Kırmızı Atkılı Sol Açık: Metin Kurt

Portre Sayı 31 (Eylül-Ekim 2025)

Hikmet Yaman

İnsanoğlu top ile oynamaya antik çağlarda başlar. Mısır’da mezarlardaki duvar resimlerinde ayakla top oynayan insan figürlerine rastlanır. Modern anlamda ise, kökleri 12. Yüzyıl İngiltere’sine kadar uzanan,18. yüzyılda ise Devlet ve Kilise tarafından toplum değerlerini kötü etkilediği iddiasıyla yasaklanmış olmasına rağmen birçok kolejde 100 yıl kadar daha organize bir şekilde takımlar kurularak, ellerin ve ayakların birlikte kullanılması ile o tarihte genellikle toplumun elit kısmını peşinden sürükleyerek oynanan bir oyundu futbol.

Sonrasında ise bizde “endüstriyel” denilerek işaret edildiği yeri belirsizleştiren bir kavramla anılsa sa “ticarileşen / piyasalaşan futbol”dur kapitalizmin hükümranlığı içinde. Arsada değil borsada yer alır, “profesyonel” futbol.

1976 yılı… Türkiye’nin büyük spor kulüplerinden Galatasaray’ın futbol takımı Türkiye Kupası finalinde oynama hakkını kazanmıştı. Kulüp, futbolcularına kupa kazanılırsa 10 bin TL prim vaad etmiş, ancak bu ödeme yapılmamıştı. Metin Kurt takımın en önemli futbolcularından biriydi. Alibeyköy’de başladığı futbol yaşamı 1970 yılından beri 6 sezondur Galatasaray’da devam ediyordu. Türkiye’de yeşil sahalarda yapılan ilk grevi örgütledi. ‘Antrenmana katılmama’ şeklinde uygulanan greve dört kişi daha katılmıştı.

Borsacılar buna izin veremezdi elbette. Büyük paralar ödense de futbolcu bir tür köleydi. Alınır, satılır, kaçırılır ama hakkını arayamazdı. Grev neydi? Hele de sendika örgütlenmesi filan da yapıyordu bu komünist. Galatasaray’ın başkanı Turgan Ece de, “komünist” dedi.  Futbola anarşiyi getirdiğini beyan etti.

Beş futbolcu takımdan uzaklaştırıldı, Metin Kurt, 1976 yılında Galatasaray tribünlerinin karşısına çıkarak Ece’nin istifasını ve beş kişinin takımdaki yerlerini almalarını istedi.  Metin dışındaki futbolcular özür dilediler. Metin Kurt özür dilemediği gibi geri adım da atmadı. Sürgün gibi bir transferle Kayserispor’a gönderildi. 

Kayserispor’da da “Çizgi Metin”di. Halkla kaynaşmış, karakteri, haksızlıklara karşı duruşu ile yine göze batmaya başlamıştı. 

Kayseri’de Maden-İş’in MESS (Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası)’e karşı grevi vardı, orada Maden-İş’e destek oldu, Maden-İş için çalıştı onlar için halktan para da topladı. Ülker gazetesinde, ‘Profesyonelin Gözüyle’ diye yazılar yazdı.

Futbolu Salazar’ın 3F’sindeki gibi halkın uyanışına engel olmak için bir eğlencelik araç olarak kullanan sermaye düzeni burada da önüne set çekmeye kalktı. Kadro dışı bırakıldı. Yerel gazetelere yazı yazması suç sayıldı. Hatta daha da ileriye giderek, 24 saat içinde şehri terk etmesi söylendi yönetim tarafından.

Yönetici Osman Erköse, “Metin Kurt’un Kayseri’deki işi bitmiştir, sezon sonunda kendisini 10 liraya satışa çıkartacağım, alan olursa da üstüne para vereceğim” diye açıklama yaptı.

Kayseri’de imza kampanyaları yapıldı Çizgi Metin için. Aynı Erköse bu kez “Kayserispor, Kayseri halkının takımıdır, Metin Kurt da Kayserispor’un futbolcusudur, kendisini futbola davet ediyorum” dedi.

Sezon sonunda futbol oynamayı bıraktı Metin Kurt. Ama çizgisini bırakmadı. Örgütlenme çalışmaları hep sürdü. Kendini de örgütleyerek.

15 Mart 2013 tarihinde daha önce de birkaç kez çıkan bir dergi yeniden yayınlanmaya başladı. Sportmence”… Kurucusunun yaş gününde yeniden başladığı yayın serüveninde derginin editörü Alev Doğan şunları yazmıştı:

“İnsan yitirmiş olduğu birini en çok kalabalıklar içerisinde, sandalyesinin artık boş kaldığını fark ettiğinde arıyor sanırım. 13 Kasım 2012 akşamı Ses Tiyatrosu’nda düzenlediğimiz etkinliğin sonunda, o boş kalan sandalye gözümüze ilişince karar verdik Sportmence’yi yeniden çıkarmaya… Bir dönem akademili öğrencilerin ikinci adresi olan, 10 bin tirajı yakalayan, spora ilişkin söylenmeyen ne varsa söyleyen Çizgi Metin’imizin ilk göz ağrısı Sportmence’yi.”

Metin Kurt’a dair bir portre yazarken doğum tarihini, okuduğu okulları, kısacası kendine dair olanı yazmak onu anlatmaz. Metin “abi” de bunu istemezdi zaten. O zorlu bir mücadele yolunda  emekçiden yana bir çizgide bazen yalnız kalsa da hep kırmızı atkısıyla yürüdü.. 

Kesmeşeker grubunun söylediği “Metin Kurt Yalnızlığı” adlı şarkısındaki gibi sömürü dünyası için bir “yanlış insan”dı o. Kavgasını verdiği sosyalizm için se tepeden tırnağa “insan”. 

Metin Kurt gibi çoğalmak, çok olmak üstümüze vazifedir. Ve de sözümüzdür.

“İnandığın her şeyi attığın kalbinde
İnanmadığın her şey yedek kulübende
Haydutlar ölmeden son bir dans ne dersin?
Sen mi güzeldin yoksa hayat mı?                                                                                                     Kula kulluk etmezdin çok yanlış biriydin
Sen mi güzeldin yoksa hayat mı?”                                                                    

Related Posts