Alperen Kandemir
Milano-Cortina 2026 Kış Olimpiyat Oyunları’nı geride bırakırken pek çok alanda olduğu gibi sporda kapitalist yozlaşmanın etkilerini görmek mümkün. Bir yanda yasa dışı bahis skandalı gündemi hala meşgul ediyor, diğer yandan Trump ve şürekâsının Dünya Kupası ve Olimpiyatlar üzerinden kendi güç gösterisini yapıyor.
Ben de tam bu noktada Sovyetler Birliği’nin bıraktığı mirası konuşma ihtiyacı hissediyorum. Bundan tam 70 yıl önceki Cortina d’Ampezzo 1956 Kış Olimpiyat Oyunları’nda ilk defa Sovyetler Birliği bayrağı geçit töreninde yerini aldı.
Helsinki 1952 Yaz Olimpiyat Oyunları’ndaki 295 sporcuyla başlayan SSCB’nin olimpik macerası yaz-kış toplam 18 olimpiyat boyunca sürdü. Sovyetler öyle bir performans gösterdi ki henüz ilk oyunlarında madalya sıralamasında ABD’nin arkasında 22 altın, 30 gümüş ve 19 bronz, toplamda 71 madalya ile ikinci sırada yer aldı. (1)
Bu başarı öyle alelade gelen madalyalarla gelmedi. Sovyetler Birliği, devrimin ilk yıllarından itibaren uyguladığı spor politikası sayesinde sportif aktiviteyi toplumun geneline yayabilmişti.
Sosyalizmde spor
Bolşevikler zihinsel ve bedensel gelişmenin birliğini savunan Peter Lesgaft’tan yakından etkilenmişti. Çarlık rejimine karşı mücadelede etkin olarak Lesgaft’ın teorisini kullanan sosyalistler, daha sonra Lesgaft’ın adını Leningrad’da kurulan Beden Eğitimi Enstitüsü’ne vermişlerdi.
Devrim sonrasında spor, en başta farklı coğrafyalarda yaşayan toplumların kaynaşması, sonra da işçi sınıfını zinde tutmak adına bir araç olarak kullanıldı. Özellikle beden terbiyesi konusunda adımlar atan komünistler ülkenin genelinde atıcılık ve jimnastik topluluklarının kurulması ile ilgili kararı 8 Nisan 1918’de kabul etti. (2) Sovyetler Birliği Komünist Partisi (SBKP) yine her alanda olduğu gibi sporda da öncü olma konusunda sorumluluğu üzerine alarak ülkenin genelindeki spor işlerini düzenlemek için çalışmalar yürüttü.
Spor, ideolojik ve politik ihtiyaçlara cevap vermesinin yanında kadın özgürlüğü için de vazgeçilmez bir aktiviteydi. Çarlık’ın yıkılmasından sonra gericilikle mücadeleye girişen Sovyetler, kadınların gericiliğin boyunduruğundan kurtarılması için 1920’lerde kurulup yaygınlaşan spor kulüplerini kullandı.
Spartakiad ve Olimpiyat
Kızıl Spor Enternasyonali (Sportintern) öncülüğünde 1928’de başlayan Spartakiad (Yaz ve Kış olmak üzere toplamda dört kere düzenlendi. Moskova 1928 Spartakiad’ına 21 farklı spor dalında 7 bin 125 atlet katıldı, aynı yıl düzenlenen Amsterdam1928 Olimpiyat Oyunlarına 17 spor dalından sadece 3 bin atlet katılmıştı. (3) En son 1937’de Antwerp’te faşizme karşı birleşik cephe fikri altında düzenlenen organizasyonun devamı İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelmedi.
Savaş sonrası dönemde giderek güç kazanan Sovyetler Birliği, Batılı Emperyalist ülkelere karşı ideolojik mücadelesini spor alanında da güçlendirmeye karar verdikten sonra yukarıda da bahsettiğim üzere Helsinki 1952’ye katılarak başka alanlarda olduğu gibi sporda da kapitalist \ emperyalist bloka gücünü gösterdi.
Sovyet jimnastik takımının önemli isimlerinden Mariya Gorokhovskaya, katıldığı ilk Olimpiyat Oyunları’nda iki altın ve beş gümüş olmak üzere toplam yedi madalya kazanarak tek bir olimpiyatta en fazla madalya kazanan sporcu unvanını elde etti.
Eski bir savaş esiri olan Sovyet jimnastikçi Viktor Chukarin ise kariyeri boyunca sergilediği azim ve başarıyla öne çıktı. Otuz yaşında katıldığı Olimpiyat Oyunları’nda üçü altın olmak üzere toplam beş madalya kazanan Chukarin, ayrıca iki olimpiyatta üst üste ülkesini temsil ederek istikrarlı performansını sürdürdü.
Yetmiş yıl önce başlayan hikâye
Cortina d’Ampezzo’da düzenlenen 1956 Kış Olimpiyat Oyunları, Sovyetler Birliği’nin spor tarihi için katıldığı ilk kış olimpiyatı olması sebebiyle büyük önem taşıyor. SSCB bu oyunlarda yedi altın olmak üzere toplamda on altı madalya ile madalya sıralamasını lider tamamladı.
Yevgeny Grishin’in sürat pateninde kazandığı iki altın madalyayla beraber Lyubov Kozyreva’nın Kayaklı Koşu’da kazandığı bir altın, bir gümüş madalya, Sovyetler Birliği’nin kış olimpiyatlarında kazandığı ilk madalya olarak tarihe geçti.
Buz Hokeyi’nde kazanılan altın ise Kanada ve ABD arasındaki rekabetin hükmettiği sporda yeni bir süper gücün ayak sesleriydi.
Sovyetlerden sonra…
Sovyetler Birliği’nin Kış Olimpiyatları hikâyesi 1956’dan 1988’e kadar sürdü, Sovyetlerin dağılmasından sonra bıraktığı mirasın içi boşaltılmaya çalışılsa da bir yerlerde canlanmayı bekliyor.
Karşımızda seyircisi ile bağını koparmış, endüstrileşen bir spor sistemi var. Uçuk bilet fiyatları ve sporun kamusal bir hizmet olmaktan çıkması Sovyetlerin dağılışıyla ortaya çıktı. Trump’ın saldırgan politikaları nedeniyle bazı sporcuların Los Angeles 2028 Olimpiyat Oyunları’na katılamayacağı konuşulanlar arasında. Önündeki engeller kalkınca pervasızca sosyalizmin kazanımlarına saldıran kapitalist sistem bugün geldiğimiz noktada sporun hiçbir evrensel değerine rivayet etmiyor.
Kaynakça
- https://www.olympics.com/en/olympic-games/helsinki-1952/medals (Son erişim tarihi 2 Nisan 2026)
- Kılıç, M., Aslan, M., (2016), Sovyet Toplumunda Sporun Rolü, Tarih Okulu Dergisi, Sayı 25, s.195-213.
- Kavel Alpaslan, İşçi oyunları, olimpiyatları geride bırakınca: Spartakiad- https://www.gazeteduvar.com.tr/isci-oyunlari-olimpiyatlari-geride-birakinca-spartakiad-makale-1708421 (Son erişim tarihi 2 Nisan 2026)
- https://www.olympics.com/en/athletes/mariya-gorokhovskaya (Son erişim tarihi 2 Nisan 2026)

