Orman yangınlarının asıl faili: Kapitalizm

Gündem Sayı 31 (Eylül-Ekim 2025)

Ali Emre

Aşırı sıcak geçen yaz günlerinde yurdun dört bir yanında meydana gelen orman yangınları hepimizi derinden üzdü. Yangınlarda binlerce hektar ormanlık alan kül olurken, söndürme çalışmalarına katılan onlarca yurttaşımız ve bu ormanlarda yaşayan hayvanlar ve canlılar ne yazık ki yaşamını yitirdi. Hayatını kaybeden insanlarımızı saygıyla anıyor; yangınlarda canla başla çalışan personelinden gönüllüsüne herkese şükranlarımızı sunuyoruz.   

Dünya genelinde yaşanan orman yangınlarında durum nedir?

Ormanlar bir ekosistem ve sağladığı fayda insanlığın ortak yaşamsal değerleri. Ne var ki çıkan yangınlarda sadece ağaçlar değil, bir ekosistem yanıyor. Dünyada orman yangınlarının sayısındaki ve şiddetindeki artış, son yıllarda özellikle dikkat çeken bir sorun haline gelmiş durumda. Özellikle 2001-2024 yılları arasında orman yangınları nedeniyle kaybedilen ağaç örtüsü miktarı iki katına çıkarken, 2024 rekor bir yıl olarak kaydedildi. Yaklaşık 13,5 milyon hektar ormanlık alan yangınlarda yok oldu. Bu da hemen hemen Yunanistan büyüklüğünde bir alanın kül olduğu anlamına geliyor. Maryland Üniversitesi araştırmacılarının 2001-2024 dönemine ilişkin verileri, dünya genelinde orman yangınlarının 20 yıl öncesine göre her sene iki kattan fazla ağaç örtüsünü yaktığını gösteriyor.

Geçtiğimiz yıl hem tropikal hem de kuzey ormanlarında[1] ilk kez büyük yangınlar yaşandı. Brezilya, Bolivya, Rusya ve Kanada uydu tabanlı izlemenin 2001’de başlamasından bu yana en kötü yangın sezonlarından bazılarını yaşadı. Güney Amerika’daki aşırı orman yangınları 2024’te özellikle şiddetliydi ve küresel olarak yangın kaynaklı ağaç örtüsü kaybının yaklaşık dörtte birini oluşturdu. Yunanistan’da 2023 yılında gerçekleşen ve 175 bin hektar gibi büyük bir orman alanının yanmasıyla sonuçlanan orman yangınları Avrupa Birliği tarihinin de en büyük yangınları olarak kayıtlara geçti. 

Orman yangınları 2050’ye kadar %50 artacak

Dünya Bankası Türkiye Ormancılık Sektörü Ekip Lideri Neeta Hooda ve arkadaşlarının yayınladıkları makalede, iklim modellerinin orman yangınlarının sıklığını 2030 yılına kadar %14 ve 2050 yılına kadar %50 kadar artıracağı öngörülüyor. Aynı yazıda, Güney Avrupa’da aşırı yangın sezonu yaşanma olasılığının 10 kat artabileceği, Kazakistan’da orman yangınlarının sayısı son 10 yılda 2,5 kat arttığı not ediliyor. Bu yangınlar sadece dünya ormanlarını etkilemedi; evleri ve alt yapıları yok etti, içme suyunu kirletti ve milyarlarca dolarlık[3] maddi hasara yol açtı. Uzmanlara göre tehlikeli orman yangını dumanının her yıl 1,5 milyondan fazla ölüme[4] neden olabilir. Ezcümle yangınlar kötüleştikçe etkileri de artıyor ve bu da onları kontrol altına almanın aciliyetini vurguluyor.

Orman yangınlarının sebeplerine baktığımızda, iklim değişikliğinin yanı sıra insanların ihmalleri sonucunda çıkan yangınları, kasıtlı çıkarılan yangınları, orman yönetimindeki eksikliklere bağlı gerçekleşen yangınları, yıldırım düşmesi gibi doğal nedenlere bağlı yangınları, artan nüfus ve şehirleşme sonucunda yaygınlaşan orman yangınlarını kaydetmek mümkün.

İklim krizi yangınları daha da kötüleştiriyor

İklim değişikliği, artan yangın faaliyetlerinin arkasındaki en büyük etkenlerin başında geliyor. Aşırı sıcak hava dalgalarının olasılığı bugün 150 yıl öncesine göre 5 kat daha fazla, dolayısıyla gezegen ısınmaya devam ettikçe daha da sıklaşacağı tahmin ediliyor. Fosil yakıtlar (kömür, petrol ve gaz) küresel iklim değişikliğine sebep olan unsurlar olarak öne çıkıyor. Küresel sera gazı emisyonlarının %75’inden fazlasını ve tüm karbondioksit emisyonlarının yaklaşık %90’ını söz konusu bu fosil yakıtlar oluşturuyor. Dünya Kaynak Enstitüsü’nün Mart 2023’te yaptığı güncellemeye göre, küresel emisyonların üçte ikisinden fazlasından 10 ülke sorumlu. Bu ülkeler Çin, ABD, Hindistan, Avrupa Birliği, Rusya, Japonya, Brezilya, Endonezya, İran ve Kanada olarak sıralanıyor. Bunların hemen hepsinin en önemli ortak özelliği ise gelişmiş ve gelişmekte olan kapitalist devletler (Çin’i devlet kapitalizmi olarak değerlendirmek mümkün) olmaları. Verilere göre Türkiye en çok emisyon salınımına sebep olan ülkeler sıralamasında ilk 20 içinde yer alıyor. 

Bu yıl 64 bin 500 hektar ormanlık alan yandı

2025 yılında Türkiye’de 50’den fazla şehirde orman yangını meydana geldi. Yangınların en çok etkilediği iller ise; İzmir, Antalya, Muğla, Hatay, Mersin, Çanakkale, Bursa, Karabük, Eskişehir, Balıkesir, Manisa, Konya, Tekirdağ, Edirne, Sakarya, Bilecik, Bolu, Ankara, Mardin, Şanlıurfa, Adana oldu. Orman Genel Müdürlüğü (OGM) verilerine göre, 1 Ocak-17 Ağustos 2025 tarihleri arasında Türkiye’de toplam 5 bin 231 yangın meydana geldi. Bu dönemde Avrupa’da 440 bin hektar, Türkiye’de ise 64 bin 500 hektar alanın yangınlarda zarar gördü.

Türkiye’nin 2024 yılı verileriyle toplam 23 milyon 363 bin hektar orman alanı var. Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre 2020 yılında 3 bin 399 yangın çıkarken 2021 yılında 2 bin 793 yangın, 2022 yılında 2 bin 160 yangın, 2023 yılında ise 2 bin 579 yangın çıktı. 2024 yılında yangın sayısı 3 bin 797’ye ulaştı. Yanan orman alanlarına bakıldığında 2021 yılı 139 bin 503 hektar ile cumhuriyet tarihinde ilk sırada. 

 

2024’te terörden dolayı bir yangın yok

Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, Ekonomim Gazetesinde orman yangınlarını konu aldığı yazısında, 2024’te terörden dolayı bir orman yangınının kayıtlara geçmediği belirtiyor. Bu bilgi çok önemli çünkü Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ gibi aşırı milliyetçi kimi siyasetçilerin “Sabotaj var, yangınları PKK çıkarıyor” şeklindeki sözleri havada kalıyor. Özdağ ve sağcı politikacıların bu açıklamaları aslında yangınların gerçek sebeplerinin üzerini örten bir örtü vazifesini görüyor. Bu örtünün altında AKP iktidarının özelleştirme politikaları sonucunda ranta kurban edilen ormanlarımız var. 

İzmir Valisinden elektrik hatları itirafı

Tarım Orman-İş Sendikası Onursal Başkanı Şükrü Durmuş, orman yangınlarının sadece uçak ve helikopterlerle söndürülemeyeceğini belirterek, orman köylülerinin yok edildiğini ve yangınların çıkmasındaki en önemli sebebin enerji nakil hatları olduğuna dikkat çekiyor. Nitekim yangınların altında AKP eliyle yaratılan özelleştirmeye dayalı düzenin varlığı, İzmir Valisi Süleyman Elban’ın Çeşme, Seferihisar, Ödemiş ve Foça’daki yangınların elektrik hatlarından kaynaklı olduğunu açıklamasıyla ortaya çıktı. Bu açıklama, GDZ Elektrik Dağıtım A.Ş. başta olmak üzere özel elektrik dağıtım şirketlerinin bakım ve denetim sorumluluğunu gündeme taşıdı.

 

Ekonomi politik bir tercihin sonucu olarak orman yangınları

Yanan ormanlık alanların bir bölümünün maden şirketlerine verileceği, bu alanların bazılarında turistik tesisler yapılacağı ve yapılaşmaya açılacağı yönündeki iddialar yoğun bir şekilde kamuoyunda tartışıldı. Bununla birlikte yangınlara müdahalede yaşanan aksaklıklar/eksiklikler, personel sayısının azlığı ve niteliğiyle teçhizatlarının yetersizliği de gündemden düşmedi. Gerek dünyada gerekse ülkemizde meydana gelen orman yangınları esasında içinde yaşadığımız kapitalist sistemin bir sonucu. Birçok ülkede iktidarların tercihleri ve uluslararası şirketlerin yüksek kâr hırsı yüzünden doğanın dengesi bozulmuş durumda. Bu da iklim krizini derinleştirirken ormanları küle çeviren yangınları tetikliyor. Bu gerçeği ıskalayan veya teğet geçen her türlü değerlendirme eksik ve hatalı olacaktır. Orman yangınları ekonomi politik bir tercihin çıktısıdır ve bu yönüyle sınıfsaldır.

[1]: https://gfr.wri.org/latest-analysis-deforestation-trends
[2]: https://www.wri.org/insights/amazon-forest-fires-2024
[3]: https://www.munichre.com/en/risks/natural-disasters/wildfires.html
[4]: https://www.thelancet.com/journals/lancet/article/PIIS0140-6736(24)02251-7/abstract

Related Posts