Erkin Öztok
Rusya’nın Ukrayna’ya dönük operasyonu 9. ayına girerken çatışmaların genel seyri, çatışmalara katılan güçler, Ukrayna’ya NATO ülkelerinden silah hibelerinin niteliği ve hacmi; Rusya’ya karşı emperyalist güçlerin daha önce Afganistan’da Sovyetlere ve Sosyalist hükümete uygulanana benzer bir vekalet savaşı yürüttüğü tezini doğrular nitelikte. Hatta bu tez daha operasyon başlamadan batılı ülkeler ve Ukrayna yöneticileri tarafından Ukrayna’nın Rusya için yeni bir Afganistan olacağı açıklamalarıyla sıkça dile getirilmişti.
Yaz aylarının başından itibaren ciddi bir değişim olmayan cephe hattı, Ağustos ayında Ukrayna ordusunun Herson cephesinde giriştiği ve ağır kayıplarla başarısızlığa uğradığı saldırılardan sonra Eylül ayının başında Harkov oblastından Rus güçlerinin çekilmesiyle sonuçlanan Ukrayna güçleri ile emperyalizmin gönderdiği paralı askerlerin saldırılarıyla Rusya aleyhine dönmeye başladı. Bu saldırının devamı olarak Liman şehrinin Ukrayna güçleri tarafından Ekim ayının başında alınması, Herson’un kuzeyinde Ukrayna güçlerinin sınırlı ilerleyişi Rusya aleyhine durumun devam ettiğini göstermekteydi. Nitekim Harkov oblastında elde tuttuğu alanların kaybına hızlı reaksiyon gösteren Rusya yönetimi, 21 Eylül’de 300 bin kişinin askere alınacağı, askeri üretim kapasitesinin artırılacağı kısmi seferberlik ilan etti. Aynı zamanda askeri yönetim kademesinde ciddi değişikliklere gitti. Bunun ardından Ukrayna’nın elektrik altyapısına karşı girişilen büyük ölçekli füze ve dron saldırıları Ukrayna ordusunun mobilizasyonunu bozmaya, ekonomik açıdan Ukrayna’yı tümden çıkmaza sürüklemeye ve büyük bir göç dalgasıyla AB’yi baş başa bırakmaya dönük operasyonun son döneminin en büyük hamlelerinden biri oldu.
Savaşın ilk ayında yine burada yayınlanan yazımda değindiğim yaptırımların Rusya’dan ziyade AB ülkelerinde ciddi sorunlara yol açacağı öngörüm süreç içerisinde büyük ölçüde doğrulandı. Rusya ekonomisi kısa bir panik havasından sonra hızla toparlanırken AB ülkeleri son 60-70 yılın en yüksek enflasyon oranlarına ulaştı, enerji alanındaki sorunlar had safhaya ulaştı ve sanayi üretimlerinde düşüşler gözlendi. Rusya ise yaptırımlara konu çoğu ürünü diğer partnerlerinden kolayca tedarik edebilirken, özellikle enerji ve hammadde silahını AB ülkelerinin üzerinde güçlü şekilde kullanmaya devam ediyor.
ULUSLARARASI DURUM VE POLİTİK ARENADA SON GELİŞMELER
Emperyalizmin Rusya’yı uluslararası alanda kuşatma çalışmalarının pek de başarılı olduğundan söz edilemez. Rusya operasyonun başından itibaren meşruluğunu kuvvetli şekilde vurgulayacak adımlara dikkat eden bir tarz izlemeye özen gösterdi, ilişkilerinin iyi olduğu ülkelerle bağları daha da kuvvetlendirdi ve en büyük örneğini Körfez ülkelerinde gördüğümüz şekilde çeşitli çelişkilere ve çıkarlara oynayarak alanını genişleten bir politika izledi. Diğer taraftan savaşın uzamasıyla NATO ülkelerin içinde ülkelerinin Ukrayna politikalarına hızla yükselen tepkiler gözlemlemekteyiz.
Rusya’nın Şanghay İşbirliği Örgütü(ŞİÖ), BRICS ve benzer toplulukların etkinliğini artırmaya dönük politikalarının işe yaradığı gözükmekte. Bu topluluklara üye ülkelerde konsolidasyon sağlarken diğer tarafta Türkiye, Mısır, Körfez ülkeleri gib çeşitlii ülkelerin de bu topluluklara yakınlaşma çabaları içinde olduğu gözlemlenmekte. Türkiye daha çok emperyalizm adına arabulucu rolü ve ekonomik darboğazı aşma yolu olarak Rusya’nın bu hamlelerine olumlu yanıt verirken diğer ülkeler uluslararası alanda gücünü artırma ve ABD ile AB’nin emperyalist politikalarına bir denge oluşturma saikleriyle Rusya’nın etkin olduğu bu topluluklarla yakınlaşmayı tercih etmekteler.
Yaptırımların başını çeken AB ise ciddi bir ekonomik buhranın arifesinde bulunmakta. AB’nin başat ekonomik gücü Almanya’da enflasyon Ekim ayında, son 71 yılın en yüksek enflasyon oranı olan yüzde 10,4’e ulaştı. Euro bölgesinde genel enflasyonun da Ekim ayı içi henüz açıklanmasa bile geçtiğimiz ayları baz alırsak buna çok benzer çıkacağını ön görebiliriz. AB’de enflasyonu artıran en önemli etken enerji fiyatlarındaki artış, bu dolaylı olarak bütün sektörlere etki ediyor. Diğer taraftan gıda fiyatlarında da ciddi bir artış söz konusu. AB bu kış için ciddi bir gıda krizine uğramayacak gibi görünüyor fakat enerji ile ilgili aynı şeyi söylemek çok zor. Neredeyse bütün AB ülkelerinde ısıtma konusunda sınırlandırmalar ve çeşitli sosyal alanlara dair kısıtlama kararları alınmış durumda. Bazı sanayi kollarında halihazırda enerji arzında sorunlar yaşanırken, kış aylarında bunun dönemsel kesintilere dönüşeceği ve büyük bir ücretsiz izin ve işten çıkarma dalgasını tetikleyeceği yetkili ağızlar ve sanayi burjuvazisinin organları tarafından sıkça dile getiriliyor. AB sanayisinin kritik kollarında uzun süreli durmaların AB ülkelerinin ekonomisine büyük zararları olacağı ve AB ülkelerini tümden bir ekonomik krize sürükleyeceği görülmekte. Diğer taraftan Ukrayna’dan özellikle Doğu Avrupa ülkelerine dönük elektrik ihracatının Rusya’nın Ukrayna enerji altyapısına dönük etkili saldırıları sonrası durması enerji alanında AB’yi daha da fazla zorlamakta. Ukrayna termik santrallerini çoğunu kaybederken, enerji iletim altyapısı ciddi zarar görmüş durumda ve elektrik üretimi büyük ölçüde 4 nükleer santral ve üretim kapasitesi azalmış HES’ler tarafından sağlanmakta. Üzerine elektrik dağıtım ağı ciddi hasar gördüğü bir tabloda kendinde elektrik arzının sürekliliğini sağlayamayan bir Ukrayna’nın yakın vadede AB’ye elektrik ihraç etmesi imkansıza yakın bir olasılık.
Ukraynalı mültecilerin yarattığı ekonomik yük AB ülkelerini ve yerel yönetimleri özellikle son birkaç aydır ciddi miktarda zorlarken, Ukrayna enerji altyapısına dönük Rusya’nın saldırılarının kış şartlarının ağırlaşması ile çok daha büyük bir göç dalgasını AB’ye yönlendireceği görülmekte. Ukrayna ordusunun kontrolündeki bölgelerde şu anda 30 milyona yakın insanın yaşadığı hesaplanmakta. Çoğu şehirlerde yaşamını sürdüren, ısınması elektrik ve doğalgaz arzının sürekliliğine bağlı olan bu kitlelerin ağır kış şartlarında çareyi AB ülkelerine gitmekte arayacağı açık. Diğer taraftan ekonomisi oldukça zayıflamış olan Ukrayna’nın enerji(özellikle elektrik) arzında büyük problemler yaşanmasıyla ekonomisinin durma noktasına geldiği ve işsizliğin iyice artacağı bilinmekte. Çeşitli mecralarda bu durumun, 10 milyon civarında Ukraynalının AB’ye mülteci olarak gideceği bir duruma sebep olacağı ifade edilmekte. Ukrayna devletinin buna tek yanıtı ise mülteciler için gerekli belgelerin ancak Ukrayna’ya gelerek alınabileceğine dair aldığı kararlar oldu. Bunun askere alınmaya uygun fakat ülkeden ayrılmış kişileri zorla askere almaya dönük bir hamle olduğu açık.
Bir süredir yürürlükte olan ve şimdiye kadar 9 milyon tondan fazla tahılın Ukrayna’dan ihraç edilmesini sağlayan Türkiye’nin de taraf olduğu Tahıl Koridoru Anlaşması, Ukrayna’nın İngiliz subaylar kontrolünde Sivastopol limanına insansız deniz ve hava araçlarıyla bu koridoru kullanarak saldırı düzenlemesi sonrası Rusya tarafından askıya alındı. Rusya anlaşmayı askıya alırken bu saldırının yanında koridor ilk oluşturulurken iddia edildiği şekilde tahılın yoksul ülkelere değil batıya gitmesini de gerekçe gösterdi. Nitekim şimdiye kadar ihraç edilen tahılın %66’sı diğer ifadeyle 3’te 2’si NATO ve müttefiklerine ihraç edilmişti. Bu ve yapılan saldırı da koridorun amacı dışında kullanıldığının göstergesi mahiyetinde.
NOVORUSYA’DA REFERANDUMLAR VE GELECEK
Eylül ayının sonunda büyük çoğunluğu yerel güçler ile Rus birliklerinin kontrolü altında bulunan, nüfuslarının çok büyük çoğunluğunu etnik Rusların oluşturduğu, tarihsel olarak Novorusya olarak adlandırılan bölgenin parçası olan Donetsk, Lugansk, Herson ve Zaporijya oblastlarında Rusya’ya katılmaya dönük referandumlar gerçekleştirildi. Bölgede yaşayanlar tarafından katılımın yüksek olduğu referandumlarda %87 ile %99 arasında değişen oranlarda Rusya’ya katılmaya Evet sonucu çıktı. Peşi sıra Rusya tarafından da katılımları onaylandı. Sonuçlar şaşırtıcı değildi keza zaten bu bölgelerden ikisi 8 yıldır Ukrayna’dan fiili olarak ayrılmış durumdaydı. Bu bölgelerde Rusya’ya yakın partiler ile Sosyalist partiler çok yüksek oylar almaktaydı ve etnik olarak çok büyük ölçüde Rusça konuşan etnik Ruslardan oluşmaktaydılar.
Referandum sonuçlarını emperyalist güçler tahmin edileceği gibi tanımadı. Fakat içlerinden çatlak sesler de çıktı. Bunda başı popüler bir karakter olması sebebiyle Amerikalı sermayedar ve cumhuriyetçi kimliğiyle bilinen Elon Musk çekti. Özellikle sosyal medyadan yüksek perdeden bu sonuçların meşruluğuna atıf yapan Musk eski seçim haritaları da dahil çeşitli araçlarla görüşünü destekledi ve Ukrayna yönetimi ile tartışmaya girdi. Nitekim bu tartışmaların sonucunda Ukrayna ordusunun haberleşmesinde kritik rol oynayan Starlink sistemini geri çekmeye kalksa da ABD devletinin organları tarafından bu kararından vazgeçmeye ‘ikna edildi’.
Novorusya olarak adlandırılan bölge 2014’te yaşanan emperyalizm destekli iktidar değişikliği ve başlayan çatışmalar sonrası Donetsk ve Luhansk Halk Cumhuriyetleri tarafından sınırları tekrar belirlenen haliyle bir kısmı halen Ukrayna güçlerinin kontrolü altında bulunan 2014 öncesi Ukrayna’sının 8 oblastından oluşmakta. Referandumlarla Rusya’ya bağlanan Novorusya’nın 4 oblastı oldu. Bunlarda operasyon öncesi nüfus 9 milyondan biraz daha fazlaydı. Kalan 4 oblast ise Harkov, Dnipropetrovsk, Odessa ve Nikolayev oblastları. Bunlarda da operasyon öncesi 9 milyondan biraz daha fazla nüfus yaşamaktaydı. Kırım’ı da dahil edersek Rusya etnik nüfusun çoğunluk olduğu ve Rusya yanlısı siyasetin hakim olduğu alanın nüfusu 21 milyon civarında. Ukrayna’nın operasyon öncesi 43 milyon olan nüfusunun yarısı bu alanlarda yaşamakta. Ekonomik olarak ise operasyon öncesi Ukrayna üretiminin büyük çoğunluğu bu bölgelerden sağlanmaktaydı. Sanayi ve hammadde kaynakları bu bölgelerde toplanmış durumda. Operasyonun askeri durumunu ve olası perspektifleri daha sonraki yazılara bırakarak söyleyebileceğimiz, diğer 4 oblastın da Rusya’ya bağlandığı bir senaryoda Ukrayna’nın deniz bağlantısı kalmayacak ve Ukrayna komple bir tarım ülkesine dönüşecek.

