Kültür-Sanat

Paris 1871 Komünü, Vendôme Sütunu ve bir ressam Gustave Courbet

Cengiz Kılçer

Tam da Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından kaleme alınan “Komünist Manifesto”nun yayınlandığı sırada, Avrupa kıtasında önemli devrimci hareketler peşpeşe patlak verdi: 1848 devrimleri… Devrim ateşinin kıvılcımları önce Paris’ten başladı, sonra İtalya’ya, ardından Viyana’ya, Berlin’den Budapeşte’ye kadar geniş bir coğrafyaya yayıldı.

1848 Devrimi’nin kıvılcımı, Fransız ressam Gustave Courbet’in (1819-1877) resimlerine de sıçrıyor, sanatındaki romantik eğilimlerin son kalıntılarını da silip süpürüyor ve onu realist bir sanatçıya hatta realizmin öncüsüne dönüştürüyordu. Courbet’in, sanatçının her şeyden önce sıradan bir insan olması ve özel bir varlık olmaması gerektiği görüşü, o zamanki yaygın olan sanat anlayışıyla taban tabana zıttı. Ressamın 1849 tarihli Taş Kıranlar tablosu gerçekçilik akımını belirleyen bir çalışma olarak görülebilir. Courbet, Realist hareketin önde gelen destekçilerinden Fransız sanat eleştirmeni ve romancı  J. F. Felix Fleury-Husson’a yazdığı mektupta sanat yaşamının dönüm noktası olan Taş Kıranlar tablosunun öyküsünü şöyle anlatıyor:

“Senden ayrıldığımdan beri çok daha fazla resim yaptım. Bunlardan ilki, çok acınası iki figürden oluşan Taş Kıranlar’ın tablosu: Biri yaşlı bir adam, hizmet ve yaşla birlikte sertleşmiş eski bir makine. Güneşten yanmış olan başı, toz ve yağmurla kararmış bir hasır şapkayla örtülüdür. Bükülmüş kolları, ham keten bir gömlekle kaplı. Kırmızı çizgili yeleğinde, kenarları bakır, boynuzdan yapılmış bir tütün kutusu. Dizinde, hasır üzerinde, kendi kendine durabilen keçe pantolonunda büyük bir yama; Tahta ayakkabısı içinde yıpranmış mavi çoraplarından topukları görünüyor. Arkasındaki, iskorbüt hastalığından muzdarip, on beş yaş civarında genç bir adam. Kollarını ve iki yanını gösteren kirli keten paçavralardan menkul gömleği… Pantolonu deri bir kayışla tutturulmuş ve ayaklarında her tarafında uzun zaman önce delikler açılmış olan, babasının eski ayakkabıları var. İş gereçleri yerde sağa sola dağılmış: bir küfe, bir oturak, bir çapa, öğlen çorbalarını taşıdıkları rustik bir tencere ve bir kese içerisinde bir parça kara ekmek. Bunların hepsi güneş ışığı altında, bir yol kenarındaki hendekte yer alıyor. Figürler, arkasında bulutların gölgelerinin hareket ettiği tuvali dolduran büyük bir dağın yer aldığı yeşil fonun önünde görülüyor. Sadece sağ köşede, dağın yamaçlarında biraz mavi gökyüzü görülebiliyor. Hiçbirini ben uydurmadım sevgili dostum. Bu insanları her gün yürüyüşüm sırasında gördüm. Üstelik o noktada her şey başladığı gibi biter.”[i]

“Taş Kıranlar” adlı tablosu, diğer 154 tabloyla birlikte İkinci Dünya Savaşı sırasında Dresden yakınlarındaki Königstein kalesine taşındığı sırada nakliye aracının Şubat 1945’te ABD ve Britanya Kraliyet Hava Kuvvetleri tarafından bombalanması sonucunda yok edilmiştir.

Komün Vendôme Sütununu yıkıyor

1871’de Komün kurulduğunda, Courbet büyük bir coşku ve militan bir inançla Komün’e katıldı. Arkadaşı Pierre Joseph Proudhon[ii] tarafından beslenen sosyalist inançları, sanatsal radikalizmiyle bütünleşmişti, bu nedenle Komünarlara olan ilgisi doğaldı. Komün Konseyi’ne seçildi, Halk Eğitimi temsilcisi ve Sanat Komisyonu’nun ardından gelen Sanatçılar Federasyonu’nun başkanı oldu.

Komün’den bir yıl önce Gustave Courbet, Eylül 1870’te Milli Savunma Hükümeti’ne yazdığı mektupta Vendôme Sütununun kaldırılmasını önermektedir:

“Vendôme Sütunu sanatsal hiçbir değer taşımamakla birlikte imparatorluk hanedanlığındaki savaş ve fetih düşüncelerini ifade etmektedir. Ki, aynı düşünceler bir cumhuriyet ulusunun reddettiği nosyonlardır, dolayısıyla yurttaş Courbet, Savunma Bakanlığı’nın bu sütunun yıkılması konusunda izin vermesi gerektiğini belirtmektedir.”[iii]

Milli Savunma Hükümeti, Courbet‘in sütunu yıkma önerisine dair hiçbir şey yapmadı. Ancak bu unutulmadı da.

12 Nisan 1871’de Paris Komünü, Doctor Sémerie tarafından hazırlanan bir kararnameyle, Bonapartizm’in sembolü olan Vendôme Sütununu yıkmaya şu gerekçeyle karar verdi:

“Vendôme meydanındaki imparatorluk sütunu; barbarlığın, kaba kuvvetin, sahte bir zaferin anıtıdır, militarizimi onaylar, galiplerin mağluplara karşı kalıcı bir hakaretidir, Fransa Cumhuriyeti’nin üç büyük ilkesinden ‘kardeşlik’ ilkesine bir saldırıdır. Vendôme Sütunu yıkılacaktır!” [iv]

Vendôme Sütunu’nun yıkım kararı 1871 yılının 16 Mayıs’ında yerine getirildi. Paris Komünü’nün emri üzerine ve Parisliler’in alkışları ve tezahüratları arasında yerle yeksan edildi. Karl Marx, bu hadiseyi sanki yıllar öncesinden görmüştü Aralık 1851-Mart 1852 arasında şunları yazmıştı:

“Ama imparatorluk pelerini en sonunda Louis Bonaparte’ın omuzlarından düştüğü gün, Napoleon’un tunçtan heykeli, Vendôme dikilitaşının tepesinden gümbürtüyle devrilecektir.[v]

1877’de, ölümünden bir yıl önce, Courbet, Komün’e katılımının bir sonucu olarak İsviçre’de sürgündeydi ve daha da önemlisi, Vendôme Sütunu’nun imha edilmesindeki sözde sorumluluğu nedeniyle resmi olarak gözden düşmüştü. 1871 ile 1881 arasında Courbet’den bahsetmek Komün’den bahsetmek, Komün’den bahsetmek de Courbet’den bahsetmekti. 1881’de birçok eleştirmen için bu Courbet’ten bahsetmemek, onu görmemek için bir gerekçeydi. Sanatçının ölümünden bir aydan biraz daha fazla bir süre önce mahkeme, sütunun yeniden inşasının masrafını karşılaması için eserlerinin toplamda 10 bin frank gibi gülünç ve önemsiz bir meblâğ karşılığında satışına karar verdi. Aksi kanıtlanmaya çalışılsa da Komün günlerinde, Paris şehrinin sanatsal birikimi herhangi bir saldırıya maruz kalmadı ve Paris Katedrali ciddi bir suistimale uğramadı. Yine, ne Paris’te 1806’da Napolyon’un doğum günü olan 15 Ağustos’ta inşasına başlanan Zafer Takı’na (Arc de Triomphe), ne de kubbesi 12.65 kilogram altın varakla süslenmiş Dôme des Invalides’deki Napolyon’un Mezarı gibi görkemli Bonapartist anıtlara –her ne kadar kışkırtıcı olsa da– Komünarlar, barışçı ve eşitlikçi tüm duygularının kabarmasına rağmen dokunmadılar bile.

Ve sonra Komün 28 Mayıs 1871’de yenildi. 30 bin Komünar ve sonradan idam edilenleri de eklersek 50 bin kişi katledildi ve bu katliam dünya tarihine “Semaine sanglante” -Kanlı Hafta- olarak geçti. Friedrich Engels, burjuvazinin barbarlığının tarifini yaparken 1848 Haziranındaki işçilerin katledilmesiyle ile 1871 Paris Komünü’nün karşılaştırmasını yapar:

Proletarya, kendi öz çıkarları ve kendi öz istemleriyle ayrı bir sınıf olarak burjuvazinin karşısına çıkma cüretinde bulunur bulunmaz burjuvazi, öç almada hangi çılgınca yırtıcılığa kadar yükselebileceğini ilk kez gösteriyordu. Gene de 1871 burjuvazisinin kudurganlığı karşısında 1848, henüz bir çocuk oyunundan başka bir şey değildi.[vi]

[i] A Chronology of Gustave Courbet’s The Stonebreakers. http://lanchestergalleryprojects.org.uk/wp-content/uploads/Courbet-Booklet.pdf (Erişim Tarihi: 9 Mart 2021)

[ii] “1871 yılında, hatta zanaatçılığın merkezi olan Paris’te bile, büyük sanayi bir istisna olmaktan öylesine çıkmıştı ki Komün’ün en önemli kararnamesiyle, yalnız emekçilerin ortaklaşmasına dayanmakla kalmayacak, ayrıca bütün bu ortaklaşmaları (dernekleri) büyük bir federasyon içinde toplayacak bir büyük sanayi ve hatta manüfaktür örgütü; kısacası Marx’ın İç Savaş’ta çok haklı olarak söylediği gibi, sonunda komünizme, yani Proudhon öğretisinin tam tersine varacak olan bir örgüt kuruluyordu. Ve Komün işte bu nedenle de Proudhoncu sosyalizm okulunun mezarı oldu.” Engels, F. (2005). Karl Marx’ın Fransa’da İç Savaşına Giriş. K. Marx içinde, Fransa’da İç Savaş (Çev. K. Somer). Ankara: Sol Yayınları. s. 17

[iii] Non, la cummune n’a pas… (30) et Courbet n’a pas déboulonné la collone Vendôme (2016, Haziran 16),

https://macommunedeparis.com/2016/06/16/non-la-commune-na-pas-30-et-courbet-na-pas-deboulonne-la-colonne-vendome/ (Erişim Tarihi: 10 Mart 2021)

[iv] Labica, D.(2019, Mart 31) Pourquoi les Coummunards ont-ils abattu Vendôme https://www.revolutionpermanente.fr/Pourquoi-les-Communards-ont-ils-abattu-Vendome (Erişim Tarihi: 9 Mart 2021)

[v] Marx, K. (1976). Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i. (Çev.S. Belli), Ankara: Sol Yayınları. s. 145

[vi] Engels, F. (2005). Karl Marx’ın Fransa’da İç Savaşına Giriş. K. Marx içinde, Fransa’da İç Savaş (Çev. K. Somer) s. 10). Ankara: Sol Yayınları.

Abone olmak için tıklayınız

Comments are closed.

0 %