Dr. Levent İncedere
Kitabı ilk elime aldığımda ABD’li bir akademisyenden yoldaşlık üzerine bir kitap okumak ilginç gelmişti. İlk okumadan sonra birkaç arkadaşımdan da okumasını rica ettim ki, heveskarlıkla kitabı çok beğenmiş olma olasılığıma karşı bir sigorta olabilsinler. Konu dönüp dolaşıp, Yeni Ülke dergisi için “Okuma Notları” yazmaya gelince, şu benim sigorta konusunu okurla da paylaşma gereği doğdu. Eh madem paylaştık, benim gibi kitabı çok beğenenlerin heveskarlıklarına sigorta olsun diye eşe dosta da okutmasını diliyorum.
Evet, ABD’li – Her seferinde “Amerikalı” yazmamak için hep dikkat etmeye çalışırım, bir de tüm kıta iyi ki ABD değil diye için için sevinirim- bir yazardan ve örneklerin büyük bir kısmı ABD Komünist Partisi’nden olan “yoldaşlık teorisi” konulu bir kitaptan bahsedeceğiz.
Jodi Dean kitabının ilk bölümünde, yoldaş teriminin değişik dillerdeki anlamından ve tarihinden bahsederken aslında kime yoldaş denir ve bir yoldaştan ne beklenmelidir gibi sorulara da giriş mahiyetinde cevaplar vererek başlamış. “Müttefikten Yoldaşa” adını verdiği bu bölümde yoldaş terimini, komünist ve sosyalist gelenekler, içinde bir hitap biçimi, birtakım beklentilerin taşıyıcı kavramı ve bir aidiyet figürü olarak ele aldığını ifade ederken, onun bir siyasi mücadelede aynı tarafta olanlar arasındaki siyasi ilişkinin cisimleştiği kapsayıcı bir figür olma niteliğinin altını çizdiğine dikkat çekiyor.
Yazar yoldaş olmanın önemine ve yarattığı değerlere ilişkin çok önemli değinilerde bulunurken özellikle yoldaşlar arasındaki güvene ve devrimci disipline ilişkin şöyle diyor: “Yoldaşlar olarak eylemlerimiz gönüllülüğe dayanır ama bu eylemler her zaman kendi seçimlerimizin ürünü değillerdir. Birbirimizden hoşlanmadığımızda ve aynı fikirde olmadığımızda bile yoldaşlar birbirine güvenebilmek zorundadır. Yapılması gerekeni yaparız, çünkü bunu yoldaşlarımıza borçluyuz.” [1]
Tam da burada verdiği örnek bizim örgütlü mücadele geleneğimizle çok benzeşmektedir. Bu nedenle örneği olduğu gibi nakledelim: “ Vivian Gornick, The Romance of American Communism (Amerikan Komünizminin Romantizmi) kitabında, parti kadrolarından beklenen doğrultuda gazete satışı ve kapı kapı dolaşıp oy ve destek isteme gibi gündelik angaryalardan nefret etmesine karşın yine de bunları yapan eski bir ABD Komünist Partisi, yani ABDKP (CPUSA-Communist Party of the United States of America) üyesinin sözlerini aktarır: Bunları yapıyordum çünkü yapmasaydım sonraki gün yoldaşlarımın yüzlerine bakamazdım. Hepimiz bunu aynı nedenle yapıyorduk: Birbirimize karşı sorumluyduk.” [2]
Yazar, yoldaş terimini irdelerken onun komünizm hedefine sahip olan örgütlü kişiler için geçerli bir ifade olduğunu titizlikle ortaya koyarken liberal solcuların hem bu terimden neden kaçındıklarını ve hem de işi nasıl sulandırdıklarını açık bir dille ortaya koyuyor. Bu açıdan neredeyse liberal solculara karşı bir haykırış şeklinde şu ifadeleri kullanıyor: “Başka her türlü siyasi ilişki biçimi gözden geçirilip ıslah edilebilir, yenilenebilir, üzerinde yeniden düşünülebilir, yeni baştan tahayyül ve tasarruf edilebilir ama komünistlerin partisi asla!” [3]
Yazar bir yandan “bir yoldaşlık teorisi ortak bir mücadeleye müşterek bağlılığın nasıl yeni kuvvetler ve kapasiteler ürettiğinin anlaşılmasını sağlamak suretiyle bu yenilenmeye katkıda bulunabilir” derken diğer taraftan yoldaş kavramını ilişkiler açısından şu şeklide ele almaktadır “Parti ilişkilerinin liderler ile liderlik edilenler arasındaki ilişkilere indirgenmesine karşı, yoldaş siyasi aidiyetin siyasi mücadelede aynı safta olanlar üzerindeki etkileriyle ilgilidir. Sömürüden, baskıdan ve bağnazlıktan kurtulmuş bir dünya için hep birlikte mücadele ederken birbirimize güvenip bel bağlamak zorundayız. Yoldaş işte bu ilişkinin adıdır.” [4]
Dean, “Kapsayıcı Yoldaş” ismini verdiği ikinci bölümde “kadı yoldaş” ve “siyah yoldaş” gibi kavramlar üzerinden yoldaşlığın eşitlikçi karakterini analiz ediyor.
Belki de kitabın en ilgi çekici bölümü olan “Yoldaş Üzerine Dört Tez” bölümü bir akademik titizlikle ele alınmış ve şu tezler açıklanmaya çalışılmıştır. [5]
Birinci Tez: Yoldaş, aynılık, eşitlik ve dayanışmanın damgasını vurduğu bir ilişkinin adıdır. Komünistler için bu aynılık, eşitlik ve dayanışma ütopyacı bir içerikte olup, kapitalist toplumun belirlemelerini akamete uğratır.
İkinci Tez: Herkes değil ama herhangi biri yoldaş olabilir.
Üçüncü Tez: (Bir kimlik alanı olarak) birey, yoldaşın “Ötekisi”dir.
Dördüncü Tez: Yoldaşlar arası ilişki bir hakikate sadakat üzerinden kurulur. Yoldaşlık pratikleri bu sadakati cisimleştirip, sadık olunan hakikati dünyaya nakşeder.
Yazar “Sen Benim Yoldaşım Değilsin” isimli son bölümde ise kişilerin neden ve hangi yollarla yoldaş olmaktan çıktığını ya da çıkarıldığını ele almaktadır.
Büyük bir içtenlikle yazılmış ve bolca örnekle desteklenmiş bu sıcacık ve yoldaşça kitabı keyifle okumanızı diliyoruz.
Unutmadan başlarken söylediğimiz gibi, benim gibi kitabı çok beğenen “heveskarlar” sigorta olsun diye eşe dosta, eh artık varsa yoldaşlarına da okutmayı unutmasın.
NOTLAR
¹ Jodi Dean, Yoldaş Siyasi Aidiyet Üzerine Bir Deneme, Minotor Kitap, 2021
² age
³ age
⁴ age
⁵ age

