“Adi bir dolandırıcılık” ya da neoliberalizm hikayesi

Dergi Okuma Notları Sayı 13 (Mart 2022)

Esin Yorulmaz

Fransa’nın kuzeybatıdaki uç şehirlerinden Brest’te 1990’larda geçen roman, o yıllarda Fransa’nın küçük bir kenti üzerinden Fransa’yı ve tüm dünyayı saran neoliberal dalgayı ve umudunu yitirmiş solcular üzerinde bu dalganın etkisini bir yanıyla oldukça ilginç bir kurgu ama bir yanıyla da hayli sıradan bir hikaye ile anlatıyor.  Fransız yazar Tanguy Viel’in “Ceza Kanunu 353. Madde” isimli kitabı bir cinayet üzerine kurulu olsa da, cinayeti işleyenin fiilen kim olduğu çok açık olsa da, asıl suçlunun kim olduğunu ve cezanın ne olması gerektiğini, ahlak ve adalet kavramlarını tartıştıran bir içeriğe sahip.

Kermeur, Lazenec’i tekneden denize itmiş ve ölümüne sebebiyet vermiştir. Kitap boyunca Kermeur mahkemede hakime olayı baştan sona anlatır. Lazenec’in Brest’e gelişini, belediye başkanı Le Goff’un Lazenec’in inandırıcılığı ve dolandırıcılığında istemeden de olsa nasıl pay sahibi olduğunu, tersanelerden tazminatlarını alıp çıkartılan işçilerin önemli bir bölümü tekne alıp geçimlerini devam ettirirken Kermeur gibi bazılarının ve kentin bazı diğer sakinlerinin Lazenec’in “Tatil kompleksi, emlak kompleksi rezidans alanı” göz boyamalarına tüm paralarını nasıl kaptırdıklarını, eski bir sosyalist olarak tüm tazminatını bir emlak yatırımına bağlamış olduğunu söylemekten duyduğu utancı, karısının kendisini terk etmesini ve kendisine çok bağlı oğlunun da tüm bu süreçten nasıl etkilendiğini…

Lazenec bir dolandırıcıdır, 90’ların yükselen değerlerine tutunmuş ve gücünü buradan alan bir dolandırıcı. Kermeur ve Belediye Başkanı Le Goff “1981 sosyalisti”dir. 1981’de Mitterand sosyalistlerin ve komünistlerin, kamulaştırmayı da kapsayan bir programın adayı olarak seçimleri kazanmıştı. Bu program ne yazık ki iki yıl direnebilecek, neoliberalizme direnemeyen sosyal demokratlar iktidarı adım adım sağa teslim ederken, komünistler bu sürecin parçası olmak istemedikleri için ellerindeki bakanlıkları istifa ederek bırakacaklardı. Merkezi olarak sağa teslimiyet, sosyalizme umut bağlamış ülkenin dört bir yanındaki insanlar açısından büyük bir hayal kırıklığına yol açarken, mevcut koşullara uyum sağlama çabası sağcılığın tutunacağı zeminin daha da sağlamlaşmasına yol açmıştı. Kermeur’un Lazenec ile ilişkisinin bu boyutu kitap boyunca kendini hissettirmektedir. Hatta Kermeur’un şu sözleri solun kendi değerlerini inkar edecek kadar gözünün kör hale geldiği koşulların nasıl bir tablo ortaya çıkardığını çok güzel ifade etmektedir:

“Elbette, dedim hakime, bir dağ köyünde ya da yüz yıl önce Vahşi Batı’da olsak, yaya olarak kasabaya girdiğini ya da ana caddenin ucunda, en azından postane ya da Saloon’un önünde at üstünde belirdiğini görsek ne tür bir tiple karşı karşıya olduğumuzu anlamamız uzun sürmezdi.

“Ama gerçek o ki, o adamın geldiğini görmedik. Daha ziyade bir ağacın dibinde mantar gibi bittiğini gördük ve onu fark etmeye başlamamız için epey boy atmasını beklemek gerekti.” 

Kitap’ta Lazanec’in Kermeur’a öğüt verdiği haliyle “gemisini kurtaran kaptan” olmak bu hikayede görüldüğü gibi açık bir dolandırıcılıkla gemiyi karaya oturtmakla sonuçlanmasa da rotasını kaybetmiş ve savrulmuş gemiler her yerde yaratmaktadır. Kermeur kandırılmıştır evet, peki ya bugün örneğin Türkiye’de sağlık, eğitim tüccarlarına, emlak tekellerine borçlananlar; günlerin geceleri kovaladığı mesai saatlerinin sonunda yılda bir hafta tatil yapma uğruna ödenen taksitler düşünüldüğünde tek kandırılanın Kermeur olduğunu kim iddia edebilir? 

Kitaba adını veren “Ceza Kanunu 353. Madde” mi? O, yazarın suç ve ceza ile ilgili yorumunu tüm açıklığı ile görebildiğimiz son cümlesidir.

 

Ceza Kanunu 353. Madde

Yazar: Tanguy Viel

Çeviren: Mehmet Emin Özcan

İletişim Yayınları, 2020 

Related Posts