdülmecit efendiyi ‘halife’ olarak seçmiştir. Geçmiş yüzyıllarda halifeler aynı zamanda genellikle devlet başkanı olmuşlardır. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilip Mustafa Kemal Cumhurbaşkanı olarak seçilince, halifelik siyasal gücü olmayan bir makama dönüşmüştür. Halifenin varlığı, hem TBMM’de hem de kamuoyunda tartışma konusu olmuştur. Halifenin aynı zamanda devlet reisi olmasını isteyenlere karşı, hilafetin halk egemenliğiyle bağdaşmadığını düşünenler de artmıştır. Bu arada halife de, padişahmış gibi davranmaya başlamıştır.

Yazının tamamına erişmek için abone olmalısınız. Tıkla, abone ol

Comments are closed.

0 %