Reformun gölgesinde: Sanders ve Corbyn–Sultana Hareketlerinin sınırları – II

Gündem Sayı 31 (Eylül-Ekim 2025)

Sarp Kızılkaya

Kuruluşun Hikâyesi: Corbyn ve Sultana

Jeremy Corbyn ve Zarah Sultana’nın öncülüğünde şekillenen yeni parti (Your Pary – Partiniz), 2025 yazında İngiliz siyasetinde büyük bir dalgalanma yarattı. Bu gelişmenin arka planında, İşçi Partisi’nin Keir Starmer liderliğinde giderek merkeze kayması ve parti içindeki sol kanadın marjinalleşmesi yatıyordu. Sultana, 3 Temmuz 2025’te İşçi Partisi’nden ayrıldığını duyurdu ve Corbyn ile birlikte yeni bir siyasi oluşum başlatacaklarını ilan etti. Bu açıklamada Sultana, “eş-liderlik” fikrini öne çıkararak partinin tabandan ve kolektif bir şekilde yönetilmesi gerektiğini savundu (The Guardian, 3 Temmuz 2025). Corbyn ise aynı gün yaptığı açıklamada, görüşmelerin sürdüğünü ve hiyerarşi dayatmanın koalisyonu dağıtabileceğini belirterek daha temkinli bir yaklaşım sergiledi (The Independent, 4 Temmuz 2025).

24 Temmuz 2025’te yapılan resmî lansman, yeni partinin doğuş anı olarak kayda geçti. Londra’da düzenlenen basın toplantısında Corbyn, bu oluşumu “zengin ve güçlülerin iktidarına karşı demokratik bir alternatif” olarak tanımladı (Financial Times, 24 Temmuz 2025). Partinin adı henüz kesinleşmemişti; “Your Party” etiketi geçici olarak kullanıldı ve kurucu konferansın sonbaharda gerçekleştirileceği, burada partinin nihai adının ve tüzüğünün belirleneceği duyuruldu (El País, 24 Temmuz 2025). Bu belirsizlik, bir yandan “halkın katılımıyla şekillenen bir süreç” olarak sunulurken, öte yandan bazı eleştirmenlerce “dağınık başlangıç” olarak değerlendirildi (The Guardian, 1 Ağustos 2025).

Partinin kuruluşu kısa sürede olağanüstü bir ilgi topladı. Lansmandan sonraki ilk 24 saat içinde 250 binden fazla kişi kayıt yaptırdı (El País, 24 Temmuz 2025). Bir hafta içinde bu sayı 600 bine ulaştı; Ağustos ayı sonunda ise 800 bini geçtiği iddia edildi (The Times, 2 Ağustos 2025). Bu rakamlar bağımsız olarak teyit edilmese de, yeni oluşumun toplumda özellikle gençler ve işçiler arasında büyük bir yankı uyandırdığı görülmektedir. Genç seçmen kitlesinin, 16–17 yaş grubuna oy hakkı tanınmasının ardından, bu partiye özel bir ilgi gösterdiği More in Common’ın araştırmalarında da ortaya kondu (More in Common, 2025).

Kuruluşun örgütsel omurgası ise hâlihazırda parlamentoda bağımsız olarak faaliyet gösteren Independent Alliance grubuna dayanıyordu. Altı milletvekilinden oluşan bu grup, yeni partiyi resmen desteklediğini açıkladı (BBC News, 24 Temmuz 2025). Ayrıca Corbyn’in daha önce kurduğu Peace and Justice Project de teknik altyapıyı üstlenerek kayıtların toplanması ve gönüllü ağlarının yönetiminde kilit bir rol oynadı (Financial Times, 24 Temmuz 2025). Yerel düzeyde ise yaklaşık 200 belediye meclis üyesinin yeni oluşuma katıldığı iddia edildi; bu durum, partinin yalnızca parlamentoda değil, yerel yönetimlerde de bir taban bulabileceğini gösterdi (The Independent, 26 Temmuz 2025).

Kısacası, Corbyn ve Sultana’nın yeni partisi, bir anda İngiliz solunun merkezine yerleşti. İşçi Partisi’nin merkezileşmiş çizgisine karşı radikal bir alternatif arayışının ifadesi olan bu girişim, kısa sürede yüz binlerce kişiyi harekete geçirdi. Lansmandaki coşku, bu partinin yalnızca bir tepki hareketi değil, potansiyel olarak İngiltere’de yeni bir sol kurumsallığın nüvesi olabileceğini gösteriyordu. Ancak aynı zamanda, ismin belirsizliği, liderlik tartışmaları ve seçim sisteminin getirdiği zorluklar, partinin geleceğinin pek de kolay olmayacağını da ortaya koymaktadır. Dahası, tıpkı yukarıda Sanders ve AOC için söylediğimiz gibi, Corbyn ve Sultana’nın kapitalizmi temelden sorunsallaştırmayan ancak onu reformlarla revize etmeye eğilimli anlayışı da partinin yönünü ve gücünü belirleyecektir. Çünkü bir siyasi hareket merkeze kayarak da çeperlere yerleşerek de sistemi yeniden üretebilir. Siyasi arenada parti politikasını belirleyen yegâne şey partinin seslendiği kitlelerle ilişkisi olup olmaması veya bu ilişkinin yoğunluğu değil, siyasi söyleminin içeriği ve formudur. Corbyn ve Sultana’nın çizgisi bu bağlamda henüz reformist çizgiyi aşmamaktır ve bu haliyle radikal bir dönüşüm imkânını barındırmaktan uzaktır. Radikal bir dönüşüm imkânını barındırmaktan uzak olmak temelde dönüşüm imkânından da uzak olmak anlamına gelmektedir.

Örgütsel Yapı

Corbyn ve Sultana’nın öncülük ettiği yeni partinin en dikkat çekici yönlerinden biri, henüz kuruluş aşamasında bile kayda değer bir örgütsel mimari inşa etmeye girişmesiydi. Bu yapı, parlamentodaki bağımsız milletvekilleri, yerel yönetimlerdeki destekçiler, teknik altyapı sağlayan sivil ağlar ve dijital kayıt sistemleri üzerinden şekillenmiştir.

Yeni oluşumun parlamenter dayanağını, hâlihazırda Avam Kamarası’nda faaliyet gösteren Independent Alliance grubu oluşturmuştur. Altı milletvekilinden meydana gelen bu grup, Corbyn ve Sultana’nın girişimine resmen destek vererek, yeni partiye parlamentoda kurumsal bir başlangıç noktası sağlamıştır. (BBC News, 24 Temmuz 2025). Böylece yeni parti, İşçi Partisi’nden kopan vekillerin yalnızca kişisel bir çıkışı değil, kolektif bir bloklaşmayı temsil etmiştir. Independent Alliance’ın varlığı, yeni hareketin Avam Kamarası’nda sesini daha organize bir biçimde duyurmasına imkân tanımıştır.

Teknik altyapı tarafında ise, Corbyn’in daha önce kurduğu Peace and Justice Project (PJP) öne çıkmaktadır. Partinin kayıt sistemlerinin, gönüllü ağlarının ve dijital kampanya altyapısının başlangıçta bu proje üzerinden yürütüldüğü Financial Times tarafından bildirilmiştir. (Financial Times, 24 Temmuz 2025). PJP’nin daha önceki yıllarda yürüttüğü kampanyalar, özellikle gençler arasında dijital seferberlik deneyimine sahipti. Bu nedenle PJP, yeni partinin yalnızca teknik işlerini değil, aynı zamanda kültürel sermayesini de taşıyan bir yapı haline gelmiştir.

Yerel düzeyde ise partinin hızlı bir büyüme gösterdiği iddia edildi. The Independent’ın haberine göre (26 Temmuz 2025), yaklaşık 200 belediye meclis üyesi kısa sürede yeni oluşuma katıldı. Bu rakam kesin olarak doğrulanmasa da, partinin sadece ulusal düzeyde değil, yerel siyasette de karşılık bulmuş olabileceğini ortaya koymuştur. Özellikle Birmingham, Manchester ve Liverpool gibi şehirlerde, İşçi Partisi’nden ayrılan bazı meclis üyeleri ve bağımsızlar yeni partiye katıldıklarını duyurdu. Bu durum, partinin yalnızca tepeden inme bir proje olmayabileceğini, aşağıdan gelen destekle güçlenebileceğini göstermektedir.

Örgütsel yapının bir diğer unsuru, dijital kayıt sistemi oldu. Lansman sırasında açılan “yourparty.uk” adresi, hem destekçi kayıtlarını toplamak hem de bağışları organize etmek için kuruldu. El País’in haberine göre (24 Temmuz 2025), bu sistem üzerinden lansmandan sonraki ilk 24 saatte 250 binden fazla kişi kayıt yaptırdı. Bir hafta içinde bu sayının 600 bine, Ağustos sonunda ise 800 bine ulaştığı The Times tarafından aktarılmıştır (The Times, 2 Ağustos 2025). Her ne kadar bağımsız teyitler kısıtlı olsa da, bu rakamlar yeni partinin geniş bir dijital seferberlik kapasitesine sahip olabileceğini göstermektedir.

Tüm bu gelişmeler, partinin örgütsel yapısının yalnızca parlamenter bir blok ya da karizmatik liderliğe dayanmadığını, aynı zamanda tabanla güçlü bir bağ kurma hedefi taşıdığını ortaya koydu. Corbyn’in uzun süredir savunduğu “kitle siyaseti” anlayışı burada somut bir biçim kazandı. Henüz resmi adı ve tüzüğü netleşmemiş olsa da, yeni parti kısa sürede bağımsız vekiller, yerel temsilciler ve dijital ağlar üzerinden üç ayaklı bir örgütlenme modeli geliştirdi.

Bu model, bir yandan partiyi hızlıca görünür kılarken, öte yandan geleceğe dair soruları da gündeme getirdi. Liderlik mekanizması henüz belirlenmemişti ve kurucu konferansa kadar hangi organların karar alıcı olacağı muğlaktı. Yine de ilk aşamada ortaya çıkan örgütsel yapı, yeni partinin salt bir protesto hareketi olmadığını, İngiltere’de uzun vadeli bir sol kurumsallaşmanın zemini olabileceğini işaret etmektedir.

Ancak kimse kendini kandırmasın: Kapitalizmin derin krizleri kitleleri Corbyn ve Sultana’nın partisine yöneltmiş olabilir, fakat bu yöneliş tek başına devrimci bir dönüşümün işareti değildir. Lansmandaki kalabalıkların coşkusu, dijital sistemlerin hızla yüzbinlerce kişiyi kaydetmesi ya da yerel ağların harekete geçmesi elbette dikkat çekicidir. Fakat bunların hiçbiri kapitalizmin sert duvarına çarptığında tek başına ayakta kalacak bir güç değildir. Popülist söylemler kısa vadede heyecan yaratır; ama kapitalizmi temellerinden sarsma iddiası taşımadıkça, o heyecan eninde sonunda düzenin değirmenine su taşır.

Gerçek mesele şudur: kapitalizme “yumuşak karnından” dokunmakla yetinen hiçbir hareket, risk almadan radikal dönüşüm yaratamaz. Bugün Corbyn ve Sultana’nın öncülük ettiği bu oluşum, aynı Sanders hareketi gibi, reformcu sınırlarının ötesine geçmediği sürece sisteme meşruiyet kazandırmaktan başka bir işleve sahip olmayacaktır. Kapitalist devlet karşısında göğüslenmeyen her risk, hareketin enerjisini düzenin yeniden üretimine hapsedecektir.

Program ve Politik Çerçeve

Corbyn ve Sultana’nın yeni partisinin kuruluşunda en çok dikkat çeken unsurlardan biri, sundukları programın açık bir şekilde radikal sosyal demokrat çizgiye yerleşmesiydi. Lansmanda yapılan açıklamalarda partinin “servetin ve iktidarın yeniden dağıtımı”nı merkeze aldığı, bu amacın da kamusal mülkiyet, sosyal konut seferberliği ve güçlü sendikal haklarla destekleneceği vurgulandı (Financial Times, 24 Temmuz 2025). Corbyn, bu noktada İngiltere’de 1980’lerden itibaren özelleştirme politikalarının derinleştirdiği toplumsal eşitsizliklere karşı, enerji ve ulaştırma gibi stratejik sektörlerin yeniden kamu mülkiyetine geçirilmesini önerdi.

Ekonomi ve eşitsizlikle mücadele alanında programın en çarpıcı boyutu, yüksek gelir gruplarından alınacak vergilerin artırılması ve bu yolla sosyal harcamaların finanse edilmesi oldu. El País’in haberine göre (24 Temmuz 2025), yeni parti “en zengin yüzde 1’den daha yüksek oranlı bir servet vergisi” talep ederken, aynı zamanda geniş ölçekli bir sosyal konut programını gündeme taşıdı. Bu politika, İngiltere’de derinleşen barınma krizine yanıt olarak konumlandırıldı. Ayrıca genç işsizliğini azaltmak amacıyla kamu istihdam programları ve ücretlerin yaşam maliyetine endekslenmesi gibi öneriler de programın bir parçası olarak öne çıktı.

Partinin sosyal politikaları, özellikle genç kuşakları hedef aldı. More in Common’ın 2025 raporunda belirtildiği üzere, 16–17 yaş grubunun ilk kez oy kullanacağı yeni dönemde genç seçmenler arasında sosyal adalet, iklim politikaları ve barınma talepleri öne çıkmaktaydı (More in Common, 2025). Corbyn ve Sultana bu talepleri doğrudan sahiplenerek, yeni partinin gençler için “siyasetin yeniden bir alanı” olacağını ilan ettiler. Bu bağlamda ücretsiz üniversite eğitimi, öğrenci borçlarının silinmesi ve kapsamlı burs sistemleri de gündeme geldi.

Dış politika başlığında yeni partinin çizgisi, hem İşçi Partisi’nden hem de mevcut Muhafazakâr hükümetten ayrıştı. Özellikle Gazze’deki İsrail saldırılarına karşı sert bir tavır alınması, İngiltere’nin silah satışlarını sınırlaması ve uluslararası alanda daha barışçıl bir çizgiye dönmesi gerektiği savunuldu (El País, 24 Temmuz 2025). Bu “savaş karşıtı” ton, partinin kuruluş manifestosunda da açıkça yer aldı. Sultana, “dış politikada sessiz kalan İşçi Partisi’nin aksine, biz barıştan yana net bir tutum alacağız” diyerek bu farkı vurguladı (The Guardian, 1 Ağustos 2025).

Demokrasi ve katılım açısından program, partinin yalnızca tepeden belirlenen bir yapı olmayacağını iddia etmektedir. Partinin adı, tüzüğü ve liderlik mekanizmasının sonbaharda yapılacak kurucu konferansta delegeler ve taban tarafından belirleneceği açıklandı (Financial Times, 24 Temmuz 2025). Bu yöntem, bir yandan demokratik katılımın güçlendirildiğini gösterirken, diğer yandan da başlangıçtaki belirsizliklerin “halkla birlikte karar alma” söylemiyle meşrulaştırılmasına hizmet etti.

Sonuç olarak, Corbyn ve Sultana’nın yeni partisinin programı, radikal sosyal demokrat bir yönelimi temsil ediyor. Ekonomide kamu mülkiyetini ve yeniden dağıtımı savunması, sosyal politikalarda gençleri ve emekçileri merkeze alması, dış politikada savaş karşıtı çizgiyi öne çıkarması, İngiltere siyasetinde belirgin bir sol alternatif yaratma iddiasını somutlaştırıyor. Ancak bu programın uygulanabilirliği, yalnızca toplumsal taleplerle değil, aynı zamanda seçim sistemi ve partinin örgütsel kapasitesiyle de doğrudan bağlantılıdır. Asıl sorun da belki de tam bu noktada oluşmaktadır. Müesses nizamın özüne kendini göbekten bağlayan bir hareket onu nasıl olmadığı, belki de olamayacağı, şeye dönüştürecektir?

Kamuoyu ve Demografi

Corbyn ve Sultana’nın yeni partisinin kuruluşu yalnızca örgütsel dinamizmiyle değil, aynı zamanda kamuoyunda yarattığı yankıyla da İngiliz siyasetinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. Lansmandan sonraki ilk günlerde gelen kayıt rakamları bu etkiyi gözler önüne sererken, farklı araştırma şirketlerinin yaptığı anketler partinin semen nezdindeki potansiyelini ortaya koymuştur.

İlk göstergelerden biri, The Times’ın yayımladığı Survation anketiydi. Bu ankete göre, İşçi Partisi üyelerinin yaklaşık %28’i Corbyn ve Sultana’nın yeni partisine destek verebileceğini söyledi (The Times, 2 Ağustos 2025). Bu sonuç, partinin doğrudan İşçi Partisi’nin kalbinden oy devşirme kapasitesine sahip olabileceğini göstermektedir. Özellikle Starmer liderliğinde merkezileşen İşçi Partisi’nin sol tabanında ciddi bir memnuniyetsizlik olduğu, bu ankette açık biçimde ortaya çıkmıştır.

Genel seçmen bazında yapılan ölçümler de dikkat çekmektedir. Ipsos’un araştırmasına göre, Britanya halkının %20’si yeni partiye oy verebileceğini belirtmiştir (Ipsos, Ağustos 2025). Bu oran, henüz adı ve programı tam olarak kesinleşmemiş bir parti için kayda değer sayılabilir. Özellikle 18–24 yaş aralığında bu desteğin daha yüksek olduğu, gençlerin Corbyn ve Sultana’yı Starmer’a kıyasla daha olumlu gördüğü kaydedilmiştir (Ipsos, 2025). Bu tablo, yeni partinin genç kuşaklar arasında bir çekim merkezi haline geldiğini göstermektedir. Bu eğilimi destekleyen bir başka bulgu, More in Common’ın genç seçmenlere yönelik yaptığı araştırmaydı. Rapora göre, 16–17 yaş grubunun ilk kez oy kullanacağı yeni seçim döneminde, gençlerin öncelikli talepleri sosyal adalet, iklim değişikliğiyle mücadele ve barınma sorunuydu (More in Common, 2025). Corbyn ve Sultana’nın bu talepleri programlarının merkezine almaya niyetlenmesi, genç seçmen desteğini artıran en önemli faktörlerden biridir. Dolayısıyla yeni parti, yalnızca mevcut sol tabanı değil, siyaset sahnesine yeni katılan gençleri de mobilize etmeyi şimdilik başarmış görünüyor. Ancak tam da aynı gerekçelerle bu ilginin gelip geçici olabileceği de aynı şekilde ileri sürülebilir. Programı net bir çerçeveye sahip olmayan bir siyasi partiye yönelik bu ilgi program netleşince ortadan kalkabilir yahut tersine daha da artabilir ve sağlamlaşabilir. Bizce bu programın içeriğinin reformist çizgiden kopup kopmayacağına bağlı olarak belirlenecektir.

Related Posts