“Maria Suphi: Bir direniş öyküsü” üzerine sorular

Dergi Okuma Notları Sayı 6 (Ağustos 2021)

Esin Yorulmaz

Türkiye komünist hareketinin kuruluşundan liderlerinin Karadeniz’de katledilmesine giden süreçte, bu sürecin tam merkezinde yer alan ama buna rağmen hakkında çok az şey bildiğimiz Maria Suphi’nin hikâyesi Kenan Karabağ tarafından bir romanda kaleme alındı. Birkaç ay önce Tekin Yayınevi’nden çıkan kitap “Maria Suphi: Bir direniş öyküsü” adını taşıyor. Romanda babasını Ekim Devrimi sonrasında iç savaşta karşı devrimciler öldürdükten sonra annesi ile baş başa kalan, Moskova Üniversitesi’nde iktisat okuyan, bu yıllarda Komsomol’a katılan, devrimin ülke çapında yaygınlaşması için yoğun bir çabanın içindeki neferlerden bir tanesi olarak Maria konu ediliyor. Kitapta anlatılanlara göre Haziran 1919’da, Bolşeviklerin yönetimine yeni geçen Kerç’te Mustafa Suphi ile tanışması ile Maria’nın hayatında yeni bir perde açılıyor.

Bugüne kadar yazılı kaynaklarda Maria ile ilgili oldukça az veri varken bu kitapta yazar onun hakkında daha fazlasını öğrenmemiz için bir çaba içerisine girmiş gibi gözüküyor. Yazar kendisi ile yapılan söyleşilerde de bu anlamıyla bir ilki gerçekleştirdiğini iddia ediyor. Bununla birlikte anlatılanların ne kadarının kurgu ne kadarının belgelere dayanan gerçekler olduğu ile ilgili belirsizliğin yarattığı soru işaretleri kitap boyunca peşimizi bırakmıyor. Bu sorulardan en önemlilerinden biri de şu: Maria ve Mustafa Suphi ile ilgili yazılanların ne kadarının biyografik bilgi ne kadarının kurgu olduğunu bilmek okurun hakkı değil mi?

Başka bir soru ile devam edelim: Tarihsel roman nedir? Bu sorunun cevabını okuyucuyu başka bir zamana ve yere taşıyan ama bunu yaparken yaratıcılık ve araştırma dengesini tutturabilen eserler olarak verebiliriz. Böylesi bir eser yaşanmış deneyimlerden beslenebildiği gibi kurgusal yanları da mutlaka içerir. Öte yandan eserin araştırmaya dayanması, bu dayanağın maddi belgelere yapacağı referanslar da önem taşımaktadır. “Bir direniş öyküsü” kitabında yazar yararlandığı kaynakları kitabın sonunda listelemiş; Trabzon, Rize ve Maçka’da sohbet ettiği kişilerin isimlerini anmıştır. Buna rağmen kitapta bahsi geçen olayların, mektupların, diyalogların hangisinde yazarın kurgusu ile hangisinde gerçek veriler ile karşı karşıya olduğumuzla ilgili büyük bir boşluk vardır. Hayal ürünü kahramanlarla anlatılan tarihsel bir olaydan değil biyografik bir romandan bahsettiğimiz için bu boşluğu göz ardı etmek maalesef mümkün değildir. Tarihsel kişileri, bir romanın karakteri haline getirmek ve tamamıyla kurguya dayanan roman veya öykü yazmak da elbette mümkündür ama burada da kurguda yaratıcılığın kendisini başarılı bir şekilde hissettirmesi gerekir.

Romanın Maria’nın hayatından kimi kesitlere uzanmasından daha fazla Mustafa Suphi’nin hayatına dair detaylara eğildiğini de belirtmek zorundayım. Mustafa Suphi’nin Kudüs ve Şam’da geçen çocukluk yılları, Erzurum’daki gençlik günleri, ilk aşkı Garin kitapta detaylı bir şekilde yer buluyor. Kitapta anlatıldığı kadarıyla Garin, Eğin’de 1895 olaylarında annesi ve babası öldürülen, hem anne babasının katledilmesine şahit olduğu için hem de öldüresiye dayak yediği için iki sene dili tutulan; Erzurum’daki Sanasaryan Okulu’na gönderilen, okuduğu okulda öğretmen olan ama 1915’de okulun öğrencileri ve öğretmenlerinin tamamının öldürüldüğü olaylarda bu sefer artık hayata tutunamayan bir genç kızdır. Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’nın öldürülmesi bahanesiyle Sinop’a kalebent olarak gönderilen Mustafa Suphi’nin Sinop’tan kaçışı, Karadeniz’de ölümlerden dönülen bir yolculukla Sivastopol’a varmaları, sonrasında Odessa günleri tarih sırasına göre Mustafa Suphi’nin ağzından anlatılıyor.

Kitapta Maria’nın Mustafa ile tanışması sonrasında annesini Anadolu’ya gitmek için ikna etme çabasına şahitlik ediyoruz. Ama işin ilginç tarafı Komsomol üyesi olan Maria’nın Anadolu’ya gidiş kararını partiyle görüşmesine dair ne bir veriyi, ne de bir kurguyu kitapta buluyoruz. Novorosiski’de yapılan nişan töreni, Moskova’da Sultan Galiyev ile yapılan görüşmeler, Taşkent günleri, Bakü’de Doğu Halkları Kurultayı ile TKP Kuruluş Kongresi hemen öncesinde yapılan düğün, kitapta detaylıca ele alınan kesitler.

Ve sonrası…

Anadolu’ya giriş kararı, Kars’tan ülkeye giriş, Sovyet elçisi Mdivani’nin de içerisinde bulunduğu heyetin Kazım Karabekir tarafından karşılanması, Kars’ta günler boyunca süren ağırlamalar ve aslında oyalamalar… Bu sırada Erzurum Ankara Kars üçgeninde yapılan hazırlıklar. Ankara’ya gitmek isteyen heyetin Erzurum üzerinden yolculuğunu sürdürmeye zorlanması, Erzurum’u çok iyi bilen Mustafa Suphi’nin itirazı ama sonra kabul etmeye mecbur kalması, heyetin trenle yoğun kış koşullarında yaptıkları yolculuk sırasında Erzurum–Trabzon hattı üzerinde halkın dağıtılan bildiriler, tutulan tellallar ile galeyana getirilmesi, Erzurum’daki ilk saldırı öncesinde heyetten ansızın, habersizce ayrılanlar, yol boyunca halkın kışkırtılmadığı yerlerde karşılaştıkları merhametli insanlar, kışkırtıldıkları yerlerde ise linç girişimleri…

Sayfaları çevirdikçe çok iyi bildiğiniz bir yola yüreğinizin taşkınlığı ile eşlik ederken Mustafa Suphi ve yoldaşlarındaki Anadolu topraklarında devrimi yeşertmek için ölümü bile göze almanın vakurluğunu hissetmek, yaklaşan sonun ağırlığını daha da artırıyor.

Trabzon’da Sovyet Konsolosu’nun şaşırtmaca ile başka bir yere gönderilmesi, Değirmendere’de halkının heyete linç girişimi, apar topar Çömlekçi Limanı’na sürüklenmeleri, motora bindirilmeleri, yol boyunca Batum’a götürüldüklerine inanmaları için yapılan konuşmalar ve apansız yaklaşan ikinci motorla beraber çıkan arbede, katliam, Kurtuluş Savaşı’na katılmak için Anadolu’ya gelmiş komünistleri Karadeniz’in bağrına basması…

Ve Maria, ölümü göze alanlar içinde ölümden ötesine dayanmak zorunda kalan Maria…

Tüm yoldaşlarının gözünün önünde öldürülmesi, bir tek kendisinin sağ bırakılması, Kâhya Yahya tarafından alıkonulması, yıllarca işkenceye ve tecavüze maruz kalmasına rağmen hiç boyun eğmemesi, Kâhya Yahya’nın başının sıkıştığı noktada Maria’yı Nemlizade Ragıp’a göndermesi böylece aynı insanlık dışı koşulların Trabzon’un başka bir “zengin konağı”nda yaşanmaya devam etmesi, Rizeli eşkıyalara direnirken sona eren bir hayat…

Maria’nın hikâyesi, güçlü bir direniş hikâyesinin tarihe silik bir çentik olarak işaretlenmeye isyanını da içeriyor. Bu kadar büyük bir zulmün karşısında duran bir kadının hikâyesi romanlarla, şiirlerle, şarkılarla, hakkında daha fazlasının öğrenilip gelecek kuşaklara anlatılmayı ve elbette insanca bir yaşam mücadelesi ile hatırlanmayı fazlasıyla hak ediyor. Kitabı okumak isteyen okurlarımızda bu konuda da bir hayal kırıklığı yaşayabilecekleri uyarısını maalesef yapmam gerekiyor.

 

Maria Suphi: Bir Direniş Öyküsü

Yazar: Kenan Karabağ

Yayınevi: Tekin Yayınevi

Sayfa Sayısı: 400

Baskı Yılı: 2021

Related Posts