Adolescence üzerine: Incel kültürü ve kadına yönelik şiddet

Kültür Sanat Sayı 31 (Eylül-Ekim 2025)

Alev Doğan

Netflix’te yayınlanan 2025 yapımı Adolescence (Ergenlik) dizisi, dijital platformun en çok izlenen işlerinden bir tanesi oldu. Bu denli yakıcı bir toplumsal bir meseleyi Netflix gibi bir tekelin yayınlıyor olması işin tuhaf boyutlarından bir tanesi. Bu kadar ilgi çekiyor olması da diğer bir boyut elbette.

13 yaşındaki Jamie Miller adlı bir erkek çocuğun, okul arkadaşı Katie Leonard’ı öldürmesine ilişkin yürütülen soruşturmayı konu ediniyor.

Ergenlik 4 bölümlük bir mini dizi. Her bölümü tek plandan oluşan dizinin yönetmenlik koltuğunda Philip Barantini var.

Dizinin senaryosunu ise Jack Thorne ve dizide Jamie’nin babası Eddie’yi canlandıran Stephen Graham var.

Klasik bir “Katil kim” anlatısı değil Ergenlik.

Anlatı, Jamie’nin “Incel” denilen çevrimiçi erkek odaklı kültürden etkilenmesi, bu tip fikirlerle karşılaşması, çevresinden gelen baskılar, arkadaşlıklar, okulda yaşanan siber zorbalık gibi temalar üzerinden şekilleniyor.

“Hedef neden sorusuydu”

Stephen Graham toplumda artan genç kızların genç erkekler tarafından öldürülmesi vakalarından çok etkilenerek kaleme almış Ergenlik dizisini.

Çeşitli röportajlarında ise konuyu nasıl ele aldığını şöyle açıklıyor:

“13 yaşındaki Jamie’nin bir genç kızın öldürülmesiyle suçlanması üzerinden aileyi, okulu, toplumun dışındaki çevreyi sorgulamak istedik. İncel kültürü, online ‘manosphere’ gibi genç erkekleri etkileyen ideolojiler… Bu tarz kavramların gençler üzerinde ne şekilde şekillendiğini ne kadar görünmez ya da anlaşılması zor olduğunu görmek istedik.

Evden, okuldan, çevreden gelen etkilerin toplamıyla bir çocuğun nasıl bu noktaya gelebileceğini anlatmak istedik. Buradaki hedef ‘suçlu kim?’ değil, ‘neden?’ sorusuydu.

Normal bir aile olsun dedik. Babası şiddet uygulayan biri değil; anne-sadece çalışan, alkol sorunu yok; istismar uğramamış. Ama yine de dış faktörlerin çocuğu nasıl sarsabileceğini göstermek istedik.

İnterneti göz ardı edemezsiniz. Artık çocuklar sadece evde kalmıyor; odalarına kapanıp internete erişebiliyorlar ve orada neyle, kimlerle karşılaşacaklarını çoğu zaman ebeveynler tahmin edemiyor.

Biz hepimiz bu hikâyede sorumluyuz—anne-baba, okul, toplum, medya. Kimse tek başına bu durumun sorumlusu değil.”

Dizinin alamet-i farikası

Ergenlik’te, anlatım tekniği açısından zor bir işe soyunmuş işin yaratıcıları. Ama üstesinden geldikleri bu zorluklar sayesinde de dizide anlatılan o toplumsal yaranın ağırlığı izleyiciye geçmiş gibi görünüyor.

Bütün bölümlerin tek planda çekilmesi başta Jamie olmak üzere bütün karakterlerin gri planda kalmasına olanak sağlamış.

Bu cinayetin kişisel bir histeri değil toplumsal bir çürümenin ürünü olduğunu başa yazmış dizi.

Dizi Jamie’nin evine yapılan bir şafak baskını ile açılıyor. 13 yaşındaki bir çocuğun derdest edilerek karakola götürülmesine anlam veremiyor izleyici.

Jamie’nin ona her daim eşlik eden ürkek bakışlarına baktıkça da bu çocuğun bir katil olamayacağını düşünüyorsunuz. Ama çok geçmeden olay yeri kamera görüntüleri faile ve biz seyircilere izletilince konunun ciddiyeti de başka bir hal alıyor.

Kamera katil Jamie ve maktul Katie’nin okudukları okulun koridorlarında dolaşıp, öğrencilerin, öğretmenlerin günlük rutinlerine eşlik ederken başka bir şok yakalıyor izleyiciyi.

Konuştukları dile, hayatı kavrayış biçimlerine baktıkça tuhaf bir yabancılık hissi çekiyor izleyici. 

Sanki birkaç gün önce sıra arkadaşlarından birisi başka bir sıra arkadaşlarını hunharca öldürmemişçesine akışında devam ediyor hayat onlar için.

Ne bir şok ne bir tepki.

Sanki son derece olağan bir durumla karşı karşılarmış, her gün benzeri başlarına geliyormuş gibi.

Kamera ilerleyen bölümde 6 ay sonrasına odaklanıyor.

Jamie’nin psikoloğu ile yaptığı seansa odaklanıyoruz.

Bu bölüm tek başına bile ayrı bir film olabilecek nitelikte. Jamie’nin o erkek egemen kültür ile nasıl da yoğrulduğunu anlıyoruz.

Son bölümde ise Jamie’nin yaşadıkları o kâbusa rağmen yeni hayatlarına alışmaya çalışan ailesini izliyoruz. Jamie’nin ablası, annesi ve babası, Eddie’nin 50. yaş doğum gününü kutlamaya çalışıyorlar.

Dizi, baba Eddie’nin Jamie’nin artık boş kalmış olan odasına yaptığı ziyaretle sona eriyor. Orada oğlundan kalan rengârenk eşyalara bakarak “Ben nerede yanlış yaptım?” sorusunu ve gözyaşları ile bitiyor.

Nedir bu INCEL kültürü

Incel kültürü, Semih Çelik isimli gencin 4 Ekim 2024’te İstanbul’un Fatih ilçesinde Ayşenur Halil ve İkbal Uzuner isimli iki genç kadını canice öldürdükten sonra kendi hayatına son vermesi ile Türkiye’nin gündeminde yer buldu.

Peki neydi bu Incel terimi?

1997’de Kanada’nın Toronto kentinde bir kadın, toplumda önyargılarla karşılanan yalnız insanları bir araya getirecek çevrimiçi bir topluluk kurar. Adını da Involuntary Celibacy Project (İstemsiz Bekârlık Projesi) koyar.

Yani Incel terimi bu iki kelimenin kısaltılmasından oluşuyor.

Incel terimi o dönemde, “kadın ya da erkek, yalnız ve hiç cinsel ilişkiye girmemiş veya uzun süredir ilişkisi olmayan kişileri” tarif ediyordu.

Ama zamanla kadına nefretle özdeşleşen bir topluluğa evrildi.

Reddit, Facebook ve kendi kurdukları sitelerde toplulukları olan Incellerin, son 10 yılda çoğu kadın en az 100 kişinin öldürülmesi ya da yaralanmasıyla ilişkili olduğu belirtiliyor.

Basında yer alan katliamlara bir bakalım.

2014 yılında Elliot Rodger adında bir genç adam, California’da ikisi kadın altı genci öldürdükten sonra intihar etti. Bıraktığı mesajda kadınlarla ilişki kuramadığını belirtiyor ve kadına şiddet çağrısında bulunuyordu. Cinayet Incel topluluklarında övgüyle karşılandı.

2018 yılında Toronto’da Alek Minassian adlı genç adam 10 kişiyi katlettikten sonra, polise verdiği ifadede “Görevini başarmış hissettiğini ve Incel düşüncelerinden ilham aldığını” söylemişti.

2021’de İngiltere’nin Playmouth bölgesinde Jake Davison adlı genç annesi dâhil dört kişiyi vurdu, ardından da intihar etti.  Davison sosyal medyada incel hareketiyle ilgili tartışmalarda aktifti.

Inceller kimliklerini, kadınlara ve duygusal ilişkilere dair derin bir yabancılaşma ve nefret üzerinden inşa ediyorlar. Ve bunu tek başına bireysel psikolojik sorunlarla, ruhsal bunalımlarla açıklamak mümkün değil.

Incel kültürü denen şey, neoliberal ideolojinin yarattığı ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden beslenen bir olgu.

Sosyal medya denen şey ise Incel kültürünün hem üretildiği hem de yayıldığı bir fabrika adeta.

İnsanların toplumla arasına dijital bir bariyer ören sosyal medya, kapitalizmin dayattığı gerçekliği yeniden üretirken, bireylerdeki yetersizlik duygusunu da derinleştiriyor. 

O yüzden Incel, kendi yalnızlığının nedenini sistemin yapısal sorunlarında görmek yerine suçu kadınlara atarak onları birer nefret objesi haline getiriyor.

Sonuç yerine

Ergenlik, bu yakıcı toplumsal meseleyi en yalın haliyle gözler önüne serebildiği için büyük bir alkışı hak ediyor.

Sosyalistlerin toplumu değerlendirme normlarına ilişkin liberallerin sıkça başvurduğu “Aman siz de her şeyi kapitalizme bağlıyorsunuz” minvalinde bir argümanları vardır.

Evet, her şeyi kapitalizme bağlıyoruz.

Çünkü bu çürümüşlüğün tek kaynağının ne olduğunu biliyoruz. Onu kurutmak için de elimizden geleni yapıyoruz.

Ezcümle, Ergenlik’i izleyin, izlettirin.

Ne anlatmak istediğimi anlayacaksınız. 

[1]: https://www.independent.co.uk/arts-entertainment/tv/news/stephen-graham-netflix-adolescence-incel-culture-parents-warning-b2717716.html

Related Posts