Selin Aksoy
2025 yılı Nobel Barış Ödülü’nün sahibi olan Venezuelalı siyasetçi Maria Corina Machado’nun ödülünü Başkan Trump’a adaması ve bu ödülü aldığı için Ekrem İmamoğlu’nun Machado’yu kutlamasının ardından çıkan tartışmalar “Nobel Ödülü nedir, kime verilir” sorularını yeniden gündeme geldi.
Ekrem İmamoğlu, daha sonra yaptığı açıklamada Machado’nun ödülü Trump’a adadığını bilmediğini; Norveç Nobel Komitesi’nin “diktatörlüklerin gölgesinde bile demokrasiye inananlara” ithaf etmesi nedeniyle bu şekilde bir açıklama yaptığını belirtti. Ancak Machado’nun, Venezuela’da Hugo Chávez ve Nicolás Maduro hükümetlerine karşı mücadele eden, hatta cumhurbaşkanlığı adaylığı da bulunan liberal-muhafazakâr bir siyasetçi olduğu biliniyor. Daha ironik olanı ise, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun bu yılki Barış Ödülü için Trump’ın aday gösterilmesi çağrısı yapması; Kamboçya ve Pakistan’ın da bu çağrıya destek vermesidir.
Ödülün María Corina Machado’ya “Venezuela halkının demokratik haklarını desteklemek için yorulmak bilmez çalışmaları ve diktatörlükten demokrasiye adil ve barışçıl bir geçiş sağlamak için verdiği mücadele” gerekçesiyle verilmesi ise, bu ödülün varlığının ve anlamının da sorgulanmasını gerekli kılmaktadır.
Nobel Ödülü, dinamiti icat etmesiyle tanınan ve aynı zamanda bir silah şirketine sahip olan Alfred Nobel’in vasiyetnamesi kapsamında kurulan Nobel Vakfı tarafından verilmektedir. İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, İsveç Akademisi, Karolinska Enstitüsü ve Norveç Nobel Komitesi tarafından kişiler veya kuruluşlara fizik, kimya, tıp, edebiyat ve barış olmak üzere beş ayrı dalda, son on iki ay içinde insanlığa en büyük faydayı sağlayanlara verilir. 1968 yılından itibaren bu beş alana, İsveç Merkez Bankası’nın kararıyla bir de ekonomi ödülü eklenmiştir.
Ancak 1901’den bu yana, özellikle edebiyat, barış ve ekonomi gibi ideolojik etkilere açık alanlarda verilen ödüller, yetkinlikten çok politik tercihlerin bir sonucu olduğu yönündeki eleştirilerle en çok tartışılan kararlar arasında yer almıştır.
Nitekim Nobel Barış Ödülü’nün bugüne kadar verildiği isimler de bu tartışmayı pekiştirmiştir. Trump gibi dünyanın birçok bölgesinde savaşı destekleyen ve bunu finanse eden birinin, kendisine ısrarla Nobel Barış Ödülü verilmesi gerektiğini düşünmesi şaşırtıcı değildir. Zira başkan olduğu dönemde Afganistan, Irak ve Suriye’de askeri operasyonlara imza atan Barack Obama, 2009 yılında Nobel Barış Ödülü’nün sahibi olmuştur.
Yine Kamboçya’daki gizli bombardımanlar ve Güney Amerika’daki askeri rejimlere destek veren ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger da bu ödülün 1973’teki sahibidir. 2012 yılında ise ödülün sahibi, hâlihazırda silahlı gücü bulunan Avrupa Birliği olmuştur. Bu kararlar, ödülün diplomatik figürlere veya siyasi güç sahiplerine verildiği yönündeki algıyı güçlendirmiştir.
Nobel Edebiyat Ödülü de benzer biçimde tartışmaların odağında olmuştur. “Kültürel Soğuk Savaş”ın sanat ve edebiyat dünyasını nasıl şekillendirdiğini anlattığı Parayı Verdi Düdüğü Çaldı adlı kitabında Frances Stonor Saunders, CIA’nın Örtülü Eylem Teknik Personeli’nin şeflerinden birinin şu ifadelerini aktarır: “Kitaplar bütün öteki propaganda araçlarından farklıdır; bunun en önemli nedeni, bir okurun tutum ve davranışını bir kitabın başka hiçbir araçla ölçülemeyecek oranda değiştirmesidir. Böylece kitaplar, uzun menzilli stratejik propagandanın en önemli silahı olmaktadır.”
Bu haliyle CIA’nın edebiyatı propaganda aracı olarak kullanma çabası, Nobel Edebiyat Ödülü’nün de ideolojik ve politik ajandaların etkisi altında kaldığını göstermektedir. CIA, dünyanın birçok yerindeki edebiyat dergilerine zenginler, ünlü vakıflar ve fonlar üzerinden dolaylı biçimde finansal destek sağlamıştır. Bu yolla bağımlı hale getirilen dergiler, CIA’nın politik direktifleri doğrultusunda sansür ve yönlendirmelere maruz kalmıştır.
Nobel Barış Ödülü’nün, uluslararası politik arenada bir meşruiyet aracı olarak kullanıldığı artık açıktır. Dinamitin icadından miras kalan bu ödül, günümüzde gerçekten insanlığa fayda sağlayanları mı onurlandırıyor, yoksa küresel güç dengelerinin ve ideolojik tercihlerinin bir meşruiyeti olarak mı işlev görüyor? Sorunun cevabı belki de ödülün adında gizli: Barış, kimin barışı?

