Yalanlar ve gerçekler: Rakamlarla Türkiye ekonomisi

Dergi Gündem Sayı 11 (Ocak 2022)

Türkiye’yi 20 yıldır AKP yönetiyor. 20 yıldır ülke ekonomisinin geldiği yer AKP tarafından manipüle edilerek toplumu yanıltan ve emekçileri aldatan bir algı operasyonuyla resmediliyor. Ülkedeki ekonomik kriz ağırlığını her geçen gün daha da artırıyor. “Ekonomi şaha kalkacak” ve “ekonominin kitabını yazdık” diyen AKP’nin pembe tablo çizdiği ve kendince başarı öyküsü olarak anlattığı ekonomik rakamlar, ekonominin rayından çıktığını ve derin bir krizle karşı karşıya kaldığını gösteriyor.

Uzun bir zamandır ağır bir işsizlikle kendini gösteren kriz, bugün kur-enflasyon-faiz göstergelerinde yaşanan değişimle karşımıza çıkarken toplumda yoksullaşma, gelir adaletsizliğinin derinleşmesi, hayat pahalılığı, işsizlik ve gelecek kaygısıyla somutlanıyor. Dış borca dayalı, sıcak paraya bağımlı ve inşaat odaklı ekonomi politikası ülkeyi emperyalist tekellerin ve sermaye sınıfının yağmasına açmış, Hazine rezervleri tüketilmiş, toplanan vergiler sermaye sınıfına kaynağa dönüşmüş, başta yandaşlar olmak üzere sermaye sınıfı palazlanmış, üretimin yerini rantiye almış, Türkiye sıcak para adına uyuşturucu ticaretinin merkez üssü haline getirilmiş, tarım çökertilerek dışı bağımlı kılınmıştır.

Kimin yalan kimin gerçekleri söylediği ekonomik verilerin tablolarında ortaya çıkıyor.

İŞSİZLİK ARTIYOR!

İşsizlik her geçen yıl giderek artıyor. Gerçek işsizlik TÜİK tarafından açıklanan işsizlik oranının 2 katından fazla, %27,2 olarak gerçekleşti!

Kadınlarda işsizlik oranı erkeklerde işsizlik tam 2,7 puan fazla, %15 olarak gerçekleşti!

Tarım dışı işsizlik oranı 2020 yılında 15,3 olarak gerçekleşti!

Genç işsizlik tarihi seviyelere ulaşarak %26,1 olarak gerçekleşti.

Çalışan nüfusta en yüksek payı hizmet sektörü alıyor. Sanayi sektöründe istihdam yıllara göre sabit giderken tarım sektöründe çalışan sayısı azalıyor!

GELİR ADALETSİZLİĞİ SÜRÜYOR!

Türkiye’de en yoksul %20’lik kesimin Türkiye’nin toplam gelirinden aldığı pay 2020 yılında %5,9 oldu.

En zengin %20’lik kesiminin Türkiye’nin toplam gelirinden aldığı pay ise %47,5’e yükseldi.

Zenginler servetlerine servet katıyor, ülkenin zenginliğinin %47,5’i zenginlere gidiyor.

Pastadan en büyük payı en zengin %20’lik kesim alıyor!

 

ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRINA TEĞET GİDİYOR! YOKSULLUK SINIRI ASGARİ ÜCRETİN 3 KATINDAN FAZLA!

Asgari ücrete gelen zamlara rağmen Türk-İŞ’in raporuna göre açlık sınırı 4.013TL, yoksulluk sınırı ise 13.073TL oldu.

Net asgari ücret 2022 yılından itibaren açlık sınırının üzerinde görülse bile, geçmiş verilere bakıldığında açlık ve yoksulluk sınırının asgari ücretin üzerinde olduğu ve giderek arttığı görülüyor.

ASGARİ ÜCRET GERÇEKTE ATMIYOR! ASGARİ ÜCRETLE ÇALIŞAN SAYISI ARTIYOR! ASGARİ ÜCRET ORTALAMA ÜCRET HALİNE GELİYOR!

Enflasyon ve dalgalı kur sebebiyle asgari ücrete yapılan zamlar bir anlam ifade etmiyor!

Net asgari ücretin, yıllık ortalama dolar kuru üzerinden değeri hesaplandığında 2015-2022 yılları arasında değerinin belli bir oranda tutulduğu görülüyor.

2015 yılı 949TL ve ortalama dolar kuruna göre 348$ seviyesinde olan asgari ücret 2021 yılına gelindiğinde 2.825TL ve 316$ seviyesinde.

6 yılda 1.876TL zam yapılmış olsa bile yıllık ortalama dolar kuruna göre hesaplandığında 32$ azalmış durumda.

1980 sonrası yapılan serbest piyasaya entegre olma politikaları ve sonrasında yapılan 2001 IMF anlaşması gibi dolar üzerinden borçlanma ve bu borçların inşaat sektöründe yoğunlaşması sebebiyle ülkemiz tüketim mallarında ithalata dayalı hale gelmiştir.

Asgari ücretin değerinin bir yanıyla dolar üzerinden ölçülmesinin anlamı bu sebeple önemlidir.

Üretim sürecinin tamamındaki (lojistik, dışsal faktörler, üretime konu olan ara mallar) girdilerin çoğunluğunun ithal edilmesi sebebiyle dolar kurunun artması, tüketim mallarının değerinin artmasına sebep oluyor.

2017’de çalışan nüfusun %35’i asgari ücret ile çalışırken bu oran 2020 yılında %42’ye yükseldi. Asgari ücretle çalışan sayısı yıllara göre artıyor.

MERKEZ BANKASI REZERVLERİ ERİYOR!

10 Aralık 2021 ve 31 Aralık 2021 tarihleri arasında yani sadece 21 günde Merkez Bankası net rezervleri 11,92 milyar dolar azaldı.

Swap işlemleri hariç TCMB’nin rezervleri -56,4 milyar dolar oldu!

BÜTÇE AÇIĞI GİDEREK ARTIYOR!

2016 yılından 2021 yılına kadar bütçe açığı tam 8 kat arttı!

Bütçe harcamaları bütçe gelirlerinin yıllardır üzerinde seyrediyor.

BANKALARIN KARI ARTIYOR!

2014-2021 yılları arasında bankaların dönem karları 2 kattan fazla arttı!

Son 6 yılda yabancı bankaların dönem karı %654 oranında arttı!

2021 yılının sadece ilk 9 ayının sonunda bankaların dönem karı 57 Milyar TL oldu!

Bankaların faiz gelirleri ile giderleri arasındaki açı artıyor. 2014 yıl sonunda bankaların faizlerden elde ettiği kar 66 Milyar TL iken 2021 yılının ilk 9 ayında 158 Milyar TL’ye yükseldi.

ENFLASYON GIDA, ENERJİ, KİRA, GİYİM GİBİ ÜRÜNLERDE GEÇTİĞİMİZ YILLARA ORANLA GİDEREK ARTIYOR!

TÜİK verilerine göre 2021 Kasım enflasyonu ekim ayına göre 3,51 oranında artarak %21,31 düzeyinde gerçekleşti. Aralık ayında ise TÜFE 2020 yılının aralık ayına göre %36,08 arttı. Böylece TÜİK verilerine göre 2021 yılı enflasyonu %36,08 olarak gerçekleşti.

Üretici Fiyat Endeksi ise 2020 yılında %25,15 iken 2021 yılının kasım ayında %54,62 seviyesine çıktı! Aralık ayında ise %79,89 ile zirveyi gördü.

Enflasyon oranının %36,08 gerçekleşmesine rağmen gıda fiyatları 2020 Aralık ayına göre %54,96 oranında artış gösterdi.

TÜİK rakamlarının aksine ENAGrup’un günlük enflasyon verilerini baz alarak oluşturduğu 2021 yılı enflasyon rakamı %82.81 olarak gerçekleşti!

ENFLASYON ARTIYOR, KUR ARTIYOR AMA HANGİ FAİZ DÜŞÜYOR?

Merkez Bankası bankalara verdiği politika faizini düşürüyor, dolar tarihi rakamlara ulaşıyor!

Enflasyon, hayat pahalılığı artışı sebebiyle emekçilerin alım gücü, yaşam koşulları düşüyor!

Merkez Bankası’nın faizleri düşürmesi bankaların verdiği faizlerin artmasına sebep oluyor.

Bankalar tarafından ihtiyaç, ticari, konut, taşıt, tüketici kredilerine uygulanan faiz oranları pandemi döneminin öncesinden bile daha yüksek oranlara ulaşmış durumda!

MERKEZ BANKASI FAİZLERİ DÜŞÜRÜYOR AMA HAZİNE TAHVİLLERİNİN FAİZLERİ ARTIYOR!

TCMB 1 hafta repo faizini düşürüyor, ama hazine tahvillerinin faizleri artıyor. Bankalar Merkez Bankası’ndan düşük faizle borçlanıp, Hazine’ye yüksek faizle borç veriyor!

VERGİLERDE SON 20 YILDA 10 KATTAN FAZLA ARTIŞ VAR!

Bütçe gelirlerinin büyük bir kısmını vergiler oluşturuyor. Vergilerde 1999 yılından 2021 yılına kadar 10 kattan fazla bir artış söz konusu!

 

DIŞ TİCARETTE AÇIKTAN ÇIKILMIYOR!

İthalat ile ihracat arasındaki açı giderek artıyor! Bu durum dış borcun giderek artmasına sebep oluyor.

HAYVANSAL ÜRÜNLERDE DIŞA BAĞIMLILIK ARTIYOR!

Türkiye’de sığır eti ithalatı, ihracatından fazla durumda. Hayvancılıkta dışa bağımlılık artıyor.

Türkiye’de et ithalatının artmasına rağmen kişi başına düşen günlük protein tüketiminde çok düşük seviyelerde.

2019 yılı verilerine göre sığır eti ithalatının %46,2’sini Ukrayna, %25,8’ini Polonya, %18,6’sını Bosna-Hersek oluşturuyor.

BUĞDAY ÜRETİMİ VE TARIMI YAPILABİLİR ALAN AZALIYOR! TARIMDA DA DIŞA BAĞIMLILIK ARTIYOR!

2015-2016 döneminde 22.600 bin ton olan buğday üretimi, 2019-2020 döneminde 19.000 bin tona geriledi. Tarımda istihdamın daralması ve tarıma dair devletin üretimi kısıtlı desteklemesi, benzin fiyatlarının enflasyon ve döviz kuru sebebiyle artmasından kaynaklı olarak yıllardır ülkemizde yetişen ürünleri dışarıdan almak zorunda kalıyoruz! Rusya’dan buğday, İtalya’dan zeytinyağı, Ukrayna’dan ayçiçeği, ABD’den üzüm ithal ediyoruz.

 

* TKH Ekonomi Masası’nın hazırladığı Ocak 2020 tarihli rapordan alınan verilerle oluşturulmuştur.

Related Posts