Yeni Kuşak

Kampüse Dönüş

Evrim Saldıran

Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi ekonomiden siyasete, ideolojiden psikolojiye kadar birçok alanı temelden etkiledi. Birey ve toplum açısından büyük bir dönüşümün yaşandığı bu süreç belirli toplumsal alanlarda ise etkisini daha fazla hissettirdi. Üniversiteler, kampüs ve yerleşkeler bu alanlardan bazıları olarak görülebilir. Kapitalist-emperyalist sistemin pandemiyle birlikte kamusal hizmetleri karşılamadaki başarısızlığı başka bir konu olmakla birlikte, eğitim sisteminin nasıl devam edeceği sorusu evrensel bir karakter taşıyor. Tabii ki bu soruya yanıt aranırken, eğitimin bir üst yapı kurumu olduğunu ve alt yapı -temel yapı da denmektedir- tarafından belirlendiğini unutmamak gerekiyor. Kapitalizm krizler sistemidir fakat krizleri fırsata çevirme noktasındaki refleksini korumaktadır. Dolayısıyla toplumsal hayatta yaşanan dönüşümleri ele alırken kapitalizmin karakteri baz alındığı kadar, onun yönelimleri de bir parametre olarak ele alınmalıdır. Bu yönelimler temel karakteriyle çelişmese dahi, siyasal ve toplumsal mücadeleler açısından farklılaşmaları yaratabilmektedir.

Türkiye’de pandemiyle birlikte eğitim sistemi de bu sürece maruz kaldı ve kalması da zorunluydu. Bir tarafıyla eğitim sisteminin özelleştirilmesi ve bir sektör haline gelmesi sağlanırken, diğer taraftan üniversite ve liselerde gelişen dinamizm etkisiz kılınmalıydı. Yükseköğretim Kurumları Sınavının (YKS) turizm patronları için erken tarihe çekilmesiyle, tepkisini biriktiren liseli gençliğe sus payı olarak YKS’de otuz dakikalık ek süre verilmesi bu sürecin bütünlüğüne işaret ediyor. Gençliğin eve hapsedilmesi ise böylesi inişli çıkışlı bir süreci –yoksulluğun arttığı, Boğaziçi Direnişinin yaşandığı, işçi sınıfının haklarına saldırının yükseldiği, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedildiği– rahat atlatmanın yöntemlerinden biri olarak düzen ve AKP iktidarı açısından verimli bir zemin sundu diyebiliriz. İşe yarayıp yaramadığı ise tartışmalı bir başlık olarak önümüzde duruyor. Bir taraftan gençliğin politikleşmesi kırılamamış, diğer taraftan AKP’nin eğitim bakanları “gençliğe evlerindeyken yeterli şekilde müdahalede bulunamıyoruz” diyerek uzaktan eğitimin, takvimlerini geciktirdiğini ifade etmiştir.

Kampüs neden önemli?

Türkiye’de gençlik tartışmaları açısından üniversite özel bir tutuyor. Hatta Türkiye’de gençlik mücadelesi açısından da bu özel yerin vurgusunu güçlendirmek gerekiyor. Gençlik hareketi, varoşlardan, mahallelerden ya da fabrika ve atölyelerden değil, üniversite ve liselerden yükseliyor, memleket gündemiyle bağını iyi kurabildiği ölçüde diğer gençlik kesimleriyle de buluşabiliyor. Bu açıdan üniversite hayatı ya da kampüs hayatı denilen olgu, düzen ve düzen karşıtı güçler açısından dikkate alınıyor. Bu ifadeden ise, üniversitenin sistemden ayrıksı olduğu ya da farklı bir kanalda geliştiği çıkarılmamalı, fakat içeriği ve yapısı gereği yürütülen tartışmalar ve üniversitelerin konumu bu siyasallaşmayı da beraberinde getirmektedir.

68 gençliğinin yürütmüş olduğu tartışmalar memleketin gündemlerine içkindir, memleketteki baskı politikasının üniversitelere ve gençliğe de tezahürü vardır fakat üniversiteli olmak denilen olgu baskın gelebilmiş ve siyasal toplumsal mücadelelere etki edebilmiştir. Bu gerçekliktendir ki, 12 Eylül’le açılan süreç YÖK eliyle üniversitelerin dizayn edilmesini, eğitimin özelleşmesiyle birlikte sektör haline gelmesini beraberinde getirdiği gibi, aynı zamanda kampüs hayatına yönelik müdahaleyi de es geçmemiştir. Düzen tarafından ikna edilen ya da kapsanan toplumun çocuklarının üniversitelerde yaşadığı dönüşümün, fikirsel açıdan yaşamış oldukları kopuşun önüne geçilmesi gerekmekteydi. Üniversitelerin tartışan ve tartıştıran, sorunları tespit eden ve çözüm geliştiren bilim yuvaları olmaktan uzaklaştırılması gerekiyordu, sosyalist hareketin etkisinin kırılması ve siyaset yapmasının engellenmesi gerekiyordu. 12 Eylül’le başlayan ve AKP iktidarıyla devam eden bu saldırı sürecinin üniversite hayatını hedef alması bundan ileri gelmektedir. Üniversitelerin bölünmesi bu bağlamda ele alındığında yalnızca rant üzerinden değil aynı zamanda üniversitenin şehir merkezinden koparılması olarak da değerlendirilmeli. Millet bahçeleri projesiyle üniversitelere dışarıdan “unsurların” sokulmak istenmesi, ODTÜ yurdunun bütün öğrencilere açılmak istenmesi ve son örnek olan kampüslere, yurtlara Kur’an kursu açılmak istenmesinin merkezinde kampüs hayatının değiştirilmek istenmesi yatıyor.

Kampüs olgusu, gençlik açısından farklı anlamlar taşıyor şüphesiz. Kimileri için vakit geçirilen bir ortam ve sosyallik, kimileri için felsefeden, siyasete kadar uzayan derin tartışmaların yapıldığı ve ufkun açıldığı bir yer. Bugün üniversite ve kampüsün içeriği ve niteliği tartışılmaya müsait bir konu. Kariyer ve girişimcilik kulüplerinin cirit attığı, liberal düşüncenin pompalandığı, özgürlük kılıfına sığınarak her türden ırkçı ve gerici düşüncenin ifade edilebildiği bir tablo karşımızda duruyor. Bir gerçek ise değişmiyor, düzen, ideolojisiyle, kulüpleriyle, liberal hocalarıyla gençliği düzen içinde tutmaya çalışıyor, sermaye sınıfı için ucuza çalışacak genç beyinler pazara çıkarılıyor.

Düzeni değiştirmek isteyenler için de değişmeyen şeyler olduğunu söyleyebiliriz. Gençliğin okuması, tartışması, sorgulaması, üretmesi ve en önemlisi mücadele etmesi. Bu eylemlerin yeşermediği alanlara kampüs ve üniversite demek ise artık gerçekliğini yitirmiş durumda.

Yeni bir kampüs, yeni bir üniversite, yeni bir ülke

Üniversitede yaşanan bu dönüşüm, siyasetin yasaklanması, sosyalist hareketin gençlikle üniversite içinde buluşmasının engellenmesi tabii ki sosyalistler tarafından kabul edilmedi. Gençlikle birlikte okuyup, tartışıp, üretmek tam da böylesi bir dönemde daha da önem kazanmış görünüyor.

Bir buçuk yılı aşkın süredir devam eden pandemi süreci sonrasında gençliğin tekrardan kampüslere ve üniversiteye döndüğü bir döneme giriyoruz. Bununla birlikte ise gençliğin barınma ve eğitime ulaşma noktasındaki sorunları artıyor ve geleceksizlik derinleşiyor. Bütün bu sorunlara verilecek yanıt ve gelecek mücadelesi ise kampüsleri ve üniversiteyi kazanmaktan geçiyor.

 

Comments are closed.

0 %